Son zamanlarda etrafımızda sıkça duyduğumuz bir cümle var:

‘Depresyona girdim.’ İnsanların depresyon kelimesini genelde kötü bir hafta geçirdiğinde, ikili ilişkilerinde işler istedikleri gibi gitmediğinde veya belki de bir sınavları kötü geçtiğinde kullanabiliyor.

Geçirilen zor bir dönem, etrafı tarafından anlaşılamama hissi kişide yalnızlık ve tükenmişlik hisleri oluşturabilir.

Herkes hayatında dönem dönem duygusal zorlanmalar yaşabilir ve bu çok normaldir. Ayrıca çok da doğaldır.

Mevsimler gibi hayatımızın da baharı, yazı, belki de sert geçebilen bir sonbaharı, kışı olabilir.

Zorlanmak, üzülmek, halsiz hissetmek ya da hayattan keyif alamamak insan olmanın bir parçasıdır.

Herkes zaman zaman bu duyguları yaşayabilir. Ancak depresyon, günlük dilde kullandığımız bu geçici ruh hallerinden çok daha fazlasıdır.

Klinik depresyon; süresi, şiddeti ve işlevselliği bozma düzeyi ile değerlendirilir.

Bu mental bozukluğun tanısı ancak bir ruh sağlığı uzmanı tarafından konulabilir.

Kendimize kolayca ben depresyondayım diyebilmek çoğu zaman hatalı bir davranıştır. Bu söylem gerçekten depresyonla mücadele eden kişilerin yaşadıklarının sıradanlaştırılması demektir.

Ayrıca bu söylem kendi ruh halimize koyduğumuz yanlış bir etikettir.

Bu durum, ihtiyaç duyulan desteğin fark edilmesini ve doğru yardım yollarına yönelmeyi geciktirici bir davranış olabilir.

Dahası, yaşadığımız duygusal zorlanmaya illaki bir isim takmak zorunda hissetmemeliyiz.

Hissettiğimiz her duygunun bir önemi vardır.

Duygularımızı küçümsemeden, değiştirmeye çalışmadan onları anlamaya çalışmak önemlidir. Bu süreçte de kullandığımız kavramları yerli yerinde kullanmakta fayda vardır.

Her mutsuzluk veya olumsuz ruh hali depresyona girdiğimiz anlamına gelmez.

Fakat yaşadığımız bu olumsuz duyguları bastırmadan, onları anlayarak ve ciddiye alarak hayatımıza şekil vermek bizim elimizdedir.

Zehra Durmuş

Psikolog & Aile Danışmanı