Birini ağlarken gördüğümüzde neden bizim de gözlerimiz dolar? Ya da biri üzüldüğünde, onun duygusu nasıl olur da bize de bulaşır?
Günlük hayatta sıkça yaşadığımız bu durumun sadece “iyi kalpli olmakla” açıklanmadığını hiç düşündük mü?
Empati yeteneği, kişisel ve profesyonel hayatımızda güven ve yakınlık kurabilmemizi sağlar. İnsan, kendini ifade edebildiği ve karşısındaki kişinin onu duygusal ve bilişsel olarak anlayabildiği ortamlarda daha rahat hisseder.
Duygusal bir film izlerken arkadaşımızla birlikte ağlayabilmek, çocuğumuzun kazandığı bir sınavı kendimiz kazanmışçasına coşkuyla kutlamak ya da yetiştiremediği bir proje nedeniyle kaygı duyan eşimizin stresini içten içe hissedebilmek…
Tüm bunlar, karşımızdaki kişinin duygularını anlayabilme ve kısmen hissedebilme kapasitemizin bir yansımasıdır. Bu oldukça insani ve doğal bir özelliktir. Ancak bu durumun biyolojik bir temele dayanması, konuyu daha da ilginç hale getirir.
Araştırmalar, beynimizde bulunan “ayna nöronlar” adı verilen bazı hücrelerin, başkalarının davranışlarını ve duygularını gözlemlediğimizde aktif hale geldiğini göstermektedir.
Yani birini izlerken, beynimiz sanki o deneyimi kısmen biz yaşıyormuşuz gibi tepki verebilir.
Elbette empati yalnızca bu nöronlarla açıklanamaz. Düşüncelerimiz, geçmiş deneyimlerimiz ve içinde bulunduğumuz sosyal çevre de empati kurma biçimimizi etkiler.
Yine de ayna nöronlar, başkalarının duygularına neden bu kadar hızlı tepki verdiğimizi anlamak için önemli bir ipucu sunar.
Belki de bu yüzden, bir başkasının acısına kayıtsız kalmak her zaman o kadar kolay değildir.
Çünkü bazen, karşımızdakini anlamak sadece bir seçim değil, aynı zamanda beynimizin bize sunduğu doğal bir eğilimdir.
Empati yeteneğimizi geliştirmek de mümkündür. Bunun için öncelikle karşımızdakini gerçekten dinlemek, sözünü kesmeden kendini ifade etmesine alan tanımak önemlidir.
Ayrıca önyargılardan uzak durmak ve kesin yargılara varmadan önce anlamaya çalışmak empatik yaklaşımı güçlendirir.
Unutmamalıyız ki empati kurmanın en önemli adımlarından biri, kendi duygularımızı tanıyabilmektir.
Ne zaman sevindiğimizi, üzüldüğümüzü, korktuğumuzu ya da hayal kırıklığı yaşadığımızı fark edebilmek; başkalarının duygularını anlamamızı da kolaylaştırır.
Zehra Durmuş
Psikolog & Aile danışmanı