Nisan ayının sonlarına yaklaşmışken, bu ayın anlam ve önemine dair birkaç söz söylemek isterim.

1992 yılından bu yana Nisan ayı, dünya genelinde “Stres Farkındalık Ayı” olarak kabul edilmektedir.

Stres; fiziksel ve ruhsal sağlığımızı etkileyen, duygu ve davranışlarımız üzerinde güçlü etkileri olan, hatta bağışıklık sistemimizi bile etkileyebilen önemli bir faktördür.

Peki, bu ayın amacı nedir? Modern yaşamın beraberinde getirdiği stres kaynaklarını fark edebilmek ve bunlarla başa çıkma yöntemlerimizi geliştirebilmektir.

Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkar: Stres faktörlerini tamamen ortadan kaldırmak gerçekten mümkün mü?

Ya da bunu düşündüğümüz kadar kolay uygulayabiliyor muyuz?

Tam da bu noktada, stresi yok etmeye çalışmaktan ziyade onu yönetebilmek önem kazanır. Çünkü hayatımızdaki krizleri tamamen ortadan kaldırmak çoğu zaman mümkün değildir.

Asıl belirleyici olan, yaşadığımız bu durumların bizi ne ölçüde etkilemesine izin verdiğimizdir.

Stres genellikle kaçınılması gereken bir durum olarak görülür. Oysa mesele her zaman stresin varlığı değil, onun düzeyidir.

Kontrolsüz stres; insanı yoran, enerjisini tüketen ve motivasyonunu düşüren bir hale gelebilir.

Ancak tamamen yokluğu da düşünüldüğü kadar ideal değildir. Çünkü hiç kaygı hissetmediğimiz bir durumda harekete geçmek, çaba göstermek ve sorumluluk almak çoğu zaman zorlaşır.

Bunu günlük hayatta sıkça deneyimleriz. Özellikle öğrencilik hayatında, sınavın zor olacağına dair yapılan vurguların öğrenciyi nasıl daha fazla çalışmaya ittiğini fark edebiliriz.

Belki de sınav sandığımız kadar zor değildir; ancak o “biraz gerginlik” hali bizi harekete geçirir. İşte bu yüzden stres, her zaman düşman değil; doğru düzeyde olduğunda aslında bir itici güçtür.

Yaşadığımız stresi yönetebilmek için bazı stratejilerden faydalanabiliriz. Bunlar arasında kısa molalar vermek, zihni kısa süreliğine farklı bir aktiviteyle meşgul etmek, mindfulness (farkındalık) egzersizleri yapmak, anda kalmaya çalışmak, düzenli nefes egzersizleri uygulamak, sporu ve bedensel aktiviteleri hayatımıza dahil etmek, düzenli uyumak ve dengeli beslenmek yer alır.

Bu alışkanlıklar, stresin yönetilmesinde oldukça etkili olabilir.

Unutmamamız gereken en önemli nokta, stresin hayatımızda her zaman var olabileceği gerçeğidir.

Bu nedenle onunla birlikte yaşayabilmeyi, onu dönüştürmeyi ve yönetmeyi öğrenmek önemlidir.

Bu süreçte destek ve yardım talep etmek ise bir zayıflık değil, aksine kişinin kendine yapabileceği en değerli iyiliklerden biridir.

Zehra DURMUŞ

Psikolog & Aile Danışmanı