Bize çocukluğumuzdan beri "Sabrın sonu selamettir." denildi. Peki ya sabrın sonunda gelen şey selamet değil de tükenmişlik olursa? Asıl düşündürücü olan, sabır göstermemiz değil; bu sabrı ne için ve kime gösterdiğimizdir.
Sabır hayatımızın birçok alanında karşımıza çıkar. Kimi zaman yeni bir dil öğrenirken, kimi zaman bir spor dalında gelişmeye çalışırken, kimi zaman da uzun ve yorucu bir eğitim sürecini tamamlarken, kimi zaman da bir ebeveyn olarak çocuğumuzu yetiştirirken... Bu tür sabır, bizi hedefimize biraz daha yaklaştıran üretken bir güçtür. Çünkü motivasyonumuzu koruyabilmeyi, düştüğümüzde yeniden ayağa kalkabilmeyi ve sürece emek vermeyi içerir. Sonuç her zaman istediğimiz gibi olmasa bile, gösterdiğimiz çaba çoğu zaman kendimize duyduğumuz saygıyı artırır.
Sağlıklı ilişkilerde ise sabır, duyguları bastırmak değil; duyguların yatışmasına fırsat tanımaktır. Çünkü öfke anında söylenen sözler çoğu zaman sorunu çözmek yerine derinleştirir. Sabır, etkin dinleyebilmeyi, karşı tarafın bakış açısını anlamayı, empatik yaklaşabilmeyi ve çatışmaları büyütmeden çözebilmeyi kolaylaştırır. Öfkenin veya hissedilen zor bir duygunun davranışlarımızı yönetmesine izin vermemektir.
Ancak sabır her zaman aynı anlamı taşımaz. Aynı erdem, ikili ilişkilerde bazen bizi güçlendirirken bazen de sessizce tüketebilir.
Sürekli tekrarlanan saygısızlığa, manipülasyona ya da kasıtlı kötü muameleye sessizce katlanmak anlamına geldiğinde sabır artık bizi koruyan değil, tüketen bir davranış hâline gelebilir. Sürekli çatışmaların yaşandığı bir ilişkide partnerimizin "nasıl olsa değişeceğine" inanarak yıllarca beklemek ya da bize tekrar tekrar derin üzüntü yaşatan bir arkadaşımızın davranışlarını görmezden gelerek ilişkiyi tek başımıza ayakta tutmaya çalışmak, sabrın yapıcı yönünden çok yıpratıcı tarafına işaret eder. Çünkü bir ilişkiyi yalnızca tek kişinin sabrı değil, iki tarafın da sorumluluk alması ve değişime istekli olması ayakta tutabilir.
Belki de olgunluk, her şeye sabretmek değil; ne zaman sabredeceğini, ne zaman ise "Hayır, buna artık izin vermiyorum." diyebileceğini bilmektir. Çünkü bazen gerçek selamet, sabretmeye devam etmekte değil, kendimizi koruyacak sınırı çizebilmektedir.
Zehra ŞEN
Psikolog & Aile Danışmanı