Bizim jenerasyon, bir üstü ve bir altı, bir nebze doksanların çocukları iyi bilirler, mahallede, sokakta, okul bahçelerinde, merada, çayırlıkta velhasıl yüz metrekarelik alanlarda kıran kırana dikine futbol oynamayı… Teneffüslerde bile küçücük okul bahçesinde hızlıca eşleşip girişirdik mücadeleye, kurallar katıydı, cezalar acımasız ve atan alırdı topu… Top ortaklaşa alınırdı, ya da zorunlu müdavimimiz bir zengin çocuğunun meşin yuvarlağıydı oyun materyalimiz… Dışarıdan müdahale yoktu kendi seçtiğimiz hakem dışında, faul yapan söylerdi, eline değen suskun, ufak bir kavga da çıkardı ama oyun biter, kavga biter, akşama sulh olur, yarına baştan başlardı hayat… Kin güdülmezdi mesela, bir rekabet, bir kazanma hırsı vardı elbet ama nihayetinde oyundu adı ve eğlenmekti gaye…

Türlü oyunlarımız vardı futbol dışında, strateji içerirdi çoğu, yetenek isterdi belki, biraz zekâ, bir miktar hırs ve çokça disiplin… Kurallar katiydi ama eğlenirdi herkes, gelişirdi her çocuk mental, bedensel ve kişisel…

Spor, (branşından ve alanından bağımsız) oyundur, eğlencedir yani, oynayan da izleyen de keyif almalıdır yaptığından… Spor araçtır yani, dopamine, adrenaline ve nihayet mutluluğa boğar insanı, iyi hissedersin, sağlıklı olursun, keyfini çıkartırsın o kadar…

Spor bir yaşam disiplini, düzenli bir hayat sunar sana, zorlandıkça gelişir, geliştikçe kendine hayret eder, hayran olursun, özgüvenin artar… Sosyalleşmek, paylaşmayı bilmek, azimle, hırs arasındaki ince çizgiyi fark etmektir…

Spor, erdemli rekabettir, en yakın arkadaşınla, en sevdiklerinle dostça, kardeşçe yarışmaktır, en çok ta kendinle yarışmaktır spor… Kendini aşmaktır, beş yıl önceki, bir ay önceki, dünkü kendini geçebilmektir…

Spor, ahlaktır, emeğe saygıdır, kul hakkına riayettir… Ahlaksız kazanmaktansa onurlu kaybetmektir…

Spor, bireyi birlemektir, aileyi, mahalleyi, o şehri, o camiayı, o ülkeyi birlemek, birleştirmektir… Kardeş olmaktır, birlikte üzülmek, birlikte sevinmek, birlikte gözyaşı döküp gururlanmaktır…

Spor, örnek olmaktır, yeni nesile, hikâyesiyle, azmiyle, yaşantısıyla, ahlakıyla… Rol model olmaktır topluma, güzel şeyler göstermektir sevgiden, dostluktan, centilmenlikten ve hatta temizlikten yana…

Spor, olgunlaşmaktır, başak gibi olgunlaştıkça, geliştikçe, boynu bükük, mütevazı olmaktır… Disiplinli çalışmayla, azim ve gayretle mükellef olduğunu bilip, sonuca razı olmak, tevekkül etmektir spor…

Spor, akademik başarının muadili değil, aksine zihni arındıran, ruhu dinlendiren, vücut iklimini serinleten dolayısıyla akademik başarıyı motive edendir aslında… Spor katalizördür, hayata tutundurur, bütün hedeflerine kilitler insanı. Çocuğa da yaşlıya da aynıdır etkisi…

Spor, boş zamanı doldurmaz, bağımlılıktan, suçtan, kötü alışkanlıklardan ve kötülükten geri koymaz amma, spor yapanın böyle sorunları zaten olmaz… Demem o ki, spor yapanın boş vakti olmaz, sporcu madde ya da teknoloji bağımlısı, kötü alışkanlıkları olmaz/olamaz…

Spor, kaliteli zaman verir insana, odaklanırsın, antrenmanda ayrı, müsabakasında ayrı motive olur, beynini resetlersin, hayatın olumsuz gidişatına mola verirsin o saatlerde…

Fayda maliyet analizi yaparsak, çok ucuza çok şey katarsın hayatına sporla, dahası, dahası var…

Böyle bakmalıyız spora, devlet bu minvalde politika üretmeli, zorunlu hale getirmeli en az iki branşı… Anne babalar böyle bakmalı, gençler böyle görmeli, çocuklar imrenmeli, heves etmeli bu şekliyle… Antrenörler, hocalar, kulüp yöneticileri ve tüm toplum bu zaviyelerden bakmalı spora…

Spor deyince ilk futbol gelir akla ve en sıkıntılı branş maalesef bu. Binlerce çocuk devam ediyor futbol okullarına, en yoğrulacak, karakter oturtulacak çağda çocuklar… Ve ben kendi kulaklarımla ceza sahasında topu kaptıran 11 yaşındaki bir çocuğa : “ulan eş..oğlu yere atsana kendini” dediğini duydum… Kazanmak için her şeyin mubah olduğunu bilinçaltına atan bir hoca örneği bu… Çocuğunuzu emanet edeceğiniz adamı da, kurumu da kulübü de seçerken, irdeleyin, inceleyin… Telafisi olmaz bazı şeylerin…

Geçen yıl, meslek hayatımda ilk defa, 12 yaşındaki çocukların basket müsabakasının seyircisiz oynanması kararını gördüm bu şehirde… Çok üzüldüm, çünkü taşkınlık yapan velilerdi, spor olayını yanlış anlamışlardı demek ki, kazanma hırsı kör etmişti kendilerini… Bu bakış açısı çocuklarına da sirayet eder maazallah… Oysa salon sporlarının seyircisi daha kibardır, birbirine saygılıdır, taşkınlık yapmaz, efendice izler, alkışlar her iki takımı da… Öyle biliriz, öyle kalmalı…

Sezon başında, son sözüm seyirci ve sporcularımıza… Bulunduğunuz ortamı, siz gittikten sonra birileri temizleyiyor ve o kişinin dünyaya geliş sebebi, sizin pervasızca sağa sola fırlattığınız ped şişelerini, çekirdek kabuklarını, kağıtları, çöpleri temizlemek olamaz… Kirletmezseniz temizlik sorunu olmaz velhasıl…

Ezcümle… Spor, çocukluğumuzdaki oyunlar kadar masum, o kadar eğlenceli, o denli disiplinli olsun, tuttuğunuz takım şampiyon olsun, olmazsa da canınız sağolsun…

​​YUSUF ŞEVKİ YÜCEL​

​​07.09.2026​ ​|​ ​[email protected]