Birkaç ay önce İnegöl Belediyesi Meclisinde pazartesi pazarı ile cumartesi pazarının yerlerinin değiştirilmesi gündeme gelmiş, konu komisyona havale edilmiş, yaklaşık bir ay sonra komisyon kararı mecliste okunmuş ve bu değişiklik kabul edilmemiiiş…

Komisyon, raporunu hazırlarken muhtemelen pazarcı esnafından birçoğunun fikrini almış, pazartesi pazarı çevresindeki esnafla görüşmüş, cumartesi pazarı ile alakalı da kendi kanaatlerini ortaya koyarak olumsuz bir rapor, ya da değişikliğin faydalı olmayacağı düşüncelerini meclise sunmuş… Öyle de etkili olmuş ki, oylamada önergeyi gündeme alan grup bile tersi yönde oy kullanmış…

Hayırlı olsun da keşke pazartesi pazarı mağdurlarından biri ve en önemlisi olan Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğünün de bir fikrini alaydı, hiç olmazsa birkaç kelam dert dinleyeydi bu komisyon…

Malumunuz cumartesi günleri, kurumumuzun, yani spor salonumuzun önünde kuruluyor pazar ve pazarcı esnafı da dâhil olmak üzere gün boyu otopark olarak kurum bahçesini kullanıyor insanlar…

Öyle edepli usturuplu olmadıklarını da tahmin ediyorsunuzdur... Basket potası üçüncü kez devrildi, elektrik direklerine çarpanı da var bocce sahasının ortasına park edeni de, giriş kapısının önüne bodoslama koyanı da var bankete çıkanı da…

Yan tarafta İlçe Stadımız var ve her hafta ya İnegölspor’un ya Kafkasspor’un müsabakası oynanıyor, o taraf ayrı bir keşmekeş…

Salonumuzda basket, voleybol, badminton,futsal, müsabakaları ve kurum antrenörlerimizin antrenmanları oluyor gün boyu, ne seyirci ne sporcu sağlıkla ve güvenle giremiyor salona…

Oysa bizim çalışma zamanlarımız çocukların ve seyircilerin dinlenme zamanı doğal olarak…

Kendi salonumuzun bahçesine kendi kurum aracımızı park edemiyoruz çoğu zaman…

Pazar esnafının saygısız halleri, vurdumduymazlığı da cabası… Neredeyse her hafta kavga pozisyonuna geliyoruz onlarla…

Komisyonumuz elbette ki bizden daha iyi bilir, muhakkak ki, kendi hasletleri dolayısıyla seçilmiş arkadaşlar da, dinleyeydi bizi de, anlataydık üslubumuzu bozmadan…

Neyse geldi ve geçti, muhtemelen konu da kapandı, canları sağ olsun…

Ben konuyu enine boyuna kamuoyuyla tahlil ve münakaşa edeyim şimdi…

Semt pazarı, köylü pazarı ya da mahalle pazarı nedir, hangi ihtiyaca binaen oluşturulmuş sistemdir, fayda ve zararı, nedir, topluma ekonomik ve sosyal ne getirmekte ne götürmektedir, ihtiyaç mıdır, çağ değişti, onlar değişti mi, yük müdür, absürt müdür, lüks müdür, hasene midir mesele midir?, bakalım…

Eskiden mahallelerde birkaç bakkal vardı, belki sınırlı çeşitte sebze meyve satan manavlar vardı… Köylü üretirdi, mevsiminde kendi organik ürününü, genellikle Cuma vakti cami çevresinde küçük tezgâhlarında satar, para kazanır, taze ürünleri mahalleliyle buluştururdu… Pazar fikri böyle doğmuştur sanırım. Köylü ve üreticilere tahsis edilmiş alanlarda, taze ve ucuz ürünlerini sergiler köylüler, belki birkaç manifaturacı, zahireci, kuru baklagil satan tüccar da olurdu aralarında…

Kadınlar gelirdi daha çok pazar arabalarıyla, sepetleriyle…

Gaz, tuz, kibrit ve haftalık sebzesini, meyvesini alırdı mahallenin insanı…

İhtiyaçtı, evet. Ekonomikti, evet…

Mahallelinin ayağına gelmesi en güzeliydi, kâr oradaydı…

Alışveriş orada başlar orada biterdi… Yağ peynir satan, karpuz, domates alır dönerdi evine… Nüfus 20 bin, belki 50 bin idi İnegöl’de, araba yoktu, süpermarket yoktu, avm yoktu, Pazar açık avm misali, cazip ve mantıklıydı…

Yürüme mesafesinde, bisikletle ulaşılabilecek yakınlıkta idi pazarlar…

Hamidiye, Mahmudiye, Kemalpaşa, Sinanbey, Alanyurt, Yenice, Mesudiye… haftanın bir günü kurulurdu pazar, ahali faydalanırdı…

Gelelim günümüze... Cumartesi pazarı mesela, kuruluş amacının tamamen dışında şu an...

Mahalleliye hizmet etmekse gaye, bunca araba sirkülasyonu ne?... Pazarcı esnafının % 90 ı halden alıyor, fahiş fiyatla satıyor bize, ellemek yasak, seçmek yasak, çürük çarık ne varsa dolduruyor…

Oysa üç harfli marketlerde, daha büyük grosmarketlerde istediğin gibi seç, hem daha ucuz, hem daha taze…

Köylü tezgahlarında da durum aynı, organik sandığın her şey pestisitli, ilaçlı…

Velhasıl, soraydılar bana derdim ki, “artık pazar kültürünü bırakalım hatıralarda kalsın…

Merkez nüfusu 300 bini aştı, şehir olduk biz, hatırlatırım... Yeni belediye binası ve çevresindeki modern şehir havası, her mahalleye sirayet etsin artık…

İlla olacaksa, yapılsın “Per-Pa” gibi iki tane daha, kapalı olsun, otoparkı olsun, mescidi wcsi olsun, 7/24 açık olsun, organik, kooperatif ve köylü ürünleri satılsın orada... Kontrollü olsun, temiz olsun, isteyen istediği saatte gitsin alsın alacağını... Merkez dışındaki mahallelerde bir süre daha tutulabilir bu kültür, ama merkez sıkıntılı...

Her kırsal mahallenin kendi köylü pazarı olsun mesela, dalından hemen gelsin tezgaha, Kurşunlu çileği, Cerrah fasülyesi”… daha da derdim ama...

Dinlemediler, dinlemeyecekler de belli ki... Kamu böyle düşünüyor, düşünmüyorsa da düşünmeli…

YUSUF ŞEVKİ YÜCEL

04.05.2026 | [email protected]