Okul müdürüyüm, bir grup kız öğrenci geldi odama, utana sıkıla… Bir arzuları, mühim bir talepleri vardı da bir türlü konuya giremiyorlardı… “Buyurun hanımlar, nedir sebebi ziyaretiniz, bir şikâyetiniz mi var, bir talebiniz mi var, yoksa hal hatır sormaya mı geldiniz” diye takıldım, bir türlü konuya giremediler… “Oturun bakalım mesele ciddi galiba hem size çay ikram edeyim hem de meramınızı dinleyeyim” dedim, oturdular, çaylarını söyledim, ders öğretmenine numaralarını yazıp “yanımdalar, yok yazmayın” diye bir izin kâğıdı gönderdim… Rahatladılar, hal hatır sordum, havadan sudan konuştuk, dertleri sıkıntıları var mı faslına geçince döküldüler… Konu gerçekten mühimmiş ve öyle olmasa beni meşgul etmeyeceklermiş, onu da öğrendim… Nihayet biri konuya girdi. “Hocam, “tarih” hocasıyla problemimiz var. Aslında çok seviyoruz onu, mükemmel de ders anlatıyor, iletişimimiz de ders notlarımız da gayet iyi, onu kırmak, üzmek de istemiyoruz, işin içinden çıkamadık, o yüzden son çare size geldik”…

Merakım daha da arttı, “mesele nedir kuzum, öğretmeniniz bu kadar iyiyse sorun nedir, şaşkınım, çıkartın şu baklayı” dedim..

Neredeyse hep bir ağızdan cevap verdiler, “çok kötü kokuyor hocamız”… “Öyle böyle değil hocam, çok fena kokuyor, kül tablası gibi” dedi biri, “zaten sınıfımız küçük, hocamız sınıfa girdiği anda o kesif koku odayı kaplıyor, pencere açıyoruz kapattırıyor, üzülür, kırılır diye de söyleyemiyoruz kötü koktuğunu” diye devam etti diğeri…“Hele sıraların arasında dolaşıyor ders anlatırken ya, yanıma geldiğinde çaktırmadan burnumu kapatıyorum” dedi bir başkası, “Hocam, o derse girmeden önce parfüm sıkıyorum sınıfa, ona da laf ediyor, “kim bu süslü, bu kadar parfüm sıkılır mı kızım” diye söyleniyor her seferinde” dedi en sessizleri, “Onun dersi bitince, kapı, pencere açıyor havalandırıyoruz sınıfı, inanın gün boyu çıkmıyor kokusu” dedi sonuncusu…

“Anladım ve üzüldüm arkadaşlar, öğretmeniniz çok sigara içiyor haberim var ama bu kadar vahim bir durum olduğunu bilmiyordum ve anlayamıyorum da… Kendisi farkında değil ama çok kötü kokuyor ve siz bu durumu kendisine direk söyleyemiyorsunuz, imalı sözlerinizden, hareketlerinizden de anlamıyor halini, değil mi?” …

“Evet” dediler hep bir ağızdan… Sonra eklediler, “Hocam biz işin içinden çıkamadık, öğretmenimizi seviyoruz, üzülmesini de istemiyoruz, bu sorunu da acilen çözmek istiyoruz, bize yardım edin”…. Halledeceğime dair söz verdim ve yolcu ettim masum, şirin, tatlı misafirlerimi…

Birkaç gün sonrasına öğretmenler kurul toplantısı planladım, gündem maddelerimden biri “Sınıf yönetimi ve dikkat edilmesi gereken hususlar” üzerineydi…

Genel olarak sınıf yönetimi, disiplin ve temizliği üzerine yapılması gerekenleri konuştuk, konuyu öğretmenlerin giyim kuşamı, öğrencilere karşı tutum ve hareketleri, kişisel bakımı ve hassasiyetleri hususuna getirdim.

“Öğretmen şık ve temiz giyinir, güzel kokar, mütebessim olur, konuşmalarında hal ve hareketlerinde ölçülü olur, öğrencilerin hassasiyetlerine dikkat eder, onların jest ve mimiklerinden anlamlar çıkartır, sürekli anketler ve samimi eleştiri mektupları ister, hatta yüz yüze konuşur onlarla… Önemser her birini, otoritesini bilgisiyle sağlar, sevgi verir, saygı ve sevgi alır karşılığında”… Üstü kapalı olayı anlattım sonra, “sigara içen arkadaşlarım ne kadar kötü koktuklarının farkında değil, hele sınıf ortamında, kapalı mekânda, çocukların arasında gezerken onları nasıl sıkıntıya soktuğunuzu bilmiyorsunuz, hem kendinize hem çevrenize zulmediyorsunuz”… Konunun muhatabı öğretmen arkadaşımla sık sık göz iletişimi kurdum konuşurken, her seferinde başını önüne eğdi… “Çocukla iletişim durumunda olan, ona rol model olacak konumda bulunan kimse, her haliyle örnek olmalı, onlar bizi gözetliyor, takip ediyor, kimi hayranlıkla, kimi merakla izliyor bizi, hem iyi örnek olmalıyız onlar için, hem bütün kötü alışkanlıklardan korumalıyız onları…

Sigara berbat bir bağımlılık, hele öğretmene hiç yakışmıyor, vaktiyle sigara içmiş ve bundan dolayı çok ciddi sağlık problemi yaşamış birisi olarak söylüyorum, acilen bırakın şu mereti”… Bu minvalde yüklendim biraz daha…

Birkaç hafta sonra çocuklar geldi bana, teşekkür ettiler, öğretmenlerinin sigarayı bıraktığını, artık çok keyifli ders işlediklerini anlattılar…

Sigara böyle bir meret işte, içene zararı ispatlı, er ya da geç kalp, akciğer, karaciğer, mide ve damarlarda bir arıza çıkartıyor velhasıl… Tedavi maliyetleri, kamu zararı vs bir yana sigara dumanına veya pisliğine maruz kalan aile bireyleri, çocuklar, yaşlılar, çalışma arkadaşları da sigara içmiş kadar zarar görüyor teneffüs ettiği havadan…

Her yer sigara izmariti, spor camiası, sağlık çalışanları, öğretmenler, esnaf, kadınlar, çocuklar herkes sigara içiyor görüyorum ve pis kokuyorlar çok pis… Camide yanımda namaz kılan adam kül tablası gibi kokuyor, nefesi, hırıltısı iğrendiriyor insanı, günaha giriyorsun ibadet ederken… Yol boyu balgam her adımda, yanında bir izmarit ilişkilendiriyorum pislik aynı, kaynak aynı…

Yasaklandı, ciddi cezalar kondu kamuya açık alanlarda içenlere, Allah razı olsun altına imza atanlardan lakin habersiz girin bir kahvehaneye, kafeye, dernek lokaline ve hatta kamu binasına, içiyor herkes, öyle saygısızca üflüyor suratına hatta…

Hoca değilim ama bir fetva vereyim haddimi aşarak, sırf bu sigara yüzünden “kul hakkı” kontenjanından çok insan girecek cehenneme… Namazında niyazında amma sigara içen mümin, mümineler atılacak cehenneme, aynı yastığa baş koyduğu eşi sigara içmiyorsa, çocuklarını sigara dumanına ve pis kokusuna maruz bırakıyorsa, izmaritini, paketini, külünü uluorta sokağa atıyor, üstüne balgamını boca ediyorsa, bir masumun özenmesine vesile oluyorsa sittin sene cennet yüzü göremez diyorum, helalleşmeden gidin de görürsünüz…

Yüzüne söyleyince “Bunca pisliğin olduğu şu dünyada şu masum dert ortağıma, şu zararsız sigarama mı taktın” diye parlayan kardeşime son sözüm…

“Çok kötü kokuyorsun bayım”…

YUSUF ŞEVKİ YÜCEL

03.02.2026 | [email protected]