Toplumun çekirdeği olan ailede, ebeveyn ve çocuk arasındaki o ince çizgi; aslında bir milletin kaderini, nezaketini ve yarınlarını inşa eden en güçlü bağdır.
Merhaba sevgili okurlar, bugün köşemizde hayatın en saf, en temel ama bir o kadar da sorumluluk isteyen o eşsiz bağını; anne, baba ve çocuk arasındaki o zarif ilişkiyi konuşalım istiyorum. Hani derler ya "Ağaç yaşken eğilir," diye; işte tam da bu noktadan bakacağız meseleye.
Biliyoruz ki bir çocuğun dış dünyada sergilediği her tavır, aslında evde ebeveyninden görüp heybesine koyduklarının bir yansımasıdır. Çocuk, anne ve babasını adeta bir ayna gibi izler.
Eğer siz evde dürüstseniz, verdiğiniz sözü tutuyorsanız, çevrenize ve doğaya karşı nazikseniz; çocuğunuz da bu değerleri bir yaşam biçimi olarak benimser.
İşin sırrı aslında ebeveynlerin kendi arasındaki iletişimde gizli. Anne ve babanın birbirine sevgiyle bakması, yardımlaşması, birbirine hediyeleşerek jestler yapması, çocuk için dünyanın en etkili dersidir.
Kur’an-ı Kerim’in de buyurduğu gibi evlatlarımız bizim için birer imtihan vesilesidir (Enfal Suresi, 28). Bu imtihanı kazanmanın yolu ise onlara sadece nasihat etmek değil, bizzat örnek olmaktan geçer.
Çocuk sevgiyi ilk anne kucağında tanır. Bebeğe gösterilen şefkat, onun duygusal dünyasının temel taşıdır. Çocuk büyüdükçe fikirlerine değer verildiğini, hatalarının hoşgörüyle karşılandığını hissederse, ebeveyniyle arasındaki o bağ kopmaz bir halat gibi güçlenir.
Unutmayalım ki çocuklara eşit fırsat sunmak, özellikle kız ve erkek çocukları arasında adaletli davranmak aile içindeki birliği pekiştiren en önemli unsurdur.
Onları ayrı birer birey olarak kabul edip, küçük düşürmeden, güvenerek desteklemek; geleceğin özgüvenli ve değer üreten insanlarını yetiştirmenin anahtarıdır.
Tabii ki bu ilişki tek taraflı değil. Adabımuaşerete göre evladın da üzerine düşen tatlı sorumluluklar var. Ev işlerinde anne-babasına omuz vermesi, odalarına girerken izin istemesi ve en önemlisi yapılan fedakârlıklar için minnet duyması, aile içindeki huzur iklimini daim kılar.
Türk-İslam kültüründe anne ve babanın yeri apayrıdır. Peygamber Efendimiz’in "Cennet annelerin ayakları altındadır" müjdesi, bu değerin en güzel kanıtıdır. Yaşlanan anne ve babamıza "öf" bile dememek (İsra Suresi, 23-24), onları yalnızlığın ve yaşlılığın getirdiği o içe kapanmışlıktan çekip çıkarmak bizim en büyük vefamızdır.
Unutmayın, annesini sırtında taşıyan gence verilen cevapta gizli olduğu gibi; ne yaparsak yapalım onların hakkını tam manasıyla ödeyemeyiz.
Modern çağın stresiyle baş etmenin en iyi yolu, aile içindeki o sıcak sohbettir. Halide Edip’ten Peyami Safa’ya kadar pek çok edebiyatçımızın vurguladığı gibi; eşler arasında sadece eş olma değil, aynı zamanda "arkadaş" olma bağı da varsa o yuva yıkılmaz bir kale gibidir.
Sözün özü dostlar; sevgi, saygı ve vefanın hâkim olduğu bir aile, huzurlu bir toplumun temel taşıdır.
Evimizdeki o huzur, sokağa, şehre ve nihayetinde tüm dünyaya barış olarak yayılır. Yarın sabah sevdiklerimize daha bir içten gülümsemek dileğiyle...
AYŞE ŞEN BAYRAKTAR
Kaynak: Adab-ı Muaşeret Ders Kitabı-MEB