Cenazede karşılaştık bir dostumla, ayaküstü sohbet ettik, “ Epstein Dosyası hakkında yazacaksın değil mi?” dedi… “Bilmem ki, ne yazılır bu dosyaya, bu iğrençliğe nasıl tepki verilir, hangi cümleler kifayet eder durumu izaha, şu aptal dünyanın devekuşu beyinlerini, kim uyandırabilir birkaç samimiyetsiz cümleyle… Bana mı kaldı gerçekten, günahkar, sorumsuz, tepkisi dilinde, “sanki Müslüman” bana mı?.” dedim, bir kısmı dışarıdan bir kısmı içeriden söylendim kendime…
Bunların bu hal üzere olduklarını bilmiyor muyduk, dosyada ismi geçsin geçmesin, topyekûn kötü olduklarını bilmiyor muyduk gerçekten… İğrençlikleri deşifre oldu, dünyaya göstermek istedikleri kadarını gördük sadece… Utanandılar mı, pişman olan var mı , bulunduğu makamdan istifa eden, itiraz edeni, inkâr eden duydunuz mu…
Malum konu, günlerdir sosyal medyada, televizyonlarda, konuşuluyor, üzerine programlar yapılıyor, kimi gerçek, kimi yapay zekâ ürünü görüntüler dolanıyor her mecrada… Zerre miskal Habil geni taşıyan âdemoğlunun yüreği dayanmaz izlemeye… Dünya çapında organize bir kötülük var ki, uzun yıllara sari… Kimi tuzağa düşürülmüş, kimi bile isteye koşmuş bu fosseptiğin içine, para şehveti, şehvet şiddeti, şiddet cinneti tetiklemiş, ahlaksızlığın, vicdansızlığın, iğrençliğin, her türlüsü, her seferinde daha korkunç sapıklıklar yaşamışlar…
Azgınlıkları sınırları aşmış, yardım dernekleri ve uluslararası vakıfları aracılığıyla körpe çocukları kaçırıp önce bedenlerini, sonra kanlarını, sonra pişirip etlerini ikram etmişler birbirlerine…
Dünyanın her yerinden yüzlerce çocuğu bu adada alıkoymuş, günlerce tecavüz etmiş, kan donduran ayinlerine meze etmiş, kanlarını alıp, ölüm anında salgıladıkları adrenalini alıp kendi vücutlarına enjekte etmiş o. çocukları… Dahasını ne dimağım, ne hafsalam anlatabiliyor, ne yüreğim dayanabiliyor bu patlamış lağımı izaha…
Böyle mevzulardı Lut kavminin helakına sebep… Azgınlıkta haddi aşmışlardı, fuhuş, zina, hemcinsleriyle münasebetler, kumar, küçük çocuklara fena muamele, dedikodu, iftira öyle ayyuka çıkmış, öyle kanıksanmıştı ki, nadirdi temiz kalanlar… Allah’ın gazabı geldiğinde, ardına bakmadan ayrılan peygamberle birlikte birkaç mümin sağ kalmıştı bilirsiniz…
Ayrıntı şu ki, kavmin tamamı azmış değildi lakin hepsi helak oldu sabaha karşı, sapmışları da, bu azgınlığa sessiz kalanları da dehşetli ölümü yaşadı, iman edip ayrılanlar müstesna…
Epstein’in arkasında dünyanın en melun zihniyeti var herkes biliyor bunu… Siyonizm öldürür, vahşetin her türlüsünü yaşatır, zaafı olan her devlet başkanına, her zengine, nüfuzlu bürokrata, zaaflarından ulaşır, ele geçirir, belgeler, vakti geldiğinde kullanır… Ülkeleri, insanlığı, duyarsızlaştırır, uyutur, zayıf yanından, nefsinden yakalar herkesi… Hatta, iyilik yaptığını sandırır, kötülüğün finansörü olursun bilmeden…
Böyle yaptı, yapıyor ve yapacak bu melunlar… Epstein dosyası ifşa edilmesi gerekiyordu, edildi… Buz dağının altında daha ne iğrençlikler var, beklersek göreceğiz… Masum sandıklarımız masum değilmiş, ahlaklı bildiğimiz ne “belhum adal” mahlûklar varmış seyredeceğiz… İçimizde de var, medeni sandığımız batıda da, doğuda da var, güneyde de… Cami cemaatinde de var, salya sümük tavaf eden hacıda da, köylüsünde de var, şehirlisinde de… Myanmar’da, Doğu Türkistan’da, Gazze’de dünyanın gözü önünde yaşanan dram, bunca dehşet, bunca tecavüz, işkence ve ölüm… Epstein’den daha mı masum kafir oğlu Netenyahu, ABD den daha mı temiz Çin?...
Şeytan işi mi bütün bunlar, o mu yaptırıyor sanıyorsunuz?...
Lut (as.) görseydi bu halimizi, şu kirli dünyanın tamamını, şöyle bir kurcalasa cep telefonlarımızı, tepeden gözetlese çoluk çocuk hepimizi, sonra halimize baksa, bunca zulme, işkenceye, fuhşiyata, fahşiyata, ahlaksızlığa karşı duruşumuza baksa… Tek bir kelam etmeden ardını döner gider vallahi, kim sığınabilirdi yanına bilmem, kaç günahsız tam imanlı olurdu yöresinde…
Epstein şerefsizinin organize ettiği sapıklıkları gördük, dehşete düştük hepimiz de, neyini boykot ettik bu mahlûkların piyasasından… Hangi ürününü, hangi hizmetini çıkardık hayatımızdan, hangi filmini, dizisini, reklamını engelledik…
Allah’ın gazabı yakındır, batar bu dünya…
“Ben ömrümde bir kez emrine uymadım, cennetten kovuldum o kadar, hiç kimseye zorla bir şey yaptırmadım, fikir verdim sadece. Dürttüm, teşvik ettim, cesaretlendirdim hepsi bu… Kendi iradeleriyle işlediler günahlarını vallahi zorla yaptırmadım, bu kadarını ben bile hayal edemezdim. Özene bezene yarattığın dünyayı ne hale getirdiler, zevk ve sefaları uğruna, nefislerinin keyfine, her türlü kötülüğü yaptılar, kul hakkı yediler, zulmettiler, öldürdüler, azdılar ve bana yüklediler olanı biteni… Onlar masum ben kabahatli, öyle mi?.. Ya şu diğerleri, sessiz sedasız ibadet eden kulların, etliye sütlüye karışmayan beyinsizler, benden daha mı makbul yüce katında, onların vebali yok mu?... Gördüler de ne yaptılar, mallarıyla, bedenleriyle, makamlarıyla senin hoşnut olmadığın bu hallere savaş mı açtılar, ne yaptılar…” böyle savunur kendini muhtemelen…
Şeytan beraat eder görürsünüz…
Biz yanarız, vallahi yanarız…Kimimiz bulaştığımızla, kimimiz vurdumduymazlığımızla…. Onlar “Esfele Safilin” ehli, en üst katlarda biz belki …
YUSUF ŞEVKİ YÜCEL
09.02.2026 | [email protected]