Türkiye Cumhuriyeti Devlet başkanını, devlet-i Ali nin reisini, cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı tehdit etmiş bir aklı evvel, bir şeytan evladı, lanetli kavmin soysuzu, bir boynuzlu eşşek… Ve onun tasmalı köpeği, hakaret etmişler, anırmışlar yani…

“Eceli gelen it, cami duvarına bevl edermiş”, hesap o hesap… Üst perdeden konuşacağım affınıza sığınıyorum, başkası kesmiyor, bu dil onların hak ettiği dil…

Sayın Cumhurbaşkanımız, çocukluğundan beri mazlumun yanında olmuş bir insan, siyasi hayatı boyunca da bu karakterinden taviz vermemiş bir lider… Dünyanın neresinde olursa olsun, haksızlığa, zulme uğramış kim varsa, hangi devlet, hangi millet mağdur olmuşsa, en sert, en kararlı duruşuyla sahip çıkmıştır onlara… Dünya milletleri bu halini bilir, hakkını teslim eder… İç siyasetten bağımsız, adaletle söyleyelim, “one minute” çıkışı bir milattır… Bu soysuz millete, her türlü entrikalarla, her türlü fitne, hile ve desiseyle yüz yıllardır dünya liderlerini ele geçiren lanetli kavme ve onun yardakçılarına, “Dünya Beşten Büyüktür” manifestosuyla kafa tutan bu adam, elbette ki bu melunların hedefinde olacaktır…

Yirmi beş yıldır gerek ekonomik, gerek siyasi, gerek politik ve askeri puştluklarla boyun eğdirmeye çalışmadılar mı, gizli açık yaptıklarına şahit değil miyiz?…

Eğriye eğri, doğruya doğru kardeşim, başımızda feraseti ve siyasi dehasıyla Tayip Erdoğan olmasaydı, bu çocuk katilleri, katliamcı Siyonist melunlar, şu malum coğrafyayı çoktan ele geçirmiş, insafsız emellerine çoktan ulaşmış olmazlar mıydı?… Arka planda ne kahramanlıklarımız var, tarih yazacak hepsini, istihbaratımızın içeride ve dışarıdaki operasyonları, dışişlerimizin siyasi manevraları, Cumhurbaşkanımızın basiret ve feraseti, bunca hararete rağmen, mavi vatanı, Libya’yı, Suriye’yi, Irak’ı vatan toprağı yapmadı mı?...

Diğer taraftan, şu melunlardan aldığımız insansız hava araçları, Siyonist menşeli helikopterler, savaş uçakları, savunma sistemleri, şartlı alınmış roketlerle, “mış” gibi vatan savunması yapan bir ülke iken, kendi cihaz ve teknolojilerimizle dünyaya meydan okur hale gelmedik mi?... Sabatayist ne dir bilirsiniz… Yahudilikten İslam’a dönmüş gibi gözüken münafıklar… Kuruluştan beri, gizli açık onlar yönetti ülkeyi, tarihimizi onlar yazdı, atalarımıza düşman etti. Eğitimimizi onlar planladı, kadim değerlerimize, kültürümüze, inançlarımıza düşman eyledi bizi… Ekonomimiz onların elinde, faizle, bankalarla, kredilerle söğüşlediler/söğüşlüyorlar bizi… Öyle şerefsiz, öyle vicdansız ki bu Siyonist akıl, ticaret ahlakımızı da perişan etti… Çek mi vardı, senet mi vardı Allah aşkına, Ahiliğin muadili olabilir mi Rotary kulüpleri?... Yedirdiler bize zokayı, içirdiler acı şerbeti… Gıdaları piç ettiler, havayı, suyu zehirlediler, ülke liderlerini, büyük zenginleri kumara, kadına, epstein gibi sapıklıklara, zaaflarına bulaştırıp, tehditle şantajla kullandılar, kullanıyorlar da…

Velhasıl, gücü elinde tutan, bunak Bidon da ellerinde fırıldaktı, tarihin görüp göreceği en ebleh, en şizofren, en dengesiz, en karaktersiz devlet başkanı Trup’ta öyle…

Ortadoğu senelerdir yanıyor, tonlarca bomba yağdı Gazze’li çocukların başına…

İran… Eften püften bahanelerle giriştiler, onlarca komutanı, devlet ricali, dini liderlerini öldürdüler kalleş yöntemleriyle… En acısı, acıklısı ilk saldırıları bir kız okulunaydı ve 178 sabiyi şehit ettiler… Sebebini öğrenince kanım dondu, bunların aşağılık dinleri(!) öyle emrediyormuş. Bir işe girişecekleri zaman bakire kız çocuğu kurban etmeliymişler… Allah belanızı versin, yerin dibine batırsın sizi, daha önce defalarca yaptığı gibi…

Barış görüşmeleri yapılıyormuş, o da hikâye ya bu arada Lübnan’ı yerle bir ediyor kâfir… Orada da büyük bir katliam var, dünya sessiz, garipler sedasız…

Kudurmuş köpek gibiler, habis ur gibiler, dünyanın kanseri bunlar… Kökü kazınmadan bitmeyecek dünyanın çilesi… Ve kaşınıyorlar, hem de bu sefer çok fena… Çoban değneğine sürtünen keçi gibi…

Türkiye hedeflerindeymiş, Cumhurbaşkanımız en özel düşmanlarıymış, hakaretleriyle beraber kinlerini kusuyorlar…

Ulan kahpenin dölü, sivilce kadar beyninle kimi tehdit ediyorsun, kime parmak sallıyorsun dürzü…. Gelmezseniz şerefsizsiniz, gelin de görün… Vaat edilmiş toprağın alası var bizde, kaç karış altını istiyorsan oraya doldurmayan adam değildir ulan… “Elin yumruğunu yemeyen kendininkini balyoz sanırmış”… Bu şımarıklığın, bu hadsizliğin elbet bir bedeli olacak ve galiba elimizden olacak… Hele bi yelten, hele bi bulaş, bak bakalım Kudüs 82 oluyor mu, olmuyor mu?… Dünya tiksiniyor sizden, insanlık iğreniyor milletinizden, habis bir ur gibi, kanserli bir organ gibisiniz. Çok sancı yaptınız, çok acı çektirdiniz, tahammül kalmadı artık… Son çare, uzantılarıyla, bağlantılarıyla, kesip atmak, bir pislik gibi, iğrenç bir ifrazat gibi boşaltıp, sifon çekmek üzerinize…

Ah Hitler, yarım bırakmayaydın şu işi, üzülür ağlardık dizilerine, filmlerine de hikâyede kalırdı her şey, masum sanırdık, günahsız bilirdik bu lanetli toplumu…

Ya bir de, Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba diye bi dallama, Türkiye’yi tehdit etmiş… Puhahaahhah…

La havle ve la kuvvete illa billahil aliyil azim diyorum başka da bişey demiyorum…

YUSUF ŞEVKİ YÜCEL

14.04.2026 | [email protected]