Merhaba İnegöl'ün güzel insanları!
İnegöl'ün tarih ve kültürüne dair yazılarımıza devam ediyoruz.
Osmanlı’nın cihan devletine dönüştüğü Fatih ve II. Bayezid dönemlerine damga vuran, askeri ve mali dehasının yanı sıra kurduğu vakıflarla İnegöl’ün çehresini sonsuza dek değiştiren İnegöllü İshak Paşa’nın izini sürüyoruz.
Osmanlı İmparatorluğu’nun idari ve mimari dehasını anlamak için, payitahtın gölgesinde yeşeren şehirlerin köklerine bakmak gerekir. Sultan II. Murad devrinde Osmanlı üst yönetiminde görev alan Mühtedî Sarı İshak Paşa ve Hamza Bey gibi kudretli isimlerden sonra, İnegöl coğrafyasını en geniş ölçüde etkileyen, buraya adeta hayrî hizmetleriyle mühür vuran isim hiç şüphesiz İnegöllü İshak Paşa olmuştur. Hizmet yılları itibarıyla Fatih Sultan Mehmed ve oğlu II. Bayezid dönemlerinde yaşayan bu zat, sadece bir devlet adamı değil, aynı zamanda büyük bir vakıf insanıdır.
Tarihi kayıtlara baktığımızda, İnegöllü İshak Paşa’nın Amasya kökenli ve Türk asıllı olduğunu görüyoruz. Babası İnegöllü İbrahim Ağa, dedesi ise İsa Bey’dir. Hatta bugün İnegöl’de bulunan İsaören Köyü’nün adı da doğrudan dedesi İsa Bey ile alakalıdır. Ne yazık ki İshak Paşa’nın İnegöl’de yaptırdığı caminin inşa kitabesi zamanında kaldırılmış ve yerine bir tamir kitabesi konmuştur. Bu yüzden İnegöl'deki kitabede baba adı geçmez. Ancak onun soyunu ve köklerini kanıtlayan belge, hayatının son yıllarında valilik yaptığı Selanik’te gizlidir. Selanik’te yaptırdığı cami ve külliyenin cümle kapısı üzerinde, Arap diliyle kaleme alınmış orijinal manzum kitabede “İshak bin İbrahim” (İbrahim oğlu İshak) ismi bugün bile tüm ihtişamıyla okunabilmektedir. Halk arasında İshakiye veya Alaca İmaret Camii adıyla bilinen bu görkemli mabedin minaresi daha sonra Yunanlılar tarafından yıkılmış olsa da cami ve külliye binası halen ayakta kalmayı başarmıştır.
Peki, İnegöllü İshak Paşa’nın devlet kademelerindeki yükselişi nasıl başladı?
Her başarılı devlet adamı gibi onun hikayesi de güçlü bir himaye ve çıraklık dönemiyle başlar. İshak Paşa’nın devlet yönetimine girişi, Amasya menşeili Yergüç Paşa ile kardeşi Hızır Paşa’nın maiyetine girmesiyle filizlendi. Yergüç Paşa’nın maiyetinde Edirne’ye intikal eden İshak Paşa, burada dehasını gösterme fırsatı buldu. Edirne Muhafızlığı’na getirilen Amasyalı Yergüç Paşa, bir müddet sonra vezaret payesi verilerek divan üyeliğine, yani dönemin bakanlar kuruluna üçüncü vezir olarak kabul edildi. Takvimler 1435 yılını gösterdiğinde ise Yergüç Paşa ikinci vezirliğe yükseldi. İşte bu parlak dönemde İshak Paşa, Yergüç Paşa’nın yanında güçlü ve güvenilir bir maliyeci olarak rüştünü ispat etti, adını devlet merkezine duyurdu.
Sultan II. Mehmed (Fatih) tahta çıktığında, babasından devraldığı idari kadrolarda ilk yıllarda köklü bir değişikliğe gitmedi. Dengeleri korumak adına Çandarlı-zâde II. Halil Paşa sadaret (başbakanlık) makamında bırakılırken, dönemin bir diğer önemli ismi olan Mühtedî Kraloğlu Sarı İshak Paşa Anadolu Beylerbeyliğine getirildi. Hamza Bey ise Çanakkale Boğazı’nı tahkim etmekle görevlendirilerek Çanakkale Boğazı Muhafızlığına atandı.
İşte bu güçlü isimlerin yanı sıra, Fatih devrinde 1460’lı yıllardan itibaren tarih sahnesine İshak Paşa adında üçüncü bir devlet adamı daha çıkacaktı. Devletin zirvesine yürürken doğup büyüdüğü toprağı unutmayacak ve İnegöl ile yakından ilgilenmeye başlayacak olan bu üçüncü büyük isim, yazımızın da baş kahramanı olan İnegöllü İshak Paşa’dan başkası değildi.
İnegöllü İshak Paşa'nın gerek askeri gerek idari sahadaki diğer büyük hizmetlerini ve İnegöl’e bıraktığı silinmez izleri aktarmaya önümüzdeki yazımızda devam edeceğiz. (Devam edecek İnşallah!)
Sıradaki yazımızda görüşmek üzere! Yaşam sevinciniz eksik olmasın!
MURAT ALTIN