İnegöl’den payitahta, Amasya saraylarından Çanakkale-Biga ovalarına uzanan asırlık bir devlet aklı... Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman devirlerinde mühür vurmuş İshak Paşa ailesinin bürokrasi serüveni, azadlılar nizamı ve ardında bıraktığı ölümsüz hayır mirası.

Tarih sayfalarını araladığımızda, ardında sadece taş binalar ve kitabeler değil; yaşayan, topluma can suyu veren ve asırları aşan nizamlar bırakan büyük devlet adamlarıyla karşılaşırız. Bu simaların başında hiç şüphesiz Osmanlı Devleti’nin kudretli veziriazamlarından İnegöllü İshak Paşa gelir. İshak Paşa’nın inşa ettirdiği hayrî eserlerin büyüklüğü, yalnızca mimarî ihtişamından değil, en ince ayrıntısına kadar tanzim edilmiş kusursuz vakıf hukukundan ileri gelmektedir.

İshak Paşa, tesis ettiği hayır kurumlarının idaresini ve tasarruf yetkisini öncelikle kendi çocuklarına ve öz nesline bırakmıştır. Ancak ileriyi gören bir devlet adamı olarak neslinin bir gün tükenebileceği ihtimalini de hesaba katmıştır. Vakfiyesindeki hükme göre; soyu nihayete erdiğinde vakıfların yönetimi doğrudan onun âzadlılarına, yani hürriyetine kavuşturduğu eski bendelerine intikal edecektir.

Nitekim İshak Paşa, bu âzadlılarını İnegöl’de vücuda getirdiği hayrî eserlerin ve külliyenin çevresine iskân ettirmiştir. Sanatla, ticaretle ve zanaatla meşgul olan bu kalabalık ve üretken topluluk, resmî Osmanlı tahrir defterlerinde “İshak Paşa Cemâati” adıyla müstakil bir zümre olarak kayıtlara geçmiştir.

Sadık Bir Vekil ve Kâhya: Sinan Bey

Bu teşkilatlı cemâatin en müstesna şahsiyetlerinden biri, İnegöl tarihinde derin izler bırakan Sinan Bey’dir. Kendisi de İshak Paşa’nın âzadlıları arasında bulunan Sinan Bey, İbrahim-zâdeler adına vakıfların nezâretini üstlenmiş ve zaman zaman da fiilen idare etmiştir. İshak Paşa’nın en güvenilir kâhyası ve vekîli sıfatıyla İnegöl’e emsalsiz hizmetlerde bulunmuştur.

Maliyeci Bir Oğul: Pîrî Ahmed Çelebi

İshak Paşa’nın evlatları da devlet idaresinde mühim mevkiler edinmişlerdir. Devlet hizmetine giren oğlu Pîrî Ahmed Çelebi, tıpkı babası gibi yetenekli bir maliyeci olarak temayüz etmiştir. Şehzâdelik yıllarında Amasya Sancak Beyliği vazifesinde bulunan Fatih’in büyük oğlu Şehzâde Bayezid’in maiyetine intisap etmiş ve uzun müddet Amasya’da kalmıştır.

Şehzâde Bayezid tahta geçip II. Bayezid unvanını aldığında, Pîrî Ahmed Çelebi de hükümdarla beraber İstanbul’a yerleşmiştir. Bugün İstanbul Fındıkzâde semtinde halen ibadete açık olan tarihî Pîrî Ahmed Çelebi / Lütuf Paşa Camii, onun medeniyetimize kazandırdığı kıymetli bir hayır eseridir.

Yavuz ve Kanûnî Devirlerinin Komutanı: Şâdî Bey ve Oğlu İbrahim Bey

İshak Paşa’nın bir diğer kudretli oğlu Şâdî Bey, Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Sancak Beyliği günlerinden itibaren yakınında bulunmuş ve bilahare Amasya Beylerbeyliğine tayin edilmiştir. Şâdî Bey’in oğlu İbrahim Bey de hanedan terbiyesini sürdürerek önce Bursa Sancak Beyi, ardından Kanûnî Sultan Süleyman devrinde Amasya Sancak Beyi olmuştur.

Şâdî Bey ve oğlu İbrahim Bey; Amasya ve Sivas Sancak Beyleri olarak Anadolu’yu sarsan Celâlî isyanlarına karşı devletin dirliğini korumak adına uzun yıllar amansız bir mücadele yürütmüşlerdir. Resmî vazifeleri nihayete erdiğinde ise İnegöl’e değil, kendilerine dirlik olarak tahsis olunan Çanakkale-Biga’ya yerleşmişlerdir. Her ikisinin de Biga ilçesinde inşa ettirdiği camiler ve hayratlar günümüze kadar ulaşmıştır.

İshak Paşa’nın hayatında son derece çarpıcı bir ayrıntı dikkat çeker: Dedesi İsa Bey Amasya kökenli olmasına, kendisi de gençlik ve yetişkinlik devrini Amasya Sancak Beyi ve muhafızı Yergüç Paşa ile kardeşi Hızır Bey’in maiyetinde geçirmesine rağmen, hayrî eserlerinin hiçbirini Amasya coğrafyasında yapmamıştır.

İnegöl doğumlu olan İshak Paşa, 1434-1460 yılları arasında güçlü bir maliyeci ve devlet adamı olarak yetiştikten sonra, Kuzey Anadolu fetihleri ve bilhassa İsfendiyaroğulları Harekâtı esnasında bizzat Fatih Sultan Mehmed tarafından Ankara’ya davet edilmiştir. 1460 senesinde Anadolu Beylerbeyliğine tayin edilmesiyle birlikte, cihan devletinin zirvesine doğru uzanan parlak sadrazamlık yıldızı hızla parlamıştır.

MURAT ALTIN