Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS), ülkelerin eğitim sistemlerini karşılaştırmalı olarak değerlendiren en önemli araştırmalardan biridir. Dört yılda bir gerçekleştirilen bu çalışma, öğrencilerin matematik ve fen alanlarındaki bilgi ve becerilerini ölçmekle kalmaz; aynı zamanda başarıyı etkileyen sosyal, ekonomik ve pedagojik faktörleri de ortaya koyar.

TIMSS 2023 Türkiye Raporu incelendiğinde, Türkiye'nin matematik alanında tarihinin en iyi sonuçlarından birini elde ettiği görülmektedir. Ancak bu başarıya rağmen hâlâ çözülmesi gereken yapısal sorunlar bulunmaktadır. Bu nedenle verileri yalnızca bir başarı hikâyesi olarak değil, aynı zamanda geleceğe ilişkin önemli uyarılar içeren bir tablo olarak değerlendirmek gerekir.

TIMSS 2023 sonuçlarına göre Türkiye, ilkokul düzeyinde matematik alanında dikkat çekici bir performans göstermiştir. Dördüncü sınıf öğrencileri matematikte 553 puan alarak 58 ülke arasında 8. sıraya yükselmiştir. Uluslararası ortalama ise 503 puandır. Böylece Türkiye, dünya ortalamasının 50 puan üzerinde bir başarı göstermiştir. Daha da önemlisi Türkiye, 2019 yılında bulunduğu 23. sıradan 2023 yılında 8. sıraya çıkarak 15 basamaklık büyük bir sıçrama gerçekleştirmiştir. OECD ülkeleri arasında ise Güney Kore, Japonya ve Litvanya'nın ardından dördüncü sırada yer almıştır. Bu sonuçlar, ilkokul düzeyinde matematik öğretiminin son yıllarda belirgin biçimde güçlendiğini göstermektedir.

Timss 2023 Veri̇leri̇ Ercan Eroğlu

Sekizinci sınıf düzeyinde de benzer bir yükseliş söz konusudur. Türkiye, matematik alanında 509 puan alarak uluslararası ortalama olan 478 puanın üzerine çıkmıştır. Böylece 44 ülke arasında 13. sırada yer almıştır. Daha önceki TIMSS uygulamalarında Türkiye'nin sekizinci sınıf matematik puanı hiçbir zaman 500 puanın üzerine çıkmamıştı. TIMSS 2023 ile birlikte bu psikolojik eşik aşılmıştır. Ayrıca Türkiye, 2019 yılına göre puanını 13 puan artırarak uygulamaya katılan ülkeler arasında en fazla ilerleme kaydeden ülkelerden biri olmuştur.

Bu yükselişin en dikkat çekici göstergelerinden biri yeterlik düzeylerinde görülmektedir. Dördüncü sınıfta ileri düzey matematik yeterliğine sahip öğrenci oranı 2011 yılında yalnızca yüzde 4 iken 2023 yılında yüzde 24'e yükselmiştir. Aynı dönemde üst düzey yeterliğe sahip öğrencilerin oranı yüzde 17'den yüzde 30'a çıkmıştır. Buna karşılık alt düzeyde bulunan öğrencilerin oranı yüzde 26'dan yüzde 14'e gerilemiştir. Başka bir ifadeyle hem başarılı öğrenci sayısı artmış hem de temel becerilerden yoksun öğrenci oranı azalmıştır.

Sekizinci sınıflarda da benzer bir gelişim gözlenmektedir. İleri düzey yeterlikteki öğrenci oranı 1999 yılında yalnızca yüzde 1 iken 2023 yılında yüzde 17'ye yükselmiştir. Üst düzey yeterlikte bulunan öğrencilerin oranı ise yüzde 6'dan yüzde 20'ye çıkmıştır. Buna karşılık alt düzeydeki öğrenci oranı yüzde 38'den yüzde 22'ye düşmüştür. Bu veriler, Türkiye'nin matematik eğitiminde uzun vadeli ve istikrarlı bir ilerleme kaydettiğini göstermektedir.

Ancak bu olumlu tabloya rağmen dikkat edilmesi gereken noktalar bulunmaktadır. TIMSS verileri, Türkiye'de matematik başarısının sosyoekonomik durumla güçlü biçimde ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 26'sı düşük sosyoekonomik düzeyde, yüzde 48'i orta düzeyde ve yüzde 25'i yüksek sosyoekonomik düzeydedir. Başarı puanları incelendiğinde sosyoekonomik düzey yükseldikçe matematik başarısının da belirgin şekilde arttığı görülmektedir. Bu durum yalnızca Türkiye'ye özgü değildir; ancak Türkiye'de dezavantajlı öğrenci oranının birçok ülkeye göre daha yüksek olması önemli bir risk oluşturmaktadır.

Özellikle eğitim sosyolojisi açısından bakıldığında, matematik başarısının yalnızca okul içinde verilen eğitimle açıklanamayacağı anlaşılmaktadır. Evdeki eğitim kaynakları, ebeveynlerin eğitim düzeyi, kitap sayısı, dijital araçlara erişim ve okul öncesi eğitim gibi faktörler öğrencilerin başarılarını doğrudan etkilemektedir. TIMSS 2023 sonuçları, okul öncesi eğitime daha uzun süre devam eden öğrencilerin matematik puanlarının anlamlı biçimde yükseldiğini göstermektedir. Hiç okul öncesi eğitim almayan öğrenciler ile üç yıl ve daha fazla okul öncesi eğitim alan öğrenciler arasında önemli başarı farkları bulunmaktadır.

Bir başka önemli bulgu ise öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarıdır. TIMSS araştırması, matematiği seven ve matematik konusunda kendine güvenen öğrencilerin daha yüksek puan aldığını göstermektedir.

Öğrencilerin derse yönelik olumlu tutumları ile başarı arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu nedenle matematik öğretimi yalnızca formüllerin ve işlemlerin aktarılması olarak görülmemelidir. Öğrencilerin matematiğe karşı olumlu duygular geliştirmesi de en az akademik içerik kadar önemlidir.

Türkiye'nin matematik başarısında dikkat çekici bir diğer nokta bilişsel alanlardaki performanstır. Dördüncü sınıflarda öğrenciler uygulama alanında 559 puan, akıl yürütme alanında 551 puan elde etmişlerdir. Sekizinci sınıflarda ise akıl yürütme puanı 511'e ulaşmıştır. Bu durum öğrencilerin yalnızca ezber bilgiye değil, bilgiyi kullanma ve problem çözme becerilerine de sahip olduklarını göstermektedir. Özellikle akıl yürütme becerilerindeki yükseliş, eğitim sisteminin geleceği açısından umut verici bir gelişmedir.

Bununla birlikte Türkiye'nin önünde hâlâ önemli görevler bulunmaktadır. Birinci olarak, eğitimde fırsat eşitsizliklerini azaltmak gerekmektedir. Sosyoekonomik farklılıkların başarı üzerindeki etkisini azaltmak için dezavantajlı bölgelerdeki okullara daha fazla kaynak aktarılmalı, ücretsiz okul öncesi eğitim yaygınlaştırılmalı ve öğrencilere destekleyici sosyal politikalar uygulanmalıdır. Özellikle çocuk yoksulluğunun yüksek olduğu bölgelerde beslenme, kırtasiye ve eğitim desteği başarıyı doğrudan artırabilecek araçlar olarak değerlendirilmelidir.

İkinci olarak, öğretmen niteliğinin güçlendirilmesi gerekmektedir. TIMSS'te başarılı olan Singapur, Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerde öğretmenlik mesleği yüksek prestije sahip olup sürekli mesleki gelişim desteklenmektedir. Türkiye'de de öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri artırılmalı, matematik öğretiminde problem çözme, eleştirel düşünme ve proje temelli öğrenme yöntemleri yaygınlaştırılmalıdır.

Üçüncü olarak, erken çocukluk eğitimine yatırım yapılmalıdır. TIMSS verileri okul öncesi eğitimin başarı üzerindeki etkisini açık biçimde göstermektedir. Bu nedenle özellikle düşük gelirli ailelerin çocuklarının okul öncesi eğitime erişimi artırılmalıdır. Uzun vadede matematik başarısını yükseltmenin en etkili yollarından biri okul öncesi eğitimi güçlendirmektir.

Dördüncü olarak, öğrencilerin matematik kaygısını azaltacak uygulamalara ihtiyaç vardır. Türkiye'de birçok öğrenci matematiği zor ve korkutucu bir ders olarak görmektedir. Oysa başarılı eğitim sistemleri matematiği günlük yaşamla ilişkilendirerek öğretmekte ve öğrencilerin merak duygusunu geliştirmektedir. Matematik derslerinin yaşam temelli etkinliklerle desteklenmesi, öğrencilerin derse olan ilgisini artıracaktır.

Sonuç olarak TIMSS 2023 verileri Türkiye'nin matematik alanında önemli bir yükseliş içerisinde olduğunu göstermektedir. Dördüncü sınıflarda dünya sekizinciliği, sekizinci sınıflarda uluslararası ortalamanın belirgin biçimde üzerine çıkılması ve üst yeterlik düzeylerindeki öğrenci oranlarının artması küçümsenmeyecek başarılardır. Ancak eğitim sisteminin gerçek başarısı yalnızca ortalama puanlarla değil, bütün çocuklara kaliteli eğitim sunabilme kapasitesiyle ölçülmelidir.

Türkiye'nin önündeki temel görev, elde edilen akademik ilerlemeyi fırsat eşitliğiyle birleştirmek ve sosyoekonomik kökenin başarı üzerindeki etkisini azaltmaktır. Eğer bu başarılabilirse, TIMSS sonuçlarında görülen yükseliş geçici bir başarı olmaktan çıkacak ve kalıcı bir eğitim dönüşümüne dönüşecektir.

Ercan EROĞLU Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı

[email protected]