TÜRKİYE'DE BAŞARININ SINIFSAL HARİTASI
Bir çocuk sabah okula aç gidiyorsa, çantasına kalem, defter, kitap gibi en temel eğitim malzemelerini koymaya zorlanıyorsa, evinde ders çalışabileceği bir odası yoksa, internet erişimi sınırlıysa ve ailesi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsa; o çocuktan eğitim sisteminde başarılı olmasını beklemek ne kadar gerçekçidir?
PISA 2022 sonuçları, bu sorunun yalnızca Türkiye için değil, bütün dünya için önemli olduğunu gösteriyor. OECD'nin verilerine göre öğrencilerin akademik başarıları ile ailelerinin sosyoekonomik durumu arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Başka bir ifadeyle, eğitim sistemleri ne kadar eşitlikçi olduklarını iddia ederlerse etsinler, çocukların başarıları hâlâ büyük ölçüde ailelerinin ekonomik ve kültürel sermayesine bağlı.
Türkiye de bu tablonun dışında değil. PISA 2022 verileri incelendiğinde, Türkiye'de akademik başarının görünmeyen haritasının aslında sınıfsal farklılıklarla şekillendiği görülüyor. Bu nedenle Türkiye'de eğitim sorununu yalnızca müfredat, sınav sistemi veya öğretmen niteliği üzerinden tartışmak eksik kalmaktadır. Asıl mesele, çocuk yoksulluğu ile eğitim başarısı arasındaki güçlü ilişkidir.
PISA sonuçları kamuoyunda genellikle matematik, fen ve okuma puanları üzerinden değerlendirilir. Oysa OECD raporlarının en önemli bölümlerinden biri öğrencilerin sosyoekonomik durumlarına ilişkin analizlerdir. Bu durumu da resmi raporlar pek yazmaz. PISA'da kullanılan ESCS (Economic, Social and Cultural Status) endeksi; aile geliri, ebeveyn eğitimi, evdeki kitap sayısı, kültürel kaynaklar ve öğrenme materyalleri gibi değişkenleri ölçmektedir.
PISA 2022 sonuçları göstermektedir ki Türkiye'de sosyoekonomik açıdan avantajlı öğrenciler ile dezavantajlı öğrenciler arasında yaklaşık iki yıllık öğrenmeye karşılık gelen başarı farkı bulunmaktadır. Bu durum şu anlama gelir: Bir öğrencinin matematik başarısını yalnızca çalışkanlığı değil, doğduğu evin, ailesinin ekonomik koşulları da belirlemektedir. Eğitim sistemi görünürde herkese aynı sınavı uygulasa da çocuklar aynı başlangıç çizgisinden yarışa başlamamaktadır.

Çocuk Yoksulluğu Nedir? Çocuk yoksulluğu yalnızca gelir eksikliği değildir. Birleşmiş Milletler ve UNICEF'e göre çocuk yoksulluğu; yeterli beslenememeyi, eğitim materyallerine erişememeyi, sağlık hizmetlerinden yararlanamamayı, kültürel faaliyetlerden dışlanmayı, dijital imkânlardan mahrum kalmayı, güvenli yaşam alanlarına sahip olamamayı ifade eder. Bu nedenle yoksulluk yalnızca ekonomik değil aynı zamanda pedagojik bir sorundur.
Çünkü öğrenme süreci biyolojik ve sosyal koşullardan bağımsız değildir. Aç bir çocuğun dikkat süresi düşer. Kalabalık bir evde yaşayan çocuk ders çalışmakta zorlanır. Kitaba erişemeyen çocuk okuma becerilerini geliştiremez. Bilgisayarı, internete erişimi olmayan çocuk dijital çağın gerisinde kalır. Dolayısıyla eğitimdeki başarısızlık çoğu zaman bireysel değil yapısal bir sorundur.
Türkiye'de Sınıfsal Eğitim Haritası: Türkiye'de eğitim başarısı ile gelir düzeyi arasındaki ilişki özellikle büyük kentlerde daha görünür hale gelmektedir. Bir tarafta özel okullar, proje okulları ve yüksek puanlı liseler bulunmaktadır. Diğer tarafta ise yoksul mahalle okulları vardır. Aynı şehirde yaşayan iki öğrenci arasında bile büyük fırsat farklılıkları oluşabilmektedir.
Örneğin: Bir öğrencinin evinde yüzlerce kitap bulunurken başka bir öğrencinin evinde tek bir kitap bile olmayabilmektedir. Bir öğrenci yabancı dil kurslarına giderken diğeri okul sonrası çalışmak zorunda kalabilmektedir. Bir öğrenci özel ders desteği alırken diğeri temel eğitim materyallerine ulaşmakta zorlanabilmektedir. Sonuç olarak eğitim sistemi görünürde eşit olsa da gerçekte sınıfsal ayrışmalar üretmektedir.
Bazı eğitim sosyologları, eğitim sistemlerinin yalnızca bilgi aktarmadığını, aynı zamanda toplumsal sınıfları yeniden ürettiğini savunur. "Kültürel sermaye" kavramı Türkiye'deki eğitim eşitsizliklerini anlamak açısından son derece önemlidir. Kültürel sermaye; evdeki kitaplar, ebeveynlerin eğitim düzeyi, dil becerileri, kültürel etkinliklere erişim, akademik beklentiler gibi unsurlardan oluşur.
Türkiye'de yüksek eğitimli ailelerin çocukları, okulun kullandığı dili ve kültürel kodları daha kolay kavrayabilmektedir. Bu nedenle okul sistemi çoğu zaman orta ve üst sınıfların kültürel sermayesini ödüllendirmektedir.Yoksul çocuklar ise daha yarış başlamadan geride kalmaktadır.

Açlık ve Akademik Başarı: Türkiye'de son yıllarda artan ekonomik sorunlar eğitim alanında da hissedilmektedir. Öğretmen sendikalarının, akademisyenlerin ve sosyal politika uzmanlarının çalışmalarında dikkat çekilen önemli konulardan biri okul çağındaki çocukların beslenme sorunudur. Bu sorun ülkelimizde de çok tartışıldı, fakat herhangi bir çözüm üretilemedi. Birçok araştırma göstermektedir ki düzenli kahvaltı yapan öğrenciler matematik ve okuma testlerinde daha başarılı olmaktadır. Finlandiya, İsveç ve Estonya gibi ülkelerde ücretsiz okul yemeği uygulamalarının temel gerekçesi de budur. Bu ülkeler eğitim başarısını yalnızca sınıf içi öğretimle açıklamazlar. Çocuğun beslenmesini de eğitimin bir parçası olarak görürler. Türkiye'de ise ücretsiz okul yemeği hâlâ tüm öğrencileri kapsayan evrensel bir hak değildir. Bu nedenle eğitimde fırsat eşitliği tartışmalarının merkezine çocuk beslenmesi yerleştirilmelidir.
Bölgesel Eşitsizlikler: Türkiye'nin başarı haritası aynı zamanda bir coğrafya haritasıdır.
Büyükşehirler ile kırsal bölgeler arasında; öğretmen niteliği, okul altyapısı, teknolojik donanım, sosyal ve kültürel faaliyetler açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. PISA verileri doğrudan bölgesel sıralama vermese de ulusal araştırmalar, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi yüksek bölgelerde akademik başarının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle eğitim politikaları yalnızca bireylere değil bölgelere de odaklanmalıdır. Dezavantajlı bölgelere daha fazla kaynak aktarılması sosyal adalet açısından zorunludur.
Türkiye Neden Tam Başaramıyor? PISA 2022 sonuçları Türkiye'nin son yıllarda belirli ilerlemeler kaydettiğini gösteriyor. Ancak başarı artışına rağmen eğitim sistemi hâlâ sosyal hareketlilik üretmekte yeterince güçlü değildir. Bunun temel nedenleri şunlardır: çocuk yoksulluğunun yüksek olması, gelir dağılımındaki eşitsizlikler, okullar arasındaki kaynak farkları, erken çocukluk eğitimine erişimdeki sorunlar, eğitim harcamalarının aile bütçesine yüklenmesidir. Bu koşullar altında eğitim sistemi eşitsizlikleri azaltmak yerine zaman zaman yeniden üretmektedir.
Evet, şimdi sorabilirsiniz çözüm önerileriniz nedir? Hemen yazalım; Eğitimde fırsat eşitliği yalnızca okul politikalarıyla değil sosyal politikalarla birlikte ele alınmalıdır. Eğitimde başarı için öncelikle çocuk yoksulluğu azaltılmalıdır. Yazdıklarımız belki iki satırdan oluşan bir cümle, fakat toplumsal kesimlerin tamamını ilgilendirdiği kadar politika yapıcılarının ve iktidar çevrelerinin tercihleriyle doğrudan ilişkilidir.
Bunun için:
1. Evrensel ücretsiz okul yemeği programı uygulanmalıdır.
Hiçbir çocuk aç karınla derse girmemelidir.
2. Erken çocukluk eğitimi yaygınlaştırılmalıdır.
Yoksulluk kaynaklı öğrenme kayıpları okul öncesinde azaltılmalıdır.
3. Dezavantajlı bölgelere pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır.
Kaynaklar eşit değil, ihtiyaca göre dağıtılmalıdır.
4. Dijital erişim temel hak olarak görülmelidir.
İnternet ve bilgisayar desteği yaygınlaştırılmalıdır.
5. Eğitim kamusal bir hak olarak güçlendirilmelidir.
Ailelerin eğitim harcamaları azaltılmalıdır.
Başarının Gerçek Haritası nasıl çizilebilir? PISA 2022 verileri bize önemli bir gerçeği göstermektedir: Türkiye'de akademik başarı yalnızca bireysel çabanın sonucu değildir. Başarı aynı zamanda sınıfsal konumun, aile gelirinin, kültürel sermayenin ve yaşanılan çevrenin ürünüdür. Bu nedenle eğitimde adalet, yalnızca daha iyi öğretim programları hazırlamakla sağlanamaz. Gerçek fırsat eşitliği; yoksulluğun azaltıldığı, çocukların iyi beslendiği, her okulun benzer imkânlara sahip olduğu ve aile gelirinin öğrencinin kaderini belirlemediği bir toplumsal düzen gerektirir. PISA 2022'nin Türkiye için verdiği en önemli ders budur.
Tabi ki sözümüz ders çıkarabilene…
Ercan EROĞLU
Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı