Merhaba İnegöl'ün güzel insanları!
İnegöl'ün tarih ve kültürüne dair yazılarımıza devam ediyoruz.
Osmanlı tarihinin derinliklerine daldığınızda bazen aynı ismi taşıyan iki dev figürün birbirine nasıl bu denli dolandığına şaşırırsınız. Tarih sahnesinde fırtınalar estiren, sadrazamlığa kadar yükselen iki İshak Paşa’nın ortak ve ayrışan hikâyesi; iktidar hırsından bacanaklığa, hazin mezar kaderlerinden coğrafi bağlara uzanan adeta nefes kesici bir roman gibi.Gelin bu iki büyük devlet adamını, tarihin tozlu sayfalarını aralayarak daha yakından tanıyalım.
Tarihte "Sırp asıllı" ve "İnegöllü" olarak ikiye ayrılan bu paşalar, coğrafi ve kültürel olarak tamamen farklı iki kaynaktan beslenmişlerdir:Sırp Asıllı (Mühtedî Sarı) İshak Paşa: Çoğunlukla Balkan coğrafyasında yaşamış, Sırp Krallık hanedanına mensup bir isimdir. Rakipleri tarafından kendisine mühtedî, alaca, davut, rum, hırvat, dessas, kraloğlu ve Gâzî Bey gibi birbirinden farklı pek çok lakap takılmıştır.
Kendisini evlat edinen Üsküp Sancak Bey’i Paşa Yiğit tarafından çetin bir akıncı olarak yetiştirilmiştir.İnegöllü İshak Paşa: Anadolu coğrafyasında doğup büyümüş Türk kökenli bir devlet adamıdır. Amasya Emirliği’nin kurucusu Şadgeldi ailesine mensuptur.
Babası İbrahim Ağa dururken, dedesi İsa Bey’e atıfla “İsa Bey-zâde” lakabıyla anılması oldukça dikkat çekicidir. Amasya muhafızı Yergüç Paşa tarafından bir dost çocuğu olarak himaye edilmiş ve maliyeci olarak yetiştirilmiştir.
Hükmetme Geni: Biri Sırp sarayından, diğeri Amasya beyliğinden gelen her iki Paşa'nın da genlerinde ve bilinçaltında yatan en temel duygu, hiç kuşkusuz hükmetme ve iktidar olma tutkusuydu.İktidar Mücadelesi, Saray Siyaseti ve Akrabalık Bağlarıİki İshak Paşa da beylerbeylik, vezaret ve sadrazamlık gibi Osmanlı’nın en üst makamlarına tırmanarak padişahlarla yönetim yetkisini paylaşmışlardır.
Hatta 1469-1472 yılları arasında Fatih Sultan Mehmed’e halef-selef şeklinde sadrazamlık yapmışlardır.Saray içi çekişmelerde de her ikisi aktif taraf olmuştur. Örneğin Sarı İshak Paşa, devşirme/mühtedî kökenlilerin de beylerbeyi ve üst düzey makamlara gelebileceğini savunmuş ve bu mücadeleden zaferle çıkmıştır.Peki, bu iki güçlü rakibin aynı zamanda bacanak olduğunu biliyor muydunuz?
Fatih’in isteğiyle Mühtedî Sarı İshak Paşa, İsfendiyâroğlu İbrahim Bey’in kızı (Sultan II. Murad’ın vefatıyla dul kalan) Hatice Alîme Hatun ile evlenmiştir. İnegöllü İshak Paşa ise İsfendiyâr Bey’in kızı ve İbrahim Bey’in kız kardeşi Sultan Hatun ile dünya evine girmiştir. Yani biri hala ile evlenirken, diğeri onun öz yeğeniyle evlenerek ailevi bir bağ kurmuşlardır.
Osmanlı iktidar mücadelesinde oynadıkları etkin roller, iki paşaya da sağlığında hazırlattıkları türbelere gömülmeyi nasip etmemiştir.
Adeta hizmetleri unutturulmak istenmiştir:
İnegöllü İshak Paşa, 1487’den 1937’ye kadar tam 450 yıl boyunca İnegöl’deki bu mezarında ebedî uykusunu uyumuştur. Ancak 1937 yılında cami çevresindeki mezarlıklar kaldırılırken mezarı sökülmüş; o işlemeli mermer sanduka taşları ve kitabeli mezar taşları zevcesi Sultan Hatun Türbesi’ne nakledilmiştir.
Tüm bu tespit ve tahliller bize açıkça gösteriyor ki; tarihsel süreçte İnegöl, Anadolu’da Amasya ve Kastamonu ile; Balkanlar’da ise Üsküp ve Selanik şehirleriyle sarsılmaz bir bağa sahiptir.Bugün İnegöl’e hizmet etmek, onun ruhunu yaşatmak isteyen yerel yöneticilerin önünde harika bir tarihî fırsat duruyor: Bu köklü geçmişi ve tarihî bağlantıları dikkate alarak Üsküp, Selanik, Amasya ve Kastamonu ile resmi kardeşlik bağları kurmak. Geçmişin izini sürmek, geleceği inşa etmenin en güçlü yoludur.
Sıradaki yazımızda görüşmek üzere! Yaşam sevinciniz eksik olmasın!
MURAT ALTIN
Kaynak: gencgazete.net