Değerli öğrencim,

Bugün itibarıyla üzerinden tam on yıl geçmiş o hain kalkınma sebebiyle 251 şehit verdiğimiz 15 Temmuz gününün ertesindeyiz.

Dünkü mesajlarına bakarsan sizlere meydanda buluşmaya davet etmiştim.

Ülkemizin ne kadar büyük bir tehlike atlattığını bu geceden başka nasıl anlatılır siz gençlere? Çünkü her şey gözler önünde olmuş ve bu konuda birçok bilgi/belge

ortadayken bazı insanların “kontrollü darbe” ifadeleri hedefi saptırmaktan başka nedir ki? Bu “büyük hain tehlike” karşılığını da milletimizin kentin caddelerine, şehrin meydanlarına, havaalanlarına toplanarak ortaya koyduğu büyük direnişle bertaraf edilmiştir. Onların küçük görme ya da önemsizleştirme çabasının farkında olmalısınız artık.

Büyük bir anma ve kutlama olarak tertip edilen 15 Temmuz Gecesindeki programlar (Kur'an okuma, selamlama konuşmaları, sayın cumhurbaşkanımızın millete hitabı, geceyi anlamlandıran ezgiler/ türküler, tüm camilerden okunan salâlar) hakikati bir nebze anlatıyor. Dün akşam belediyenin önündeki o büyük toplantıda halkımızın nasıl teveccüh ettiğini de görmüş olduk.

Sayın Cumhurbaşkanının milleti, telefon ekranından davetiyle büyük bir tehlikeyi on bir saat gibi kısa sürede atlatmıştır. Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan olarak iradesine sahip çıkmış ve bağımsızlık yoluna devam ettiğinin bir göstergesi olmuştur.

Türk milleti olarak, tarih boyunca büyük liderlerin peşinden adım adım gitmeyi bildik. Sayın cumhurbaşkanının “bu kalkışmayı engellemede o büyük çağrısı” bizleri destansı bir direnişe sevk etti.

15 Temmuz 2016 tarihinden sonra tam yirmi yedi gece İnegöl’ün meydanında toplandık ve darbeye ve darbecilere karşı durmaya çalıştık. Geçmişte 1960,70, 80 darbelerinin yanında 1990'larda yapılmış post modern darbelerin yükünü bu millet çok ağır ödemiştir. Geçmişteki askeri darbeler, ülkedeki karışıklıkları (sağ sol çatışmaları, terör vb.) bastırmak için yapılmış olduğu beyan edilse bile ülkemiz devamlı ekonomik geriye gittiğini gazetelerde okurduk.

Birileri ülkemizde milletimize yönlendirmek için demokratik yollarla seçtiğimiz idarecilerimizi ve meclisi yok sayıp kendi arzularına göre ülkeyi yönetmeye kalktılar.

Değerli öğrencim,

Dünya tarihi ve milletler tarihini okurken kendi ülkemizin yakın tarihini de bilmek zorundayız. Çünkü yakın tarihimiz boyunca kafamızı karıştıracak çok farklı bilgiler sosyal medya üzerinden ve diğer kaynak kitaplardan bizlere aktarılmaktadır.

Şimdi yoldan geçen 3-4 insana sorsak herkes farklı şeyler söyler. Tüm bunlara rağmen hadi onlar geçmişte kaldı diyeceğiz ama günümüzde her şey ayan beyan ortada iken gençlerimizi “algı yöntemi” ile ülkemizin gerçekleri hakkında farklı kanaatlere yönlendiriyorlar.

Yurdumuzdaki gelişmelere dikkat ettiğimiz zaman “doğru bir yönetimle, istikamet üzere gittiğimizi” anlamamız zor değildir.

Ülkenin ve milletin faydasına olabilecek çalışmaların yapılmış olduğunu, büyük icraatların hizmetimize sunulduğunun farkındayız.

Fakat bütün bunlara rağmen bir takım sıkıntılarımız da söz konusu.

Çok güçlü ve dahi padişah Fatih Mehmet gibi, Sultan Alparslan gibi liderlerin zamanında da bir sürü sıkıntılar çekilmiştir.

Belki de asker, belki de milletin bir kısmı tarafından yaptıkları hoş karşılanmamış olabilir.

Ama birine Anadolu'nun kapılarını açan Malazgirt zaferi, diğerine de çağ açıp çağ kapatan İstanbul'un fethi nasip olmuştur.

Bunlar, onların tarihimizde hayırla yâd edilmesine sebep oldu.

Büyük bir fedakarlıkla milletinin başında/arasında bulunup onları darbecilere karşı sevk etmiş olan o korkusuz cesareti göz ardı edebilecek bir durumumuz yoktur sanırım.

Algı pompalaması ile yapılanları değersiz gören siz genç neslin bazılarının biraz daha tarihi bilmesi ve günümüzü iyi okuması gerekir.

Bunların başında milletimizin istiklalimizi müdafaa konusundaki büyük gayret asla unutulmamalıdır.

Biz büyükler bazen “bu gençlerden bir şey olmaz!” deyip ümitsizlendiğimiz bir anda tankların üzerine çıkıp ya da paletlerin altına uzanıp onları durduran, kurşunlara göğüs gererek şehit olan, liderini ve milletini korumak için kaçmak yerine meydanlara koşan o kahramanlık ruhunu asla kaybetmemeliyiz.

Değerli öğrencim,

Her yıl 15 Temmuz günü geldiğinde bu tarihi en güzel şekilde öğrenmek ve anmak, geçmişimize sahip çıkmak anlamına geldiği gibi geleceğimizi de belirlemek anlamına gelmektedir.

Damarlarındaki asil kanın ne manaya geldiğini böyle zamanlarda milletimiz/ gençlerimiz daha iyi anlamaktadır.

Mademki sizler geleceğimizsiniz; öyleyse milli manevi değerlere bağlı kalarak milletin hakkına ve hukukuna sahip çıkmak için 15 Temmuz akşamını, ( o tarihte siz küçük bir çocuk olmanıza rağmen) yok saymadan, küçümsemeden tekrar hissetmeliyiz.

“Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” ruh karakterini yüreğinden asla eksiltmemeni tavsiye ederim.

AHMET TAŞTAN