Bugünlerde sosyal medyada paylaşılanlara bakıyorum. Dün mecliste 468 milletvekilinin onayladığı “Terörsüz Türkiye” diye kısaca ifade edilen yasayı protesto etmek için üretilmiş algı malzemelerine dönüştüğünü, düşünmeye başladım.
Mesela, Abdullah Öcalan bebek katili bir teröristtir” “Haine gösterilen merhamet, vatana ihanettir.” vb. “Türk evlatlarını şehit eden teröristlerle barışmayacağız.” diye ufak bir yazıda eklemişler.
Bundan sonra söyleyeceklerim şahsî düşüncelerimdir.
Şehitlerimizin kanını yok saymak, Apo'ya bebek katili dememek, teröristlere sayın ifadesi kullanmak vb. gibi okuyanı kışkırtacak ciddi ifadeler söz konusu.
“Sen de katıl” butonuna tıkladığınız zaman “teröristi affetmek vatana ihanettir” cümlesini onaylamış oluyorsunuz.
Çıkarılan kanuna karşı geldiğiniz gibi, kanunu; teröristi affetmek diye yanlış yerden baktığınız gibi kasıtlı algı yapıyor ve devlet yetkililerini ihanetle suçlamış oluyorsunuz.
Terörden bu kadar fazla eziyet ve zarar görmüş bir milletin evlatları, “niçin bunca yıldır birbirine düşman kılınmış insanlarımız?” konusunu sorgulamıyorlar.
Osmanlı yönetimi altında yaşamış topluluklar, hatta Çanakkale'de omuz omuza savaşmış insanlar, geçici bir dönem dış mihraklar tarafından devleti zayıflatmak amacıyla düşman kılınmış, birbirine vurdurulmuş.
Kızlarımız dağlara kaçırılmış, çocuklarımız algı operasyonları ile kandırılmış ve vaat edilmiş: “Sizlere bağımsız bir devlet kurduracağız!” diye.
Bu hayalleri suya düşmüş, sihalarla kafasını çıkaramaz olmuş, eli kolu bağlanmış bu gençler, pişmanlık bildirmişlerse, bağışlamak, affetmek ve topluma kazandırmak maksatlı uzun süreli bir çalışma başlatmış devlet.
Devlet idare etme sorumluluğunu sırtında taşıyanlar, milletin tümü hakkında barış için yapılması gerekenleri taraflar ile a'dan z'ye konuşmuş, tartışmış, milletin vicdanını (farklı niyeti olanlar hariç) rahatlatacak cümlelerle bir “kanun yazmış”tır.
Lakin ülkemde barış istemeyenlerin oluşturduğu algı yüzünden yapılan çalışmalar, az önce zikrettiğim kelimeler üzerinden, yine önü kesilmeye çalışılıyor, sanıyorum.
Özellikle alnı secdeye varan, yönü kıbleye dönen insanların hangi siyasi çıkarlar uğruna “böylesi daha doğruymuş gibi görünen” cümlelere destek veriyorlar.
Öncelikle, yapılan “kanunun yanlış anlaşılmaya müsait neyi varsa” onun üzerine algı operasyonu tertip edip milleti gaza getirenler, milletin kanunu okumayacaklarını ve haberlerde ilk ne duymuşsalar bile kulak tıkayacağını düşünerek bir anda, yaygara yapıyorlar.
Benim temel düşüncem şöyle:
Devletimiz, içte birlik ve beraberliği oluşturmak için “birbirine düşman olan fikir sahiplerini” bir amaç etrafında toplamaya çalışmak zorunluluğunu hissediyor.
Bu sebeple önce terörist grupları, yurt dışında ve yurt içinde temizleme imkanı oluştu. Ülkemize terör sorununu bela edenlerin verdiği sözler kurdurdukları hayallerin gerçek olmayacağını anlayan insanlar ne yapacaklar.
Tarih bizim karşımızdaki en büyük ibret vesikası. Özellikle Atatürkçü düşünce sahiplerine sözüm. Yakın tarihte savaştığımız ve yurdumuzdan kovduğumuz Yunan askerini, denize dökmedik mi? Aradan geçen birkaç yıl sonra Yunanistan başbakanı karşılanmadı mı?
Dini bütün Müslümanlar içinde Hz. Peygamberin hayatı bir rehber değil mi? Zayıf bırakılmış Mekke’yi/Kureyş'i onca zulüm yapmasına rağmen affetmedi mi? Özellikle Hz. Hamza’yı şehit eden Hz. Vahşi’yi?
Hele ki Evs ile Hazrec’in arasındaki eski savaş günlerini hatırlatarak Müslümanların birbirine düşürmeye ve çatışmaya sürüklendiğinde Peygamberimiz çok kızmadı mı? İslam kardeşliğine vurgu yapmadı mı?
Evet, geçmişte canımız yandı. Peki bu kanun çıkarken canı yanan insanlarla görüşülmedi mi? Uzun uzun dertleri dinlenmedi mi? Sonunda bunca istişarelerin arkasında alınan kararlar barış ve huzur için kanunlaştığında neden böyle duygusal tepkimelere yol açacak kelimelerle milletin gençlerini kışkırtıyorlar.
Hedeflerine kitlenmiş bir Türkiye, yurt içindeki milleti arasında barış yapmaya çalışırken; ülke dışında da savunma ittifaklarına imza atıyor.
Bence bu gayretler milleti parçalayan terörist eylemlerin ve ülkemize dışarıdan gelecek saldırılardan besleneceklere kapıları kapatıyor.
Duygusal tepkimeler ile tavır koyanlar, oturup süreci biraz daha düşünmeli, biraz daha araştırmalılar kimin ekmeğine yağ sürüyorlar fark etmeliler, demekten başka söz gelmiyor dilimden.
AHMET TAŞTAN