Her gün okuyarak ruhumu beslediğim bu kitapta hem insanlığın en erken geçmişini hem de en son geleceğini ayan beyan öğreniyorum.
Zamanı/tarihi bildiğim gibi tabiatı da fark ediyorum kelimelerin tarif ettiği kadar. Bu ne muazzam bir kitap ki tarih ve tabiat bilgisi yanında dağların taşıyamadığı sorumluluğu omuzlayan cahil insandan da bahsediyor. Çeşitlilik ve derinliğin hakim olduğu Kur'an'ın satırları arasında gezinirken (yani okurken) dikkatimi çeken bir insan modeliyle karşılaştım yine.
Birine, bu kitap, tamamen senden bahsediyor, deyiversek acaba merak eder mi bir nebze. Şahsen benim dikkatimi çekti. “İnsanlardan öyle kimse vardır ki, onun (bu) dünya hayatına ait sözü hoşuna gider ve o, kalbinde olana Allah’ı şahit getirir. Halbuki o, düşmanların en yamanıdır. (Bakara Suresi, 204. ayet)
Böyle insanları nasıl tespit edeceğiz?
Biz inancında, ahlakında, duruşunda sağlam bir Müslümanız, dinimizi hayatımıza ve toplumsal olaylara tatbik etmek isteyen biriyiz, diye kendimizi kabul edelim. Önce kendi durumumuzu iyi tespit edelim. Kendini tanımayan kimseyi tanıyamaz. Vahyin muhatabı Hz. Peygamber Efendimiz olduğuna ve bizler de onu örnek aldığımıza göre “senin hoşuna gider” anlamını üzerimize alınabiliriz.
Çünkü insanlardan kimisi diye kendisinden söz açılan her kimse o, bizim hoşumuza gidecek sözleri, bizi biz yapan düşüncelerimizi, eylemlerimizi biliyor demek ki. Niyetimizi ve amacımızı biliyor. O zaman kulağımıza söylenecek sözlerin içeriği belli oldu. Sesin tınısı , sözlerin üslubu nefsimizi okşayarak bizim dikkatimizi dağıtabilir.
Dünya hayatına ait sözler bunlar. Kazanırız, eğleniriz, yer içeriz gibi geçici sözlerin yanında güç ve saltanatı destekleyecek sözler de olabilir. Ama için de Allah’ın rızası, cennet ümidi, cehennem korkusu gizlenmiş, dua cümleleri yok. Zehirli aşa, bal sürülmüş.
Samimi olduğunu ifade etmek için en büyük kozunu da oynuyor. “Kalbinde olana Allah’ı da şahit koşuyor.” Hakikat olmayan ve senin hoşuna giden onca yalan söze, yalanı kullarına haram kılan Rabbinizi şahit tutuyor. Niçin en yaman düşman diye vasıflandırıyor?
Kalbindeki yalanın doğru olduğuna Allah’ı şahit gösteriyor. Bu ne demektir bilir misiniz? Dünyanın düzenini altüst etmektir. Hakkı, batıla karıştırmaktır bu. Tüm gerçeği yerinden oynatmak ve yerine batılı inşa etmektir. Bunu yapan insanın, dünyada yapmayacağı başka bir aşağılık yoktur.
Bu kadar kötü bir vasfı üzerine alan bu tipler niçin böyle yaparlar. Çıkarları nedir bunların? Psikolojik olarak çok büyük bir haz alıyor olmalılar. Belki de bizim tarif edemeyeceğimiz nice duygular içindir. Bir insan olarak artık kabul etmekten başka çaremiz kalmayacak. Tefekkür etmek isteyenler için Kur'an-ı Kerim'de "İnsanlardan öyleleri vardır ki..." ("Ve minen-nâsi men...") ifadesiyle başlayan başlıca diğer ayetler şunlardır:
1. Bakara Suresi, 8. ayet (Münafıklar hakkında)
"İnsanlardan öyleleri vardır ki, inanmadıkları halde 'Allah’a ve ahiret gününe inandık' derler."
2. Bakara Suresi, 207. ayet (Fedakarlık ve samimiyet)
"İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına karşı çok şefkatlidir."
3. Hac Suresi, 3. ayet (Bilgisizce tartışanlar)
"İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiçbir bilgiye dayanmaksızın Allah hakkında tartışır ve her asi şeytanın peşine düşer."
4. Hac Suresi, 11. ayet (Şüphe ve çıkar üzerine kulluk)
"İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’a kıyıdan köşeden (şüphe ve tereddüt içinde) kulluk eder. Kendisine bir iyilik dokunursa buna sevinir; başından bir imtihan geçerse hemen gerisin geri döner..."
5. Lokman Suresi, 6. ayet (Boş sözlerle oyalayanlar)
"İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce insanları Allah yolundan saptırmak ve o yolu alay konusu etmek için boş sözleri satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır."
6. Ankebût Suresi, 10. ayet (Zorluk karşısında geri adım atanlar)
"İnsanlardan öyleleri vardır ki 'Allah’a inandık' derler; fakat Allah uğrunda bir eziyete uğradıkları zaman, insanların baskısını Allah’ın azabı gibi tutarlar..."
Mumyalanmış insan müzesi değil farklı bir açıdan tanıtan gerçek insan müzesi gibi bu ayetler. İnanç durumları yani mümin, kâfir veya münafık gibi açılardan değil belli davranışlar üzerinden özellikleriyle insan tipleri burada sergilenir. Seyretmek ve kendilerine çeki düzen vermek isteyenler buyursun.
AHMET TAŞTAN