Sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan bazı içerikler var:

“Bunları yaşıyorsan panik atak geçiriyor olabilirsin” ya da “Bu düşünceler sende varsa obsesif-kompulsif belirtilerin olabilir” gibi…

Hatta bazı insanlar internete “anksiyete testi” yazıp karşılarına çıkan 10 soruluk testleri çözerek kendilerinde bir bozukluk olduğunu düşünebiliyor.

Oysa burada önemli bir yanlış anlaşılma var. Nasıl ki fiziksel sağlığımız söz konusu olduğunda internetten okuduklarımızla kendimize teşhis koymuyorsak, psikolojik sağlığımız için de aynı yaklaşımı benimsememiz gerekir.

“Kolum kırık mı?” ya da “Başım ağrıyor, ciddi bir hastalığım olabilir mi?” diye aratıp çıkan ilk sonuca hemen inanmadığımız gibi;

“Bende depresyon mu var?”, “Panik atağım mı var?”, “Otizm belirtilerim var mı?” gibi soruların yanıtlarını da yalnızca internetten bulamayız.

Psikolojik belirtiler, zaman zaman herkesin deneyimleyebileceği durumlardır.

Bazı günler daha umutsuz, yorgun ve kırılgan hissedebiliriz. Bazen kontrol etme ihtiyacımız artabilir.

Bazen de kaygı ve korku hislerimiz günlük yaşamımızı zorlaştırabilir.

Bununla birlikte, psikolojik zorlanmalar yalnızca duygusal değil; bedensel olarak da kendini gösterebilir.

Bu noktada psikosomatik ağrılar dediğimiz, stres ve duygusal yükle ilişkili fiziksel ağrılar da yaşayabiliriz.

Tüm bu yoğun duygusal süreçlerde önemli olan, kendimizi dikkatle gözlemleyebilmek ve neye ihtiyaç duyduğumuzu fark edebilmektir.

Bu dönemlerde kendimize bir etiket ya da tanı koymak yerine, “Bana şu an ne iyi gelir?” sorusunu sormak daha işlevsel olabilir.

Unutulmamalıdır ki bir tanı koymak; detaylı değerlendirme, klinik görüşme ve uzmanlık gerektiren bir süreçtir.

Belirtilerin varlığı ile tanı koymak aynı şey değildir.

Bu yüzden, nasıl fiziksel bir şikâyetimiz olduğunda bir doktora başvuruyorsak; zihinsel ve duygusal zorlanmalarımız için de bir psikolog, psikiyatrist ya da ruh sağlığı alanında uzman birine danışmak en sağlıklı yoldur.

Ayrıca bir uzmana başvurmak için “çok kötü” olmak zorunda değiliz.

Kendimizi daha iyi tanımak, yaşamdan aldığımız doyumu artırmak ve ilişkilerimizi güçlendirmek için de destek alabiliriz.

Önemli olan, kendimize tanı koymak değil; ihtiyaç duyduğumuzda yardım isteyebilmektir.

Zehra Durmuş

Psikolog & Aile Danışmanı