Acıktım, o halde hemen bir şey yemeliyim düşüncesi çoğumuz için oldukça tanıdık. Fakat her açlık hissi, aynı anlama gelmez.
Bazen gerçekten enerjiye ihtiyaç duyduğumuz için acıkırız, bazen yalnızca alıştığımız saat geldiği için, bazen de stres, sıkıntı, uykusuzluk veya karşımıza çıkan iştah açıcı bir yiyecek nedeniyle yemek isteriz. Sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası da açlığın her zaman aynı olmadığını fark edebilmektir.
Açlık ve iştah aynı şey mi?
Açlık, vücudun enerji ihtiyacına verdiği fizyolojik bir yanıttır. Mide ve bağırsaklardan gelen sinyaller, kan şekeri ve enerji durumu, hormonlar ve beynin birlikte çalışarak ne zaman yemek yiyeceğimizi ve ne zaman doyduğumuzu düzenler.
İştah ise bundan biraz daha farklıdır. Bir yiyeceği görüp canımızın çekmesi, güzel kokusunu alıp yemek istememiz veya “Şimdi bir tatlı olsa ne güzel olurdu” diye düşünmemiz her zaman fiziksel olarak enerjiye ihtiyacımız olduğu anlamına gelmez.
Örneğin öğle yemeğinizi yeni yemişken arkadaşınızın getirdiği tatlıyı görünce canınız çekebilir. Burada hissettiğiniz şey büyük ihtimalle fiziksel açlıktan çok iştah ve yiyeceğe yönelik istektir.
Peki her açlıkta hemen yemek zorunda mıyız?
Hayır. Fakat bunun anlamı açlığı bastırmak veya kendimizi saatlerce aç bırakmak da değildir. Öncelikle kendinize “Gerçekten aç mıyım, yoksa şu anda bir şey yeme isteği mi hissediyorum?” diye sormayı deneyebilirsiniz.
Özellikle ne istediğiniz çok belirginse, örneğin “Hiçbir şey istemiyorum ama özellikle çikolata istiyorum” diyorsanız, bunun arkasında fiziksel açlığın dışında bir neden olabilir. Stres, can sıkıntısı, alışkanlık, yorgunluk veya yalnızca yiyeceğin ulaşılabilir olması bu isteği tetikleyebilir.
Böyle durumlarda 15-20 dakika beklemek ve o sırada su içmek, kısa bir yürüyüş yapmak, başka bir işle ilgilenmek veya ortam değiştirmek işe yarayabilir. Eğer bu sürenin sonunda hâlâ açsanız, yemek yemekten kaçınmanız gerekmez. Çünkü amaç açlığı bastırmak değil, neye ihtiyaç duyduğunuzu ayırt edebilmektir.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Gerçekten belirgin bir fiziksel açlık hissediyorsanız beklemek doğru değildir. Özellikle uzun süre yemek yemediyseniz, yoğun egzersiz yaptıysanız veya öğününüz yetersiz kaldıysa vücudunuzun verdiği açlık sinyalini ciddiye almak gerekir.
Canım istiyor dediğimizde ne yapmalıyız?
İşte burada sezgisel yeme kavramı devreye giriyor.
Sezgisel yeme, kısaca vücudun açlık ve tokluk sinyallerini fark etmeyi, yemekle kurulan ilişkiyi katı yasaklardan uzaklaştırmayı ve beslenme kararlarında içsel sinyalleri dikkate almayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Fakat sezgisel yemek “Canım ne isterse istediğim zaman onu yemek” demek değildir. Tam tersine, otomatik olarak yemek yemek yerine bilinçli bir seçim yapabilmektir.
Bir sonraki acıkmanızda hemen mutfağa yönelmeden önce birkaç saniye durup kendinize sorun: “Şu anda gerçekten aç mıyım?” Cevabınız evetse, yemek yiyin.
Değilse, kendinize neden yemek istediğinizi sorun. Bazen cevabınız “Sadece canım çekti” ise, bunu da suçluluk duymadan kabul edin. Çünkü sağlıklı bir beslenme düzeninde amaç açlığı yok etmek değil, açlıkla aramızdaki ilişkiyi daha iyi anlamaktır.
Dyt. Berre Sude Mestan