Sağlıklı beslenme trendleriyle birlikte market raflarında “yüksek proteinli, glutensiz, fit” gibi ifadeler taşıyan ürünlerin sayısı da arttı. Peki gerçekten bu ürünlerin hepsine ihtiyacımız var mı? Gelin birlikte inceleyelim.
1. Proteinli ürünler
Son dönemin en büyük trendlerinden biri hiç şüphesiz protein. Protein barlardan proteinli pudinglere, proteinli yoğurtlardan proteinli kahvelere kadar pek çok ürün artık “protein” vurgusuyla karşımıza çıkıyor.
Protein elbette vücudumuz için oldukça önemli; kasların korunması ve onarılması, hormon ve enzimlerin üretimi gibi pek çok süreçte görev alıyor. Ancak proteinin önemli olması, her ürüne ekstra protein eklememiz gerektiği anlamına gelmiyor.
Günlük protein ihtiyacımızı yumurta, yoğurt, kefir, peynir, et, tavuk, balık ve kurubaklagiller gibi doğal besinlerle dengeli bir beslenme içerisinde karşılamak çoğu kişi için mümkün.
Proteinli ürünler özellikle yoğun çalışan, dışarıda öğün yapmak zorunda kalan veya pratik bir ara öğüne ihtiyaç duyan kişiler için kullanılabilir. Ancak her öğünde mutlaka “ekstra protein” aramak yerine günün tamamındaki beslenme düzenine bakmak daha doğru.
2. Glutensiz ürünler
Glutensiz beslenme de son yıllarda sağlıklı beslenmeyle adeta eş anlamlı hale geldi. Oysa gluten, çölyak hastalığı veya glutenle ilişkili belirli sağlık sorunları bulunan kişiler için önemliyken, herkesin gluteni hayatından çıkarması gerektiği anlamına gelmiyor.
Üstelik “glutensiz” ifadesi bir ürünün otomatik olarak daha sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Glutensiz bir bisküvi yine şeker ve yağ açısından yüksek olabilir; glutensiz bir kek de sonuçta bir kek olabilir.
Bu nedenle ürünün yalnızca gluten içerip içermediğine değil, genel besin içeriğine bakmak gerekir. Tıbbi bir gereklilik yoksa sırf daha sağlıklı olduğu düşüncesiyle gluten içeren tahılları hayatımızdan çıkarmamız gerekmiyor.
3. “Fit” barlar
Bir diğer popüler ürün grubu ise fit veya sağlıklı atıştırmalık barlar. Ambalajında “şekersiz”, “yüksek proteinli”, “düşük kalorili” veya “fit” gibi ifadeler gördüğümüzde ürünü doğrudan sağlıklı kategorisine koyabiliyoruz. Oysa bir ürünü değerlendirirken yalnızca ambalajın ön yüzüne bakmamak gerekiyor.
Bazı barlar gerçekten pratik bir ara öğün alternatifi olabilir. Ancak bazıları yoğun miktarda şeker, yağ veya farklı katkı maddeleri içerebilir. Bu nedenle “fit bar” ifadesinden çok içerik listesine ve besin değerlerine bakmak daha doğru. Ayrıca her gün paketli bir atıştırmalığa ihtiyaç duymadığımızı da hatırlamak gerekiyor. Meyve ve kuruyemiş, yoğurt ve meyve gibi basit seçenekler de gayet iyi ara öğünler olabilir.
Sonuç olarak sağlıklı beslenmeyi yeni ürünler ve sosyal medya trendleri üzerinden değil, temel besinleri yeterli ve dengeli tüketmek üzerinden değerlendirmek gerekiyor. Bazen ihtiyacımız olan yeni bir fit ürün değil, elimizdeki besinleri daha dengeli tüketmek.
Dyt. Berre Sude Mestan