İnegöl'de yıllardır dilden dile dolaşan "kralın hazinesi" söylentisi, bazı mahallelerde kaçak kazı yapan definecilerin artmasına neden oluyor.

Cerrah, Yenice, Edebey, Çayyaka, Turgutalp ve Hocaköy mahallelerinde gerçekleştirildiği belirtilen kaçak kazılar, bölge sakinleri ve çiftçilerin tepkisini çekiyor.

İlçede yaşayan bazı kişiler ile şehir dışından geldiği iddia edilen defineciler, geçmişten bu yana anlatılan hazine söylentisinin peşine düşerek çeşitli bölgelerde izinsiz kazılar gerçekleştiriyor. Kazıların ardından arazilerde metrelerce derinliğinde çukurlar oluşurken, definecilerin çoğu zaman açtıkları çukurları kapatmadan bölgeden ayrıldığı ifade ediliyor.

Özellikle tarım arazileri, ormanlık alanlar ve köy çevrelerinde görülen kazılar, hem arazi sahiplerini hem de çiftçileri mağdur ediyor. Bazı çukurların 20 metre derinliğe kadar ulaştığı öne sürülürken, bu durum insanların ve hayvanların güvenliği açısından da risk oluşturuyor.

Söylentilerin merkezinde kim var?

İnegöl'de "kralın hazinesi" olarak anlatılan hikâyelerin merkezinde ise Aya Nikola ismi bulunuyor.

Tarihî kaynaklarda İnegöl Tekfuru olarak bilinen Aya Nikola, Osmanlı'nın kuruluş döneminde bölgenin önemli tarihî figürleri arasında yer alıyor. Ancak ilçede yıllardır dolaşan söylentiler, Aya Nikola'ya ait olduğu iddia edilen büyük bir hazinenin bir yerlerde saklı olduğu yönünde.

Definecilerin gerçekleştirdiği kaçak kazıların da büyük ölçüde bu söylenti üzerine yapıldığı belirtiliyor.

Gerçekten bir hazine var mı?

İnegöl'de Aya Nikola'ya ait olduğu iddia edilen bir hazinenin varlığına ilişkin doğrulanmış herhangi bir bilgi bulunmuyor. Konu, büyük ölçüde halk arasında yıllardır anlatılan söylentiler ve dedikodular üzerinden şekilleniyor.

Buna rağmen define arayışıyla yapılan izinsiz kazılar, bölgedeki tarihî ve doğal alanlara zarar verme riski taşıyor. Köy halkı ise hem arazilerinin zarar görmesinden hem de açık bırakılan derin çukurlar nedeniyle oluşan tehlikelerden rahatsızlık duyuyor.

İnegöl'de "kralın hazinesi" söylentisi yıllardır merak konusu olmaya devam ederken, ortada doğrulanmış bir hazine olup olmadığı ise bilinmiyor.

Muhabir: Samet Karabacakoğlu