Kişilik bozukluklarının birçok farklı çeşidi olmakla birlikte, belki de popüler kültürde en çok duyduğumuz ve hakkında en sık konuşulanlardan biri Narsistik Kişilik Bozukluğudur.

Hatta çoğumuz hayatımızın bir döneminde narsistik özellikler gösteren birine tanıklık etmiş olabiliriz.

Narsistik Kişilik Bozukluğu, kişilik bozuklukları içerisinde B kümesi olarak adlandırılan; daha çok duygusal, dürtüsel ve dramatik özelliklerin görülebildiği grupta yer alır.

Kişilik bozuklukları; kişinin düşünce biçimini, ilişkilerini, davranışlarını ve duygusal tepkilerini etkileyebilen psikolojik durumlardır.

Ancak bu bozukluklara sahip kişiler çoğu zaman yaşadıkları zorlukların farkında olmayabilirler.

Özellikle narsistik kişilik bozukluğunda kişi, kendisiyle ilgili büyük bir yanılgı içerisinde olabilir.

Kendini kusursuz görme eğilimi, diğer insanlardan üstün olduğuna inanma, sürekli takdir edilme ihtiyacı ve empati kurmakta zorlanma en belirgin özellikler arasında yer alabilir.

Narsistik özellikler taşıyan biriyle iletişim kurduğunuzda, konuşmaların sürekli onun etrafında döndüğünü, kendini övülmeye ve onaylanmaya ihtiyaç duyduğunu ya da sizin duygu ve düşüncelerinize yeterince alan açmadığını fark edebilirsiniz.

Peki tüm bu davranışların arkasında ne vardır?

Aslında birçok psikolojik yapının temelinde olduğu gibi narsistik özelliklerin gelişiminde de erken dönem yaşantılar önemli bir yere sahiptir.

Bazı durumlarda çocuk aşırı derecede yüceltilmiş, her davranışı onaylanmış ve gerçekçi sınırlar olmadan büyümüş olabilir.

Bazı durumlarda ise tam tersi şekilde çocuk, ihtiyaç duyduğu sevgiyi, ilgiyi ve kabulü yeterince alamamış olabilir.

İlk bakışta birbirinin zıttı gibi görünen bu iki durumun ortak noktası, kişinin kendilik algısında oluşan zorluklardır.

Çünkü bazen dışarıdan görünen büyüklenme, sürekli haklı olma çabası, “en iyisini ben bilirim” düşüncesi veya başkalarını kontrol etmeye yönelik davranışların altında aslında kırılgan bir benlik saygısı yatabilir.

Yani kişi, içten içe kendisine veremediği değeri dışarıdan almaya çalışabilir. Sürekli hayranlık, onay ve ilgi arayışı aslında derinlerde bir eksiklik hissinin göstergesi olabilir.

Belki de narsistik yapının en büyük çelişkisi burada ortaya çıkar: Dışarıdan güçlü, özgüvenli ve kusursuz görünen kişinin içinde büyük bir yalnızlık olabilir.

Kimi insanlar bu yalnızlığın farkına varır ancak onunla yüzleşmek zor gelir; çünkü kendini mükemmel görme inancı, kişinin kendi hatalarını, kırılganlıklarını ve eksik yönlerini kabul etmesini zorlaştırabilir.

Bazen en büyük maskeler, en büyük yaraları gizler.

Psikolog: Zehra Durmuş Şen