Gidiyorum...
Arkamda büyük bir hesap bırakarak gidiyorum.
Yanıma kırık dökük umutlarımı alarak gidiyorum.
Paramparça edilmiş kalbimi bir çuvala koyarak gidiyorum.
Acılarımı yüreğime gömerek ayrılıyorum bu şehirden.

Bilinsin ki;
Bazı vedalar sadece bir ayrılış değil,
Büyük bir adaletin başlangıcıdır.

Yarınlara olan inancımı öldürenleri,
Umutlarımı bir gül dalı gibi kıranları,
Dünyamı başıma yıkanları,
Gecelerimi uykusuz bırakanları,
O kalpsizleri ve duygusuzları,
Kendi karanlıklarıyla baş başa bırakıyorum.

En acısı da nedir biliyor musunuz?
Gelipte pişkin bir ifadeyle,
"Hakkını helal et" diyorlar.

Dur bakalım, o iş o kadar kolay mı?
Soruyorum size:
Bir "helal olsun" kelimesi, o acılı gecelerin bedelini ödemeye yeter mi?
Kırılan umutları ve un ufak olan hayalleri geri getirir mi?

İnsan ruhu bir kâğıt gibidir;
Bir kez buruşturduğunuzda ne kadar ütülerseniz ütüleyin,
O izler asla silinmez.
Ben, o kâğıdın en yırtılmış, en buruşmuş haliyim.

Bir "helal olsun" kelimesi,
Karanlık gecelerin bedelini ödemeye yeter mi?
Kırılan umutları geri getirir mi?
Öldürülen hayalleri canlandırabilir mi?

Unutma ki!
Hak sadece dille değil,
Gönülle ve bedelle ödenir.
Bir insanın ahını almak, kendi fırtınana davetiye çıkarmaktır.
Ne ektiysen onu biçersin.
Üzdüğün kadar üzülür, ağlattığın kadar ağlarsın.
Kimsenin ahı kimsede kalmaz.
Adalet geç gelse de mutlaka yerini bulur.
Bu dünyada ya da ötesinde.
Her gözyaşının bir hesabı, her kırılan kalbin bir davası olacaktır.

Yaktığınız canların feryadını,
O sessiz çığlıkları,
Göğe yükselen ahları,
O'nun duymadığını mı sanıyorsunuz?
O, kimsenin hakkını, kimsede bırakmaz.

Öyle kolay mıdır bir kelimeyle her şeyi temizlemek?
Söylesenize; her yasal hak, gerçekte helal mdır?

Bizler günlük telaşlarla boğuşurken,
Aramızdan bu kırgınlıklarla sessiz sedasız çekip gidenlerin kaçını fark edebildik?

Selam ve dua ile…