Takvimler 2006-2007 yıllarını gösteriyordu...
Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’nın Edremit’teki şahsi konutunda, dar bir ekiple gerçekleştirdiği özel bir dersin içindeydik.
İnegöl’den Ömer Şen, Özgür Yıldırım ve Ahmet Arıcı ile birlikte Hocanın sohbetine nail olma şerefine erdik.
Hoca, anlatmaya ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’den başladı.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) dâhil olmak üzere, bir çırpıda on üç peygamberin kıssalarından bahsetti.
İçimden, "Herhalde bugünkü konumuz Peygamberler Tarihi" diye geçirdim. Ancak Hoca, tarihin derinliklerinden günümüze muazzam bir köprü kuruyordu.
Dört Halife döneminden girdi; sırasıyla Emevîler, Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu üzerinden Cumhuriyet tarihine kadar geldi.
Ardından Millî Görüş tarihini;
Milli Nizam Partisi’nden başlayarak Milli Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet Partisi'ne kadar ilmek ilmek işledi.
Konuyu teşkilatın en uç noktasına; genel merkezden mahalle başkanlığına, okul temsilcisinden sınıf temsilcisine kadar getirdi.

O gün aldığım notlardan birkaç can alıcı cümleyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Hoca dedi ki:
"En temel göreviniz; çocuklara helali, haramı, dünyayı ve ahireti öğretmektir.
Eğitimin sadece dünyalık değil, manevi odaklı bir temele oturtulması gerekir.
İlim, rakamsal olarak 5'in 4'ten büyük olduğunu söylese de;
Helal olan 4, haram olan 5'ten büyüktür!
İman varsa imkân da vardır.
Kırk çürük yumurta, bir tane sağlam yumurta etmez."

Hocanın üzerinde durduğu en hassas nokta şuydu:
Okullarda eğitim gören bireylerin kalpleri ahlak, maneviyat, milli ve yerli değerlerle doldurulmalıdır.
Slogan netti: "Önce Ahlak ve Maneviyat!" Çünkü eğitimin en temel hedefi, diplomadan önce ahlaklı insan yetiştirmektir.
Son zamanlarda okullarımızda yaşanan üzücü olayları, şiddet sarmalını ve toplumsal yozlaşmayı düşündükçe bu sözlerin kıymeti daha iyi anlaşılıyor.
Okul sıralarına fizik, kimya, matematik kitaplarının yanına; vicdan, merhamet ve maneviyat kitaplarını da koymamız gerekiyor.

Unutmayalım ki; ruhu aç kalan bir çocuk, o boşluğu öfkeyle doldurur.
Mevcut eğitim sistemi, evlatlarımızı adeta bir yarış atı gibi koşturuyor.
Bugün okullarda baş gösteren şiddet olayları, aslında o derin manevi boşluğun dışa vurumudur.
Yıllardır Finlandiya, Norveç, İsveç veya Alman eğitim modellerini deneye deneye kaç nesil kaybettik!
Sonuç ortada:
Olmadı, olmuyor ve bu gidişle olmayacak.
Kendi köklerimize, kendi ruh dünyamıza dönmediğimiz sürece fırtınada savrulmaya mahkûmuz.

Selam ve dua ile…