İnegöl bir üretim kenti. Bunu herkes söylüyor, herkes biliyor. Ama asıl soru şu: İnegöl üretiyor mu, yoksa kendini tekrar mı ediyor?

Mobilyadan makineye, tekstilden yan sanayiye, tarıma kadar güçlü bir imalat kapasitesi var. Fakat bu üretim, çoğu zaman yenilikten çok sürekliliğe, tasarımdan çok alışkanlığa dayanıyor. Tam da bu yüzden İnegöl’de AR-GE meselesi, teknik değil; önce kültürel bir meseledir.

AR-GE Bir Oda Değil, Bir Zihniyettir!

İnegöl’de AR-GE denince genellikle şunlar anlaşılıyor:

-Bir firma içinde ayrılmış küçük bir oda,

- Devlet teşviki için alınmış bir belge,

-Yılda bir hazırlanan birkaç rapor.

Oysa AR-GE kültürü, bunların hiçbiriyle başlamaz. Şu soruyla başlar: “Bunu neden böyle yapıyoruz?” Eğer bir atölyede, bir fabrikada, bir ofiste bu soru sorulamıyorsa;
orada AR-GE tabelası olsa bile kültürü yoktur.

İnegöl’de AR-GE’nin önündeki ilk engel, alışkanlıkların sorgulanmamasıdır.

- “Yıllardır böyle yapıyoruz.”

- “Piyasa bunu istiyor.”

- “Risk almanın âlemi yok.”

Bu cümleler, AR-GE’nin doğal düşmanıdır.

İnegöl’de Ar Ge Kültürü Nasil İnşa Edi̇li̇r (1)-1

Taklit Başarıdır, Yenilik Risktir Algısı

İnegöl’de üretim kültürü büyük ölçüde hız ve maliyet üzerine kuruludur.
Bu da beraberinde şunu getirir:

- Tutmuş modelin aynısını yapmak güvenlidir,

- Piyasada çalışanı tekrar etmek akıllıcadır,

-Yenilik ise zaman ve para kaybı olarak görülür,

Bu bakış açısı, kısa vadede firmayı ayakta tutar; ama uzun vadede kenti takipçi konumuna hapseder. AR-GE kültürü için bu algının kırılması gerekir: Yenilik risk değil, geleceğin sigortasıdır.

Usta–Çırak İlişkisi: AR-GE’nin Gizli Anahtarı

İnegöl’ün en büyük gücü, hâlâ canlı olan usta–çırak geleneğidir. Ama bu ilişki genellikle şöyle işler:

- Usta bilir,

- Çırak yapar,

-Soru sorulmaz.

Oysa AR-GE, tam da çıraktan gelen soruyla başlar.

- “Bunu neden böyle kesiyoruz?”

- “Bu birleşim daha sağlam olmaz mı?”

- “Başka bir malzeme denesek?”

- “Genç alıcılar için şöyle bir tasarım gerçekleştirsek?”

Eğer bu sorular saygısızlık değil, katkı olarak görülürse; eki köye yeni adet getirmek desteklenirse usta–çırak ilişkisi, AR-GE’nin en verimli zeminine dönüşür.

İnegöl’de Ar Ge Kültürü Nasil İnşa Edi̇li̇r (1)

Üniversite: Şehrin Dışında Bir Ada Olmaktan Çıkmalı

İnegöl’de üniversite, çoğu zaman sanayinin kenarında durur, istenilen düzeyde ilişki geliştirilemez. Aslında bu durum ülkemizin genel durumundan ayrı ve bağımsız düşünülemez.
Sanayici için üniversite:

-Eleman bulma yeri,

- Stajyer kaynağı,

- Bazen de “resmî iş” kapısıdır.

Oysa AR-GE kültürü için üniversite:

- Soruların üretildiği,

- Denemelerin yapıldığı,

- Başarısızlığın tolere edildiği bir alan olmalıdır.

Akademisyen atölyeye girmedikçe, sanayici laboratuvara girmedikçe, iki dünya arasında AR-GE köprüsü kurulmaz.

Gençler: AR-GE’nin Taşıyıcısı mı, İşgücü mü?

İnegöl’de gençlere erken yaşta şu öğretilir: “Bir an önce işe gir.”

Bu, ekonomik olarak anlaşılır bir baskıdır. Ama sürekli tekrarlandığında şunları üretir:

- Denemeye vakti olmayan gençler,

- Soru sormaktan çekinen öğrenciler,

- Hata yapmaya korkan çalışanlar,

AR-GE kültürü için gençlerin:

- Deneme yapabileceği,

- Fikirlerini söyleyebileceği,

- Başarısız olabileceği alanlara ihtiyacı vardır.

Atölyeler, açık üretim alanları, ortak çalışma mekânları bu yüzden hayati önemdedir. Ayrıca gençlerimizin bilgi ve deneyimlerine güvenilmeli, onlara saygı gösterilmeli, ArGe çalışmaları için desteklenmelidirler. Bunun için şirketler ve kamu ArGe çalışmaları için özgün örgütsel iklim ve kültürü oluşturmalı, yatay, özgürlükçü ve planlı bir yönetim anlayışını benimsemelidir.

İnegöl’de Ar Ge Kültürü Nasil İnşa Edi̇li̇r (2)

Yerel Yönetim: Seyirci Değil, Kolaylaştırıcı Olmalıdır

AR-GE yalnızca firmaların işi değildir. Şehirde AR-GE yapabilir. Ulaşım, enerji, atık, çevre, kamusal alanlar… Bunların her biri yerel AR-GE konusudur.

Yerel yönetim:

- Açık veri paylaşırsa

- Küçük denemelere izin verirse

- Üniversite–sanayi–gençlik üçgenini buluşturursa AR-GE kültürü tabandan büyür.

Hata Korkusu Aşılmadan AR-GE Olmaz!

İnegöl’de en büyük zihinsel bariyerlerden biri şudur:

“Ya tutmazsa?”

Bu korku anlaşılırdır.
Ama AR-GE, zaten tutmayanların bilgisinden beslenir.

Hata yapanın cezalandırıldığı, yanılanın itibarsızlaştırıldığı bir yerde yenilik filizlenmez.

AR-GE kültürü demek: Hatanın gizlenmediği, konuşulduğu, öğrenildiği bir ortam demektir.

İnegöl AR-GE’yi Nereden Kurmalı?

İnegöl’de AR-GE kültürü:

- Teşvikten önce zihniyetten,

- Belgeden önce alışkanlıktan,

- Projeden önce sorudan başlar.

Mesele daha çok üretmek değil, daha iyi düşünmek meselesidir. İnegöl bunu yapabilecek birikime sahiptir. Ama bunun için şunu kabul etmek gerekir: AR-GE, konforlu değildir, rahatsız olmaktır. Ama geleceksiz kalmaktan daha az risklidir.

Okuma Önerisi: Yaratıcı Sınıf Adres Değiştiriyor, Yetenek İçin Küresel Rekabet, Richard Florida

İnegöl’de Ar Ge Kültürü Nasil İnşa Edi̇li̇r (4)

İNEGÖL’DE AR-GE KÜLTÜRÜ NASIL İNŞA EDİLİR? (II)

Makineler Değil, İnsanlar Düşünmeye Başladığında!

İnegöl denince akla hemen üretim gelir.

Mobilya, atölyeler, fabrikalar, vardiyalar…

Çalışkanlık bir kimliktir bu kentte.

Ama şu soruyu sormadan geçiyoruz:

Üreten bir kent, düşünen bir kent midir?

Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram var: AR-GE. Genellikle büyük firmaların tabelalarında, teşvik dosyalarında, sunum slaytlarında karşımıza çıkıyor. Oysa AR-GE, sadece laboratuvar, yazılım ya da mühendislik meselesi değildir. AR-GE, en temelde bir kültürdür. Kültür, gündelik hayatta kurulur, yaşatılır.

AR-GE Bir Oda/Mekan Değil, Bir Alışkanlıktır

İnegöl’de AR-GE denince çoğu zaman şu anlaşılıyor: Bir firma bir oda açar, birkaç bilgisayar koyar, bir-iki mühendisi oraya yerleştirir. Dosyalar hazırlanır, destekler alınır. Ama işin zor kısmı orada başlar. Çünkü AR-GE’nin özü şudur:

- Soru sormaya izin vermek,

- Hata yapmayı suç saymamak,

- “Böyle gelmiş böyle gider” cümlesini sorgulamak

Oysa İnegöl’de –fabrikada da, okulda da– hâkim olan kültür çoğu zaman şudur: Uyum sağla. Karışma. Aksatma.

Bu dil, yenilik üretmez. Bu dil, sadece mevcut düzeni yeniden üretir. Oysa biliriz ki “iki günü birbirine denk olan zarardadır!”

Eğitimde Uyum, Merakta Kırılma

AR-GE kültürü okulda başlar.

Ama İnegöl’de eğitim, giderek erken yaşta itaat ve hız üzerine kuruluyor. Meslek liseleri ve staj rejimi bunun en somut örneğidir. Birçok genç için okul, düşünme alanı değil; işe geçiş koridoru haline geliyor. Soru soran değil, talimat alan ve yapan öğrenci makbul. Oysa merak, AR-GE’nin hammaddesidir.

“Niye böyle?”, “Başka türlü olur mu?” sorularının bastırıldığı bir eğitim düzeninden
yenilikçi bir kent çıkmaz.

Bugün İnegöl’de pek çok genç,

- Çalışıyor ama öğrenemiyor,

- Okuyor ama düşünemiyor,

- Mezun oluyor ama üretim sürecine ilişkin söz söyleyemiyor

Bu bir yetenek sorunu değil, sistem sorunudur.

Yoksulluğun Dili ve Risk Almaktan Kaçış

AR-GE risk ister.


Zaman ister.

Kaynak ister.

Ama yoksulluk, insanı riskten kaçınmaya zorlar. İnegöl’de birçok emekçi aile için mesele nettir:

“Çocuğum garanti bir iş bulsun.”

Bu çok anlaşılır bir kaygıdır.

Ama tam da bu yüzden, yoksulluğun normalleştiği yerde yenilik değil, tekrar üretilir. AR-GE kültürü; sadece firmaya değil, kente sosyal güven duygusu gerektirir. Gelecek kaygısı bu kadar yüksekken kim deney yapabilir, kim hatayı göze alabilir?

Yoksulluk, sadece gelir meselesi değildir.

Yoksulluk, hayal kurma kapasitesini daraltır.

İnegöl’de Ar Ge Kültürü Nasil İnşa Edi̇li̇r (3)

AR-GE = Demokrasi + Emek + Eğitim

Bir şehirde AR-GE kültürü inşa edilecekse, bu üç sacayağı olmadan olmaz:

Eğitim:

- Ezbere değil, düşünmeye dayalı,

- Meslek edinmeye değil, problem çözmeye odaklı olmalıdır.

Emek:

- İşçiyi sadece “uygulayıcı” değil, bilgi taşıyıcısı olarak gören,

- Atölyedeki deneyimi değersizleştirmeyen

Demokrasi:

-İtirazın, önerinin, eleştirinin cezalandırılmadığı,

- Fikir söylemenin “baş belası” sayılmadığı bir iklim,

- AR-GE, yukarıdan aşağıya emirle kurulmaz.Aşağıdan yukarıya, söz hakkı genişledikçe büyür.

Şimdi Tamda Burada İnegöl İçin Kritik Başarı Faktörü Olabilecek Bir Somut Bir Sorularım Var!

Bugün İnegöl’de şu soruları sormadan AR-GE konuşamayız:

- Kaç meslek lisesinde öğrenci gerçekten proje üretiyor?

- Kaç fabrikada işçinin fikri üretime yansıyor?

- Kaç genç, ailesinin ekonomik kaygısı olmadan deneme yapabiliyor?

- Kaç belediye toplantısında kent geleceği, katılımcı biçimde tartışılıyor?

Bu sorular rahatsız edici olabilir. Ama AR-GE zaten biraz rahatsızlık ister.

Son Sözlerimiz Olsun:

İnegöl üretmeyi biliyor. Ama artık şunu sormak zorundayız:

Sadece üreten mi olacağız, yoksa düşünen de mi?

AR-GE kültürü;

- Bir teşvik kalemi değil,

- Bir yönetmelik maddesi değil,

-Üzerinde ArGe levhası olan bir mekân değil,

- Bir bina tabelası hiç değil.

AR-GE kültürü,

- Çocuğun soru sormasına izin verildiği yerde,

- İşçinin deneyiminin ciddiye alındığı atölyede,

- Yoksulluğun kader gibi sunulmadığı mahallede filizlenir.

İnegöl’de AR-GE inşa edilecekse,

Önce insanın düşünme hakkı inşa edilmelidir.

Okuma Önerisi: Startup'ların Başarı Kodları Girişim Vaka Analizleri, Ahmet Sefa Bir

Ercan EROĞLU Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı

[email protected]