Kültürel Kimliğe Yolculuk

İnsan, biyolojik bir mucize olarak dünyaya gözlerini açar; ancak bu başlangıç, "insan" olma serüveninin sadece ilk basamağıdır. Modern pedagojinin, androgojinin ve felsefenin ortaklaştığı temel nokta şudur:

Birey, potansiyelini ancak eğitimle gerçeğe dönüştürebilir. Bu bağlamda eğitim, yalnızca bir okul sıraları serüveni değil; yaşama hakkı kadar kutsal, vazgeçilemez ve devredilemez doğal bir haktır.

Biyolojik Potansiyelden Kültürel Varlığa

İnsan yavrusu, doğadaki diğer canlıların aksine, hayatta kalmak ve kimlik kazanmak için en uzun "öğrenme" sürecine ihtiyaç duyan varlıktır. Eğitim, genlerimizde kodlanmış olan o potansiyele işlerlik kazandıran; bizi biyolojik bir organizma olmaktan çıkarıp sosyal, kültürel ve ahlaki bir varlığa dönüştüren en büyük güçtür.

Eğitimci Joel Spring’in de vurguladığı gibi, insanın sorun çözme, üretme ve yaratma gücü; neyi, nasıl ve ne kadar öğrendiğiyle doğrudan ilintilidir.

Eğitim görmeyen bir birey, sadece fiziksel olarak varlığını sürdürse de, "kültürel bir varlık olarak insan" kimliğini asla tam anlamıyla kazanamaz. Kısacası, eğitim yoksa tanımladığımız anlamda "insan" da yoktur. Eğitim insanı insan yapar, onu özgürleştirir ya da itaatkâr bir organizmaya dönüştürür. İnsanın itaatkâr organizma olmasının tehlike çanlarının çaldığını da görüyoruz.

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi çok boyutlu denetim mekanizmalarını inşa ederken, sosyal medya, cep telefonu vb. bağımlılıklar sanki köleci toplumun gizliden ve sinsice postmodern versiyonunun inşasını gerçekleştiriyor.

Toplumun En Büyük Sermayesi: İnsan

Bir toplumun gerçek zenginliği ne yeraltı kaynakları ne de ekonomik rezervleridir; asıl zenginlik insandır. İnsan, henüz sınırlarını tam olarak kestiremediğimiz bir öğrenme, sevgi ve üretim potansiyeliyle doğar.

UNESCO’nun "Sürdürülebilir Kalkınma İçin Nitelikli Eğitim" hedeflerinde de belirtildiği üzere, bir toplumun asli görevi, her bir vatandaşına bu engin potansiyeli son sınırına kadar geliştirecek fırsatları sunmaktır. Çünkü her bireye nitelikli eğitim sağlamadan, toplumsal bir kalkınmadan ya da gelişmiş bir medeniyetten söz etmek mümkün değildir.

Bilgi Toplumunda Yeni Paradigalar

Günümüzün küresel bilgi toplumunda eğitimin tanımı da kabuk değiştirmektedir. Artık sadece bilgiye sahip olmak yetmemekte; o bilgiyi analiz etme, eleştirel düşünme, dijital okuryazarlık ve etik değerlerle harmanlama yetisi öne çıkmaktadır.

Modern dünyada "iyi insan" tanımı; bilinçli, üretken, empati yeteneği gelişmiş ve erdemli bireyi işaret eder. İnsanın niteliği, aldığı eğitimin niteliğiyle doğru orantılıdır. Bu nedenle eğitim sistemi; öğrenciyi merkezine alan, bireysel farklılıkları gözeten ve insanı bir bütün (zihin, kalp ve ruh) olarak gören bir yapıya kavuşmalıdır.

Geleceğin Mimarı: Öğretmen

Tüm bu ideallerin gerçeğe dönüşmesi ise tek bir anahtar değişkene bağlıdır: En iyi eğitim, ancak en iyi öğretmenlerle verilebilir. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, yapay zeka ne kadar ilerlerse ilerlesin; bir insanın başka bir insana dokunuşu, bir ruhun diğerini ateşlemesi eğitimdeki vazgeçilmez unsurdur.

Öğretmen, sadece bilgi aktaran bir teknik eleman değil, bir çocuğun içindeki o engin potansiyeli keşfeden ve onu işleyen bir sanatçıdır.

Eski Sümer’den günümüzü tüm uygarlıklar öğretmeni kutsamış, öğretmenlik mesleğine düşünüldüğünden fazla önem ve değer vermiş toplumsal statüsünü yükseltmek için özel bir çaba harcamışlardır.

Fakat ülkemizde öğretmenlik mesleğinin statüsü çok ciddi aşınmaya uğramış, toplum içinde saygınlığını yitirmeye başlamıştır.

Bir Varoluş Mücadelesi

Eğitim hakkına sahip olmadan yaşama hakkına sahip olmak, sadece nefes alıp vermekten ibarettir. Oysa insan, nefes almanın ötesinde "anlam" arayan bir varlıktır.

Çocuklarımıza sağlayacağımız her nitelikli eğitim saati, aslında onların insan olma hakkına hizmet etmektir. Eğer daha adil, daha müreffeh ve daha insani bir dünya hayal ediyorsak, eğitime bir kamu hizmetinden öte, bir "insanın insanlaşma süreci" olarak bakmak zorundayız.

Eğitimi ihmal edilmiş bir toplumda, sadece gelecek değil, bizzat insanlığın kendisi de kaybolmaya mahkûmdur.

Yazımızı “ezber etmemiz gereken bir cümleyle bitirelim; Hiçbir reform hareketi öğretmenlerin desteğini almadan başarıya ulaşamaz!

Okuma Önerisi: Özgür Eğitim Joel Spring

Ercan EROĞLU Eğitim Bilimleri Uzmanı, Araştırmacı

[email protected]