Yerel, ulusal ve küresel yatırımlar; insanların yaşamlarını kolaylaştırabildiği ve insanların yaşamlarını konforlu hale getirebilmeyi başarabildiği ölçüde amaçlarını gerçekleştirmiş olurlar. Yatırımlar, insanların yaşam konforunu artırmayı amaç edinirken, yatırım finansmanını sağlayan kurum, kuruluş ve kişilerin de kar etmesini amaç edinir.
Yatırımlar; kar, zarar, toplumsal ve bireysel konfor ve fayda sağlama bakımından birbirini dengeleyebilirse yatırımların rantabl olduğunu söylemek mümkün olabiliyor. Burada ifade etmek istediklerimle siyasi bir amaç gütmediğim gibi birilerini yermek içinde yazmadığımı peşinen dile getirmek istiyorum.
Sadece yatırımların halk nazarında nasıl göründüğünü, şehrimize yapılan yatırımların yerini bulup bulmadığını, ranttan çok rantabl olup olmadığını ele almak istiyorum.
Şehrimize yapılan ancak halk nazarında muteber görünmeyen yatırımlardan birisinin Adalet Sarayının olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kapalı hapishane yıkıldıktan sonra yerine Adalet Sarayının yapılması fikri ortaya atılmıştı. O dönem ben de yatırımlardan sorumlu şube müdürüydüm.
Milli Eğitim Müdürü Mehmet Baştürk ile dönemin Cumhuriyet Başsavcısını ziyarete gittik. O dönem henüz Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Naire Çikeyava Anadolu Lisesi yapılmamıştı. Burası 16 dönümdü, yıkılan hapishanenin yeri ise yanılmıyorsam 7 dönümdü.
Yapılmak istenen Adalet Sarayının yerinin küçük olduğunu, buranın okullar bölgesinde olduğunu, buraya okul yapılmasının daha iyi olacağını, Adalet Sarayının yapılması halinde uygunsuz olaylardan öğrencilerin olumsuz etkileneceğini, ek binaya ihtiyaç duyulması halinde ek bina yapımı için yer olmadığını ve daha birçok sakıncalarının olduğunu dönemin Cumhuriyet Başsavcısına bizzat anlattık.
Bu yer ile 16 dönümlük yerin takas edilmesini önerdik ama ne yazık ki Cumhuriyet Başsavcısı önerimizi kabul etmedi ve okullar bölgesine Adalet Sarayı yapıldı. Şehrimiz gelişen ve büyüyen trendi olan bir şehir, bugün Adalet Sarayı ihtiyaca cevap verememekte; yanına, yöresine ek bina yapma imkânı da yok.
Yeni Adalet Sarayının yapımı için önerdiğimiz 16 dönümlük yer, şehir merkezinden uzak bahanesiyle o zaman kabul edilmemişti ama şimdi o yerin bitişiğinde ki bir yer özel şahıslardan kiralanarak Adalet Sarayına ek bina olarak hizmet vermeye çalışmakta.
Yine yıllar önce şehrimizin yeni bir otogara ihtiyacı vardı. Yeni otogarın yapılacağı yerin hem ulaşımının kolay, hem de ek bina ve tesis yapılmak istendiğinde, ek bina ve tesislerin yapılabileceği büyüklükte bir yere yapılması önerildi ama bu öneriler de o zaman kabul görmedi.
Eski otogar yıkıldı hemen bitişiğine, şehrimizin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak özelliklere sahip bir otogar yapıldı. Yeni yapılan otogar hem kapasite bakımından yetersiz hem de şehir trafiğini olumsuz etkilemekte.
Şehirlerarası otobüslerin otogara giriş çıkış yapmaları adeta bir işkenceye dönüşmekte, şehrin trafiğini kilitlemekte aynı zamanda şehrin hava kalitesini de olumsuz etkilemekte. Bu sorunların ortadan kaldırılması amacıyla binanın başka hizmetler için tahsis edilmesi, yeni bir yere yeni otogarın yapılması elzem görünüyor.
Şehrimize yapılan yatırımların planlamasında istişare kültürünün ve vizyoner bakış açısının olması kaçınılmaz olarak görünüyor. Yatırımlar yapılırken sadece bugünün ihtiyacına cevap verebilecek yatırımlar yerine uzun yıllar boyunca ihtiyaca cevap verebilecek niteliklerde olması gerekiyor.
Yapılan yatırımların günü kurtarmaya yönelik olduğunu, gelecek yıllara dönük ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu görüyorum. Yerini bulmayan yatırımların arasına yeni Hükümet Konağı ile Kaymakamlık Lojmanını da katmak yanlış olmayacaktır.
Bu yatırımların ikisinde de istişare kültürünün çalışmadığını, halk nezdinde bu iki yatırımın da muteber olmadığını düşünüyorum. İstişare kültürü ile yerini bulmayan yatırımlar nedeniyle yeşilin cenneti şehrimizin yeşili yok edilmekte, insanımızın nefes alması adeta engellenmekte.
Bu zamana kadar olanlar oldu yapılacak fazla bir şey yok ama bu saatten sonra istişare kültürü ile birlikte çevre ve şehircilik kültürü birlikte değerlendirilmeli ve yeni yatırımlar ranttan çok rantabl olabilmeli. Yeni alt yapı planlamaları, yeni yerleşim planlamaları, yeni yatırım planlamaları yapılıyor.
Bu planlamalar istişare kültürü ile birlikte yeşili korumaya yönelik, ranttan çok rantabl olmasına özen gösterilebilirse ve bunun yanında konforlu yaşamayı da beraberinde getirebilirse amacına o zaman ulaşır.
Son sözüm kentsel dönüşüm ile ilgili olacak. Kentsel dönüşüm altında yapılan projenin beton yığınından başka bir şeye benzemediği beton blokların yükselmesiyle anlaşılıyor.
Ben bu projeden çok ümitliydim ama binaların projelendirmeleri o kadar kötü olmuş ki binalar adeta yolun ortasına yapılmış gibi duruyor bu yetmezmiş gibi binalar kapalı hapishane görüntüsü veriyor. Başka dönüşümlerde de aynı hataya düşülmemesi umuduyla.
ÖZER YILMAZ
Kaynak: gencgazete.net.