Ülkelerin ekonomik gelişmişlikleri ne yazık ki medeniyet kavramı ile eş değer olarak kullanılmakta ve değerlendirilmekte. Medeniyet gerçekten ekonomik gelişmişlik demek mi? Medeniyet kavramı Arapça kökenli olup insani değerleri içinde besleyen, büyüten bir kavramdır. Batı medeniyeti, insani değerleri içinde besleyen ve büyüten bir kavram mı? Yoksa acımasız katı kuralları olan kurallar silsilesinin sosyolojik olarak uygulanması mı?

Batı medeniyeti, bana insancıl bir değer biçimini çağrıştırmadığı gibi aksine medeniyetten öteye gayri medeni yapıyı hatırlatmakta. Bu düşüncemi destekleyen birçok emare var. ABD’nin Kızılderililerin topraklarına nasıl çöktükleri, Fransa’nın Afrika’yı nasıl sömürdüğü, İngilizlerin dünyanın birçok yerinde nasıl sömürge düzeni kurduğu, Hollanda’nın, İspanya’nın gittikleri yerleri nasıl sömürdükleri tarihi bir gerçek olarak karşımızda durmakta.

Batı medeniyeti; savaş, sömürge, kan, gasp ve hırsızlık üzerine kurulmuş bir medeniyettir. Zamanında sömürü düzeniyle elde ettikleri zenginliklerini insanlığa medeniyet diye yutturmaya çalışmaktadırlar. İnsan hakkı, demokrasi, eşitlik gibi kavramlar, sömürgeciliği geçim kaynağı haline getiren bu devletlerin diline pelesenk etmelerinin nedeni sömürü düzenini daha çok nasıl devem ettirebilirim düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Onlar için varsa yoksa parayla ölçülebilen değerlerdir. Batı toplumlarının anladığı dil varlıktır, yokluğu sevmezler, yardım etmeyi sevmezler, ‘Hep bana rabbane’ derler.

Batı medeniyeti gasp üzerine kurulmuş sözü hamasi duygularla söylenmiş söz değildir. Batının, yıllarca başka ülkelerin mallarına nasıl çöktüklerini, incelemek değerlendirmek gerek. Birinci Dünya Savaşı öncesi parası halktan toplanan, bedeli tamamen ödenen Sultan Osman-ı Evvel ve Reşadiye isimli savaş gemilerinin teslim alınacakları 1914 yılının ortalarında bu gemiler İngilizler tarafından teslim edilmedi ve parası gasp edildi. Sonrasında ise Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşına dâhil oldu parçalanma ve dağılma sürecine girdi.

Tarih tekerrürden ibaretmiş derler. İngilizlerin yirminci yüzyılın başlarında yaptığı gaspın bir benzerini yirmi birinci yüzyılın başlarında ABD Türkiye Cumhuriyetine karşı yaptı. Ülkemizin hava savunma sistemlerine ihtiyacı vardı ve patriot sistemi almak istedi. Bu teknolojiyi hiçbir Avrupa ülkesi Türkiye’ye vermediği gibi ABD’ de vermedi. Sözüm ona Türkiye Cumhuriyeti NATO ülkesiydi ve ülkemizin savunulması aynı zamanda NATO ülkelerinin savunmasıyla eş değerdi. Türkiye Cumhuriyeti patriot sistemlerini alamayınca hava savunma sistemi ihtiyacını gidermek adına Rusya’dan S400 hava savunma sistemlerini ithal etti. Bir Türk vatandaşı olarak ülkemizin kendi savunmasını bağımsız olarak düşünmesi ve bu sistemi tedarik etmek istemesini canı gönülden istemiş ve desteklemiştim.

S400 hava savunma sistemleri Rusya’dan alınınca, sözüm ona S400’ler F35 savaş uçaklarının sistemlerine zarar veriyor bahanesiyle, üretim ortağı olduğumuz ve birçok parçasını ürettiğimiz F35 uçaklarının üretim ortaklığından ABD tarafından çıkarıldık. F35 uçaklarının üretim ortaklığından çıkarılmamız yeterli görülmemiş olacak ki F35 savaş uçaklarının alım karşılığı ödenen 1,4 milyar dolara da, çöktüler, Türk halkı ikinci kez batı medeniyet tarafından gaspa uğramış oldu.

ABD’nin CASTA yaptırımlarından kurtulmak için S400’lerin üçüncü bir ülkeye satılacağı ve F35 üretim bandına geri dönebileceği ve F35’lerin satın alacağı allandıra, ballandırıla yazılıp çizilmeye başladı. Sahi madem böyle olacaktı ağa ile hizmetçi arasında geçen fıkrada ki gibi ‘Yahu bu b… biz niye yedik.

Batı dediğimiz sözde demokrasi ve insan hakları havarisi kesilen devletler sadece ülkemize karşı gasp işlemlerini yapmıyorlar. Birçok ülkenin maddi ve manevi değerlerine de el koymaktalar, çete gibi ülkelerin varlıklarına çökmekteler.

Batı medeniyeti, hırsızlık, gasp ve sömürü düzeni üzerine kurulmuş vampir bir sistemdir. Bu medeniyet insanlıktan henüz nasibini almadığı gibi insanlığı yok edecek soykırım uygulamalarının da ana merkezi olmuştur. 1995 yılında Bosna Hersek’in Srebrenitsa kasabasında, Birleşmiş Milletler adına görev yapan Hollandalı askerler, Sırp askerlerinin Müslüman Boşnak erkek ve çocukların soykırıma uğramalarını engellememiş ve adeta soykırımın yapılmasına göz yummuştur.

Batı medeniyeti gücü, varlığı sever. Güçlü olduğunuz zaman sizin önünüzde ceket ilikler. Güçlü olduğunuz zaman kapınızın önünden ayrılmazlar, o zaman güçlü olmak gerek. Sözümü bilge lider Aliye İzzet Begoviç’in şu sözüyle bitirmek istiyorum. ‘Bunu hiç unutma evlat. Batı hiçbir zaman medeni olmamıştır. Bugün ki refahı, devam eden sömürgeciliğe; döktüğü kana, akıttığı gözyaşlarına ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.

ÖZER YILMAZ