Yaşam için ekmek kavgası en kutsal mücadeledir. Hele bu mücadele namerde muhtaç olmamak için yapılıyorsa kutsallığı daha da bir önem arz etmekte.

Kaan ve Betül ilk müteşebbis girişimlerinde başarısız olmuşlardı ama öyle hemen pes edecek tiplerden değillerdi. Yeni müteşebbislerde bulunacak, yeni hayallerinin peşlerine koşacaklardı.

Betül doğum yapmış iş yerinden izinli olarak ayrılmıştı. Ülkemizde çocuk yapmak, çocuk büyütmek, çocuk yetiştirmek, çocuğun eğitim ihtiyaçlarını karşılamak ve onu bir işe yerleştirmek insanın ömründen ömür alan şeyler.

Betül çocuğunu sağlıklı bir ortamda, anne sevgisi altında büyütmek istiyordu ancak şartlar buna çok uygun değildi. Yine de her ne olursa olsun çocuğunu kreş yaşına kadar kendisi büyütmek istiyordu.

Zor bir süreçten geçiyordu, işten ayrılması halinde İstanbul gibi bir Metropol kentte eşinin aldığı maaş ile yaşamlarını idame ettirmeleri zordu. Bu zorlu süreci bilmesine rağmen çocuğunu anne sevgisinden mahrum etmek istemiyordu. Düşüncelerini eşine açıkladı ve kanuni izin süresi bittikten sonra işinden ayrılmaya karar verdi.

Kaan çalışıyordu ama bebeklerinin olması, eşinin işten ayrılması omuzlarına iki kat daha sorumluluk yüklemişti. Bir şeyler yapmalıydı, tek maaşla bu ağır yükün altından kalkamazdı. Kaan hem müteşebbis ruhluydu hem de yeniliklere açık biriydi.

Hem çalışmış hem de yeni beceriler kazanmak için ikinci bir üniversiteyi okumuş hem de yeni meslekler öğrenmek için çeşitli kurslara gitmişti. Kaan çalıştığı iş yerinde başarılıydı ama maaşında herhangi bir artış olmuyordu.

İkinci üniversiteden ve meslek edindirme kurslarından kazanmış olduğu becerilerini kullanmak, yeni bir sektöre adım atmak istiyordu. İşinden başka kurumlara transfer olmak üzere değişik kurumlara müracaatını yaptı. Müracaatına İzmir merkezli bir firma iyi bir maaş karşılığı iş teklifinde bulundu.

Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık. İstanbul’da ki düzenini bozmak, İzmir’de yeni düzen kurmak, ev bulmak, yerleşmek, uyum sağlamak kolay değildi. Genç çiftlerin gözü karaydı, İstanbul’da ki düzenlerini ellerinin tersiyle ittiler, İzmir’e yerleşmeye karar verdiler.

Kaan’ın İzmir’de ki iş yeri Teknokent içindeydi. Teknokent’te yeni bir şeyler öğreniyor önüne çıkan fırsatları iyi değerlendirmeye çalışıyordu. Kaan’ın çalıştığı sektöre yazılım konusu henüz girmemişti. Kaan yazılım ve pazarlama konusunda çok başarılıydı. Çalıştığı sektörü geliştirmek istiyordu.

Konuyu yönetim kuruluna sundu, yönetim kurulu Kaan’ın yenilikçilik görüşünü benimsedi ve Kaan’ın yapabileceklerine destek olacaklarını açıkladılar. Kaan’ın çalıştığı sektörün gelişmesi için yapmış olduğu yenilikler büyük firmaların dikkatini çekmişti.

Kaan’ı bünyelerine katmak için daha yüksek maaşlarla iş tekliflerinde bulunuyorlardı. Kaan her ne kadar daha iyi şartlarda yaşamak için İzmir’e taşınmış olsa da onun kendine has bir takım değerleri vardı. İnsanları yarı yolda bırakmak onun ti niyetine uygun değildi.

Başladığı işi yarıda bırakmak, insanları yarı yolda bırakmak onun karakterinde yoktu. Büyük firmalardan gelen tekliflere sözleşmesinin olduğunu ve sözleşmesinin devam ettiğini, sözleşmesi bitmeden ayrılmayacağını söylüyordu.

Büyük firmalar Kaan’ın sözleşmesinde ki tazminatları karşılayabileceklerini söylemelerine rağmen Kaan çalıştığı firmayı bırakıp gitmek istemedi. İzmir’e gelirken firma ile bir sözleşme yapmıştı ama sözleşmeden önce verdiği sözün arkasında durması onun için daha kıymetliydi. Kaan ile çalışma teklifinde bulunan firmalara sözleşmesinin bitiminde kendileriyle çalışabileceğini söylüyordu.

Betül ilk çocuklarını üç yaşına kadar büyütmüş, evde bulunduğu süreçte boş durmamış, yüksek lisansını yapmış, çeşitli kurslara giderek mesleğinde yeni yeterlilikler kazanmıştı. İstanbul’da çalıştığı iş yerinden ayrılmış olsa da onlarla iletişimini kesmemiş, onlarla sürekli iletişim halinde kalmıştı. Betül’ün çalıştığı departman uzaktan çalışma yöntemine geçmişti.

Betül de çalıştığı dönemde başarılı işler çıkarmıştı. Firmanın uzaktan çalışma yöntemine geçeceğini, Betül ile çalışmak istediklerini firma yöneticileri bildirmişti. Betül kendisine yapılan iş teklifinden mutlu olmuş ve firmanın teklifini kabul etmişti.

Başarılı olmak için yeni değerler kazanmak gerekiyor. Bu da ancak ve ancak eğitimin bireylere sağladığı yeterliliklerle oluyor. Z kuşağında yeni değer zahmetsiz para kazanmak olsa da eğitim ile desteklenmeyen her etkinlik sabun köpüğü gibi yok olup gidecektir. O zaman başarılı olmak, kalıcı olmak için değerlere yeni değerler eklemek gerekiyor.

ÖZER YILMAZ