Sosyal medyanın günlük hayatımızdaki yeri gün geçtikçe büyüyor.

Sabah uyandığımızda yaptığımız ilk şeylerden biri sosyal medya hesaplarımızı kontrol etmek, gün içinde kısa bir boşluk yakaladığımızda hemen telefonumuza yönelmek, hatta gece yatağa girdiğimizde bile “Kim ne yapıyor, nerede, nasıl yaşıyor?” diyerek ekranlar arasında dolaşmak olabiliyor.

Elbette sosyal medyayı herkes aynı amaçla kullanmıyor. Kimi eğlenmek, kimi gündemden haberdar olmak, kimi de sadece birkaç dakika kafasını dağıtmak için sosyal medyaya giriyor. Ancak bazen farkında olmadan kendimizi başkalarının hayatlarıyla karşılaştırmaya başlayabiliyoruz.

Burada hatırlamamız gereken önemli bir nokta var: Sosyal medyada gördüğümüz hayatlar, bir bütünün yalnızca seçilmiş parçalarından oluşuyor. İnsanlar çoğunlukla günlerinin güzel, eğlenceli veya kendileri için önemli anlarını paylaşmayı tercih ediyor.

Sabah erken kalkıp spor yapan birini görebiliriz ama o kişinin o gün ne kadar yorulduğunu, yetiştiremediği işleri, yaşadığı kaygıları veya kimseyle paylaşmadığı zorlukları göremeyiz.

Oysa gerçek hayat bundan çok daha fazlasıdır. Kimi insan güne çok erken başlayıp spor yapar, kimi gün içinde yetiştirmesi gereken işlerle uğraşır, kimi çocuklarının peşinden koşar, kimi ise bütün gününü dinlenerek geçirir.

Hatta bazı günler hiçbir şey yapmak istememek de hayatın doğal bir parçasıdır. Bu nedenle yalnızca üretken ve “mükemmel” görünen hayatları gördüğümüz için kendi hayatımızı yetersiz olarak değerlendirmemeliyiz.

Bazen başkasının hayatını gördüğümüzde ona özenebilir, onun sahip olduklarını kendi hayatımızda da istemeye başlayabiliriz. Ancak burada kendimize şu soruyu sormak önemli: “Ben gerçekten bunu mu istiyorum, yoksa başkasında gördüğüm için mi istiyorum?”

Çünkü herkesin ihtiyaçları, öncelikleri ve hayatla kurduğu ilişki farklıdır. Başkasının yaşam biçimini kendi hayatımız için bir ölçüt hâline getirdiğimizde, sahip olduklarımızın değerini gözden kaçırabiliriz.

Sürekli kıyaslamak, zamanla yetersizlik ve memnuniyetsizlik duygularını artırabilir; özellikle sosyal medyanın yoğun ve kontrolsüz kullanımı bazı kişilerde ruhsal iyi oluş üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.

Belki de zaman zaman ekrandan uzaklaşıp kendi hayatımıza bakmak gerekiyor. Başkalarının nerede olduğundan, ne yaptığı veya neye sahip olduğundan önce kendimize “Ben ne istiyorum?” diye sorabilmek…

Çünkü hayatımızın değerini, başkalarının hayatlarına ne kadar benzediğimiz değil, kendi ihtiyaçlarımız ve değerlerimiz doğrultusunda nasıl yaşadığımız belirliyor.

Psikolog & Aile Danışmanı : Zehra ŞEN