FETÖ Gülen hareketinin finansal boyutunu eleştirel bir gözle ele alırsak, meseleyi kapitalist üretim ilişkileri, ekonomik çıkarlar ve ideolojik hegemonya aygıtları çerçevesinde değerlendirmek gerekir:

1. Sermaye Birikimi ve Finansal Ağlar

FETÖ Gülen hareketi, özellikle 1980’lerden itibaren serbest piyasa politikalarının genişlemesi ve neoliberal dönüşümle birlikte, sermaye biriktirme sürecinde yerel ve uluslararası düzeyde ciddi bir finansal ağ kurdu.

Holdingler, şirketler, bankalar, medya kuruluşları, eğitim kurumları üzerinden hem sermaye ürettiler hem de yeniden dağıttılar. Bu süreç, hareketin “dini ve ahlaki bir topluluk” değil, kapitalist sınıf fraksiyonlarının çıkarlarını temsil eden bir ekonomik örgütlenme haline geldiğini gösterir.

2. Artı-Değer ve Emek Sömürüsü

FETÖ Gülen hareketinin okullarında, dershanelerinde, yayınevlerinde ve işletmelerinde çalışanların emeği, hareketin sermaye birikim sürecine yönlendirildi.

· Öğretmenler, gönüllü emekçiler ve düşük ücretli çalışanlar, “hizmet” adı altında sömürü ilişkilerine rıza göstermeye teşvik edildi. Cemaat içi kapalı devre toplumsal rıza üretildi!

· Artı-değerin el konulması, dinsel ve manevi bir söylemle meşrulaştırıldı: Emek sömürüsü “hizmet, fedakârlık, dava uğruna çalışma” kavramlarıyla örtüldü.

3. Küresel Kapitalizmle Entegrasyon

FETÖ Gülen hareketi, ABD ve Batı kapitalizmiyle güçlü bağlar kurarak emperyalist sistemle eklemlendi. “Türk okulları” yalnızca eğitim ihracı değil, aynı zamanda sermaye ihracı ve sermaye birikim ağının küreselleştirilmesi işlevini gördü.

Bu durum, hareketin ulusal bir burjuva fraksiyonu olmaktan öteye geçip küresel kapitalizmin taşeronu haline gelmesi olarak yorumlanabilir.

4. Sınıfsal Konum ve Çelişkiler

FETÖ Hareketin finansal gücü, büyük ölçüde orta ve büyük burjuvazinin desteğiyle şekillendi. Tabanda ise esnaf, öğretmen, küçük girişimci ve emekçiler hareketin içinde “gönüllü” olarak yer aldı.

Bu, tipik bir sınıf çelişkisidir: Emekçi taban, sermaye sahibi elitlerin çıkarına hizmet ederken, ideolojik olarak “aynı dava uğruna birleşmiş” gibi gösterildi.

5. Devlet ve Hegemonya

FETÖ Gülen hareketi finansal gücüyle yalnızca sermaye birikimini değil, aynı zamanda devlet içinde hegemonya mücadelesini de yürüttü.

Banka, şirket, medya ve okullardan gelen kaynaklar, kadroların devlete yerleştirilmesi için kullanıldı. Bu, sınıf mücadelesinin üstyapısal boyutunun tipik bir örneğidir: Sermaye birikimi, ideolojik aygıtlar ve devlet gücü bir bütün olarak işledi.

Sonuç olarak FETÖ Gülen hareketi, kendini “hizmet hareketi” olarak sunsa da, özünde kapitalist üretim ilişkilerinin dini-ideolojik bir maskeyle yeniden üretilmesidir.

· Emek sömürüsünü dinsel rıza ile meşrulaştırmış,

· Burjuvaziyi örgütlemiş,

· Emperyalist kapitalizme entegre olmuş,

· Finansal sermayeyi hegemonya aracı haline getirmiştir.

(DEVAM EDECEK)

ERCAN EROĞLU