Hareketin finansal yapısı, geleneksel İslami uygulamaların modern bir yoruma tabi tutulmasıyla kurulmuştur.
7.1 İslami Finansın Reformist Yorumu
FETÖ Fethullah Gülen, geleneksel İslami finans pratiklerini, takipçilerini eğitim projelerine yatırım yapmaya teşvik etmek için yeniden yorumlamıştır. Zekât (fakirlere verilen sadaka) gibi İslam'ın beş şartından biri olan kavramı, Gülen, bu paranın okullardaki fakir öğrencilerin burslarına yatırım yapılması için takipçilerini motive etmiştir. Benzer şekilde, sadaka (hayır işi) ve himmet (yardım etme), adak, kurban paraları, kurban derileri gibi diğer kavramlar da eğitim ve sosyal hizmet projelerine kaynak sağlamak amacıyla kullanılmıştır.
Bu reformist yaklaşım, toplumumuzda eğitim faaliyetleri için büyük miktarda finansal kaynağın seferber edilmesini sağlamıştır. Çok sonra bu isimler adı altında toplanan bağışların yerinde ve usulüne uygun kullanılmadığı tesbit edilmiştir. Aldatma imparatorluğu, insanların manevi/dini duygularını da suiistimal etmiştir.
7.2 İş Çevrelerinin Rolü
FETÖ Hareketin finansal başarısı, kentlerdeki iş insanlarından oluşan çok sayıda gayri resmi "çevreye" veya gruplara dayanmaktadır. Bu çevreler, genellikle aynı iş kolundan olan iş insanları ve profesyonellerden oluşmaktadır. Haftada bir kez bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunmakta ve toplu olarak destekleyebilecekleri yerel projeleri değerlendirmektedirler.
Güven ve ortak bir dindar yaşam tarzı üzerine kurulu olan bu sistem, resmi ve merkezi bir finansal kurum olmadan büyük miktarda sermayenin bir araya getirilmesini sağlamıştır. Bu iş çevrelerinin üyeleri, yıllık gelirlerinin yüzde 10 ila 70'ini (20.000 ila 300.000 dolar arasında) hareketle ilişkili projelere bağışladıklarını belirtmişlerdir.
7.3 Anadolu Sermayesine Cazibesi
FETÖ Gülen'in serbest piyasa ekonomisine bağlılığı ve iş insanlarını küresel rekabetçi olmaya teşvik etmesi, özellikle merkezi Türkiye'de devlet bürokrasisinin kısıtlamalarından rahatsız olan yükselen küçük ve orta ölçekli iş insanı sınıfına hitap etmiştir.
Hareket, bu girişimci ruha sahip kitleye bir ağ, bir ahlak ve bir amaç sunmuştur. Bu grupların bağışladığı paralarla yurtlar ve özel okullar finanse edilmiştir. Zamanla, bu okullarda eğitim gören öğrenciler, iyi eğitimli profesyoneller olarak topluma geri dönmüş ve onlar da bu ağın sonraki nesil bağışçıları haline gelmiştir.

7.4. Önemli Finansal Kuruluşlar ve Siyasi Çatışmalar
FETÖ Gülen hareketinin ekonomik gücü, özellikle Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile olan çatışmada belirginleşmiştir. Hükümet, hareketin finansal ağını hedef alarak onu bir "paralel devlet" olarak nitelendirmiştir.
Devletin her bir kademesine, hücresine kendi yetiştirdiği elemanlarını (kendi tedrisatından geçirdiği) yerleştirmiştir. Kendinden olmayanların sistem dışına itilmesine neden olurken toplumun diğer katmanlarının kendilerinden olması için adeta farklı bir motivasyon sağlamıştır.
7.5 TUSKON Ağı
FETÖ'nün ekonomik ağının en kritik unsurlarından biri, iş dünyası dernekleri ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla iş insanlarını ve sermayeyi organize etmesidir. Bu yapının zirvesinde, 150 iş adamı derneğini ve 1.200'den fazla iş insanını temsil eden Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) yer almıştır. TUSKON, uluslararası lobicilik faaliyetleri için bir platform görevi görmüş ve örgütün iş dünyasındaki gücünü konsolide etmiştir.
TUSKON, hareketin ekonomik gücünün merkezi bir bileşeni olarak tanımlanmıştır. En güçlü olduğu dönemde, TUSKON'un binlerce küçük ve orta ölçekli Anadolu iş insanının katkılarıyla 15-25 milyar dolar arasında bir değere sahip ekonomik güç merkezi olduğu öngörülmektedir. 15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe girişiminin ardından, TUSKON'un aranan üst düzey yöneticilerinin Türkiye'nin siyasi olarak tanımadığı Tayvan'a kaçtığı ve buradan küresel finans ağını yönetmeye devam ettikleri iddia edilmektedir.
Bölgesel federasyonlar, örgütün iş dünyasıyla olan bağlarını bölgesel düzeyde sağlamlaştırmıştır. 15 Temmuz sonrası süreçte bu dernek ve vakıfların önemli bir kısmının kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılması, örgütün sivil toplum içerisindeki derin yayılımını göstermektedir.
FETÖ'nün ekonomik gücü, kamuoyunda "cemaat" olarak bilinen dağınık bir yapıdan, kar odaklı ve kurumsal bir holding düzenine doğru geçirdiği stratejik evrimle pekişmiştir. Bu dönüşüm, örgütün daha büyük ölçekli gelirler elde etmesini, yasal bir görünüm kazanmasını ve sosyal, siyasal nüfuzunu artırmasını sağlamıştır.
Örgüt, Türkiye'de ve uluslararası alanda farklı sektörlere yayılan çok sayıda holding ve şirket aracılığıyla faaliyet göstermiştir. Bu şirketler, sadece gelir elde etmek için değil, aynı zamanda operasyonel gizliliği sağlamak ve örgütsel faaliyetleri maskelemek için kullanılmıştır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından devralınan şirketler arasında Koza İpek Holding, Boydak Holding, Dumankaya Grup, Kaynak Holding, Feza Gazetecilik A.Ş., AKFA Holding, Fi Yapı, Aydınlı Grup, Eroğlu Holding, Güllüoğlu Baklavaları ve Seyidoğlu Baklavaları gibi büyük holdingler bulunmaktadır.
Örgütün sektörel yayılımı oldukça çeşitlidir ve bilinçli bir ekonomik stratejiyi yansıtmaktadır. Tekstil, mobilya, medya, inşaat, maden, altın ve gıda gibi birçok farklı alanda şirketler kurarak ya da ele geçirerek ekonomik tabanını genişletmiştir. Bu sektörel çeşitlilik, örgütün farklı ekonomik kanallardan gelir elde etmesini ve finansal risklerini dağıtmasını sağlamıştır.
7.6 Bank Asya Örneği
Bank Asya, Gülen hareketinin kilit bir finansal kuruluşu olarak görülmüştür. Banka, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından "paralel yapı" olarak ilan edilen hareketin hedef alınmasından sonra bir çok kez gündeme gelmiştir.
Bank Asya’ya 2015 yılında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulmuştur. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), bu kararı, bankanın mali yapısındaki, ortaklık ve yönetimdeki sorunların finansal sistemin güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle almıştır.
Bank Asya, FETÖ'nün finansal yapısının merkezi ayağı olmuştur. Banka, sadece bir finans kuruluşu olarak değil, aynı zamanda örgütsel bağlılığın ve ekonomik gücün sembolü olarak kullanılmıştır.
Aralık 2013'ten sonra bankanın finansal olarak zor duruma düşmesi üzerine, örgüt lideri Fethullah Gülen'in "bankayı kurtarma" çağrısı üzerine, üyeler ve sempatizanlar tarafından bankaya toplu para yatırılması için kampanya düzenlenmiştir. Yargıtay, bu çağrıdan sonra bankada hesap bulundurmaya devam etmeyi, örgüt üyeliği veya yardım etme suçu için bir delil olarak kabul etmiştir.
Örgütün ekonomik gücü, sadece finansal kaynak sağlamakla kalmamış, aynı zamanda stratejik bir nüfuz aracı olarak da kullanılmıştır.
7.7. Devlet Destekli Ekonomik Savaş
Hükümet, darbe girişiminin ardından, hareketin ekonomik tabanını hedef alan geniş çaplı bir kampanya başlatmıştır. Bu kampanya, on binlerce devlet çalışanının, bankanın ve şirketin tasfiyesini içermiştir.
Hükümetin eylemleri, Gülen yanlılarını tasfiye ederek "devleti temizlemek" ve bir "silahlı terör örgütüne" karşı mücadele etmek olarak çerçevelenmiştir. Bu çatışmanın Türk ekonomisine maliyetinin 500 milyar doları aştığı tahmin edilmektedir (dokuzeylul.com/fetonun-ekonomiye-maliyeti-500-milyar-dolari-asti).
FETÖ Gülen hareketinin eğitim ve ekonomi boyutları, birbirini destekleyen ve güçlendiren bir döngü içindedir. Finansal katkılarla kurulan okullar, nitelikli profesyoneller ve iş insanları yetiştirerek, hareketin misyonunu benimsemekte ve yeni nesil bağışçılar haline gelmektedir. Bu döngü, hareketin genişlemesini ve kendini sürdürmesini sağlamaktadır.
Devletin harekete karşı yürüttüğü ekonomik mücadele, yalnızca yasal bir süreç olarak değil, aynı zamanda uluslararası siyasi bir çatışma olarak da yorumlanmaktadır. Örneğin, Türkiye'nin Amerika Birleşik Devletleri'nde bir mahkemeden Gülen hareketi üyesine ait finansal kayıtları talep ettiği bir davada, mahkeme bu talebi "son derece geniş" ve "bir balık avı arama seferini anımsatan" bir talep olarak nitelendirmiştir. (DEVAM EDECEK)
