Sabır bir eylemin neresine düşer? Ardına mı, önüne mi?
Niyet eylemin önündedir, sabır ise sonundadır değil mi? Acaba sabırdan öteye yol var mıdır?
Niyetle başlayan eylem, ihlasla erkanınca devam ederken yol uzar, nefes tükenir ve sabır yardıma koşar; omuz verir, destek olur tamamlanması için.
Eylemin kendisinden ecirler devşirirken onunla birlikte sabrın sevabını ayrıca derler.
Sabır; direnmek, dayanmak, sürdürmektir. Sabır; tükenmemektir, düşmemektir.
Tüm zorlukları geride bırakmanın adı değil, zorluklarla beraber yürümektir sabır. Sert bir tutum, ani bir tavır koymak değil; onun yerine, daha yumuşatarak, aklederek kendini bırakmama işidir sabır.
Düşününce insan bazı şeylerin farkına daha fazlaca varıyor. Bir eylemin başında niyet var ama niyetin de bozulmaması ve amacından sapmaması için her daim onda da sabır gerekir.
“Niyet hayır, akıbet hayır” cümlesinin her safhasında sabırlı olmaya ihtiyaç vardır.
Yeni bir eylem için niyet edilir, niyetle beraber sabır da kuşanılır. Tâ ki diğer niyete kadar. Her niyet, yeni bir başlangıçtır.
Sabır, acıların yol arkadaşı; acılar sabırla tanıdık ve aşina... Aynı işi yapan meslektaşlar gibi. Nereye gitseler birbirini takip ederler.
Şu dünyada acı hissettiğim kadar yaşadığımı anlıyorum. Acı, insan idrakinin zirve noktasıymış...
Elinde olmadan canın yanıyor, çaresizliğine kahroluyorsun. Acıyı seyretmek de acı veriyor. Yaşayanlar acaba ne yapıyorlar?
Neşeli, şen şakrak günler birbirine benziyor. Ve sıkıştırıldığı zaman küçücük bir dosyaya dönüşüyor... Ama acı, her dakikayı, her saniyeyi kocaman bir hatıraya çeviriyor!
Neydi o günler aman Allah'ım! Ne sıkıntılıydı, neler çektik neler!
Acı, insanın insan olma seviyesini de belirliyor, durumunu da ortaya koyuyor. O yüzden mi acaba;
“Dünyada en çok acıyı peygamberler çeker.” demiş Efendimiz (sav).
Yaşadığını hissetmek için uzakta ya da yakında bir acı yoktur. Acı, yüreğinin ortasındadır ve sen hayattasın...
Nefes alıp veriyorsun ya, hissediyorsun demektir.
Peki, hiç mi mutlu olamayacağım, hiç mi gülümsemeyeceğim?! Bu hayatın normali nedir? Durağan, rutin, stabil bir hayat; her şeyi aynı renkte görünür olması ya da tüm renklerin mat halini mi anlatır insana? Lakin acı, bütün renkleri pörtletir, abartır.
Acısız olmaz, bazen acının adı yokluktur. Bazen ayrılık, bazen uzaklaşma... Bazen ölüm, bazen şehadet... Acının ne de çok ismi var...
Bir videoda, zalim Yahudi askerlerinin arasındaki çekiştirilen o çocuğun üzerinden izledim zulmü... Takip ediyordu kardeşleri, anlamadığım kelimelerle bir şeyler söylediler Yahudi askerlerine...
Korkmuyorlar mıydı? Acılara karılmış bir hayatı yaşamak onlara; seyretmek, bize ve düştü. Adaletli bir dünya güven içinde bir dünya mıdır? Acılar olur, acılar olabilir de ama zülm olmasın.
AHMET TAŞTAN