Dünya ve ahiret mutluluğunun Rehberi (sav) şöyle buyurdu: “İnsanoğlu, Allah'ın kendisine takdir ettiği şeye rıza gösterirse mutlu olur. Şayet, Allah'tan hayırlı olanı ummayı terk eder ve Allah’ın kendisi için takdir ettiğine kızıp isyan ederse bedbaht (mutsuz) olur.”

Ablasıyla sohbete gelen güneş saçlı kızlar, hadis-i şerifin okunduğu dernekte henüz soluklanmamışken: “Hadi bakalım, cevabı bu hadis olan bir soru sorun!”

Refleks olarak “ben soru soramam ki” demişti biri. Sarışın ikizlerin ablası, koruyucu bir anne şefkatiyle onlar adına öne atıldı: “Kim mutlu olur?” sorusunu bıraktı orta yere. Evet, güzel bir soruydu ve cevabı da hadisin ilk kısmındaydı: “Allah'ın takdir ettiğine rıza gösteren insan mutlu olur!” Maksat hasıl olmuştu.

Çünkü masanın başında oturan edebiyatçı, kendisinin sıra dışı bir öğretmen olduğunu anlatırken örnek olsun diye: “Geçen gün bir sınıfta dinleme sınavı öncesi, öğrencilerle Mülk suresinin manasını dinledik, demişti. Fakat dikkat çekmek için surenin mealinden soru sorma çalışmaları yapmış, akıllı tahtadan Mülk Suresinin ayetleri okunuyorken, cümle bitince durdurup sınıftakilere “cevabı buysa, soruyu siz sorun!” diyormuş. Bu yöntem onları aktif ve etkin biçimde cümleleri kavramaya yönlendirdiğini düşünmüş.

Şimdi bir sınıfta değildiler ama her hafta dernek binasında yapılan sohbette bu yöntemi uygulamak, iki altın saçlı kıza nasip olmuştu. Zira sıkılacaklarını düşündükleri sohbeti çok dikkatli dinliyorlardı. Ablasıyla sohbete gelen uzun saçlı ikizler, hadisleri okuyan edebiyatçının gözüne büyümüş göründüler bu sefer. Çünkü onların küçüklüklerini her sene yaz tatilinde düzenlemiş oldukları kurstan biliyordu. Çok yönlü etkinliklerin düzenlendiği İmam Hatip Ortaokulunun voleybol takımında oynayan başarılı iki öğrenciydiler.

Bir Mayıs, Cuma günü ikindi vakti katıldıkları bu sohbette, üzerinde limon kolonyası, dernek flaması, vazodaki çiçeği ve kitap okuma sehpasının olduğu ahşap masanın arkasından bolca soru soran bir edebiyatçı oturuyordu ve yine sordu:

“Okulunuzda başörtülü voleybol oynayan var mı?” Olumlu cevap verdikten sonra saçlarına kır düşmüş adam, liseli yıllarındaki hatırasından bahsediverdi hiç yeri değilken. Her türlü cümleyi, derin anlam ve mesajla bağlamında söylemesini bilirdi. Onların dikkatini çekeceğini düşünüp başladı:

İmam Hatip yıllarımdı... Okulumuzun futbol takımında kısa bir süre kaptanlık yaptım. Bir turnuvada kurallar gereği maalesef mahremiyete aykırı da olsa herkes şortla sahaya çıkmıştı. Fakat ben inancımı her alanda yaşamayı arzu ettiğimden dolayı eşofman giymiştim kısa şortun altına.

Tam maça başlayacakken bunu fark eden hakem, “aykırı” diyerek benim sahadan ayrılmamı istedi. Hocam ne kadar dil döktüyse de futbolun katı kuralları yeşil sahalardan beni uzaklaştırdı. Tabii ben ne bir gözyaşı döktüm ne de bir kızgınlık duydum. O gün en çok hissettiğim şey “imanımın tadı” idi. Hayatımda imanımın tadını aldığım nadir anlardan biriydi. Çünkü inancım gereği, fıkıh kitaplarımızda yazan, erkeğin mahremiyet kurallarını terk etmemiştim.

Altın saçlı genç kızlar bunu anlamakta biraz zorlandılar. Ama “imanın tadı” kelimesi akıllarının bir kıyısında takılı kaldı. Hadis-i şerifin tarif ettiği insanoğlu gibi onlar da mutlu olmak istiyorlardı. Etrafında toplandıkları Hz. Peygamber (sav)”in sözünden işin sırrını fark eder gibi oldular: “Allah'ın kendilerine takdir ettiğine rıza göstermek” yani onu kabullenmek insanı mutlu kılıyormuş.

Mutlu olmanın diğer bir özelliğini de masanın üzerindeki, Popüler Kültüre Karşı Kimlik Manifestosu, isimli kitabı göstererek, bu kitapta da yazıyor ya: “İnsan mutsuzluk arıyorsa kendini başkasıyla kıyaslasın!” sözünde gizliymiş... Kızlar kendilerini ne zaman başladıklarını fark edemedikleri günlük tartışmaları düşünürken buldular bir anda.

“Bir dahaki haftalarda arkadaşlarınızı da alın gelin. Sizinle hem muhabbet yapalım hem de çiğ köfte, dondurma, tatlı... Ne isterseniz ikram edelim!” teklifi karşısında memnun oldular ve niyetlendiler. Arkadaşlarıyla derneğe gelip sohbet etmek belki en güzel iyiliklerden biri olacaktı. Sevdikleri arkadaşları ile En Sevgilinin sözlerini dinleyecekleri için mutluluk çiçek çiçek açacaktı.

Ablasıyla birlikte derneğe gelen altın saçlı kızların parıldayan bakışlarında o sohbet gününü hasretle bekleyecekleri okunuyordu.

AHMET TAŞTAN