(Bu gün köşemde, Zeki Konukoğlu Anadolu Lisesi’nden öğrencim Cemre KARAYAZICI’nın yazısını paylaşacağım.)

Günler, haftalar, aylar ve derken yıllar... Zaman, su misali hızlı akıp gider. Bizler de sabit kalmıyoruz tabii. Hepimiz yaşadıkça yaşlanıyoruz gün gün.

Yaşlanmak demişken, sadece yaş almak mıdır yaşlanmak? Benim fikrimce yaşlanmak, sadece birkaç yılın verdiği saç kırlığı, yüz kırışıklığı ve bel bükülmüşlüğü değildir. Peki o zaman nedir yaşlılık?

Toplumumuz görmüş geçirmiş, saçı ağarmış 65 yaş ve üzeri kimseleri ihtiyar olarak kabul eder. Fakat hala bedeninde canlı ve renkli bir ruhla, hayatını dolu dolu yaşayan bir insana 20-30 yaşlarında olmadığı için "o bir ihtiyardır” demek ne kadar doğrudur sizce?

Sadece bedenen değil, ruhen de yaşlılık olur. Bence ruhen yaşlılık daha etkili ve önemlidir.

Mesela; 60 yaşlarında fakat her gün; güneşin doğuşunu, çiçeğin tebessümünü, yaprakların renklerini fark eden ve her sabah yepyeni bir umutla tazelenen biri mi yaşlıdır?

Yoksa 30 yaşında her sabah, isteksiz bir şekilde uyanıp çevresindekileri fark etmeden hayatını yaşayan, bir kerecik yüzünde gülücük açmadan işe giden biri mi daha yaşlıdır?

Tabii ki benim düşüncem budur ama böyle birileri de "ben 30 yaşındayım, daha gencim." diye gezinebilir. Ruhen 80 yaşında halbuki..

Çevremize baktığımızda birkaç ağaç, bir miktar bulut, uzakta karlı bir dağ, azıcık da çiçek böcek..

Fakat az ötemizdeki ağacın dallarının titremesinin sebebinin arasında cıvıldayan kuş olduğunu, bulutların sırasıyla elma ve armut şekline büründüğünü, sonra da dağıldığını, dağdaki karların yarısının eridiğini yarısını ise öylece kaldığını, ufak bitkilerin rüzgarla dans ettiğini, böceklerin ise bin bir renkli çiçeklerin arasında koşuşturduğunu fark edebiliriz.

Unutmayalım ki bakmak ile görmek arasında çok fark vardır. Şahsen bakarak yaşadığımızda hayattan zevk almayız.

Hayatı bilmeden, görmeden; mutsuzca ölüp gittiğimizde yaşlanmış olarak göç etmişizdir çünkü ruhumuz çökmüştür. Çevremizdeki tabiatın güzelliklerini görmezden gelmek büyük kayıptır.

Lakin görüp fark ederek yaşamak ve yaşlanmak, Allah'ın varlığını da kanıtlamaktadır. Allah'ın varlığını ve kudretini hissederek, her gün yeni umutlarla tazelenen, hayatını dolu dolu yaşayan insanlar hiç yaşanmaz. Çünkü ruhları hep dinçtir. Kısacası bence, gerçek yaşlılık ruhen yaşlanmaktır.

Cemre KARAYAZICI

Zeki Konukoğlu Anadolu Lisesi Öğrencisi