Bir lider, başarı çemberinin her aşamasına aynı ölçüde önem vermeyebilir ya da veremeyebilir.
Bazı liderlerin analiz gücü, bazılarının uygulamadaki enerjisi başarılarında belirleyici olur. Kimi lider planlama ve takip alanında öne çıkar. Ancak liderin zafiyet gösteremeyeceği bir halka vardır:
“Karar verme aşaması.”
Lideri sıradan yöneticiden ayıran en önemli özelliklerden biri; gerektiğinde, zor şartlar altında ve zamanında karar alabilme cesareti ve yeteneğidir.
Elbette yapısını ve süreçlerini doğru kurmuş bir kurumda liderin her işe müdahale etmesi gerekmez.
Hangi kararın kim tarafından alınacağı bellidir.
Liderin, görev alanı dışında kalan her konuya müdahale etmesi sistemi zedeler; ekiplerin inisiyatifini ve motivasyonunu zayıflatır.
Bu nedenle lider, bazı yetkilerini devrederek altındaki yöneticileri geliştirmek ve cesaretlendirmek zorundadır.
Ancak karar almakla yükümlü kişiler tereddüt ettiğinde, sorumluluk ertelendiğinde ve kurum içinde boşluk oluştuğunda… lider devreye girer.
Çünkü lider, kurumun kaptanıdır.
Tehdit oluşturan ürkekliklere, belirsizliklere ve ertelemelere müdahale etmek onun görevidir.
Kurumlarda kriz anlarında çoğu zaman herkes topu birbirine atar.
ABD eski başkanlarından Harry Truman’ın çalışma masasının üzerinde şu söz yazılıydı:
“The Buck Stops Here.”
“Top burada durur.”
Yani:
“Son sorumluluk bana aittir.
Topu atacağım başka bir merci yoktur.
Karar bana kadar geldiyse, artık kararı ben vereceğim.”
Truman, ekibini cesaretlendirmek için sık sık şu sözü kullanırdı:“Komutansanız, kumanda ediniz.”
Çünkü liderlik; makamdan önce mücadeleyle kazanılmış bir sorumluluktur.
Lider her zaman kararın zamanlamasını seçme lüksüne sahip değildir. Hayat bazen onu hazırlıksız yakalar. Dış şartlar, krizler ve beklenmeyen gelişmeler; lideri aniden karar vermeye zorlayabilir.
İşte o anlarda liderin; psikolojik olarak hazır, özgüvenli ve cesur olması gerekir. Bazen elinde yeterli veri olmayabilir. Ama bilgi, tecrübe, sezgi, mantık ve duygularını bir araya getirerek kararını verir.
Çünkü kritik zamanlarda:
* tereddüt tehlikeyi,
* erteleme ise felaketi büyütebilir.
Ve çoğu zaman gerçek lider ile sıradan yönetici arasındaki fark tam da bu anlarda ortaya çıkar.
Lider karar verirken yalnız kalmamalıdır. İlk adım; konu hakkında bilgisi ve katkısı olan herkesi sürece dâhil etmektir.
Karardan etkilenecek insanlara söz vermek, onların kaygılarını ve beklentilerini dinlemek gerekir.
Çünkü iyi kararlar sadece korkuları değil, aynı zamanda umutları da yönetir. Bu yüzden iletişimde bazen en önemli şey, söylenmeyeni duyabilmektir. Öte yandan; ana meseleler dururken sadece uzlaşma sağlamak adına tali konularla oyalanmak da bir tuzaktır. Ama bunun tam tersi de doğrudur:
Bütün seçenekleri değerlendirmeden karar almak da eksikliktir.
Çünkü: “İyi fikirlerin yolu, çok sayıda fikir üretmekten geçer.” Kararlar geleceğe dönük olmalıdır. Bir kurum kültürüne “merak eden” bir ruh kazandırmak, geleceğe dönük bir heyecan da oluşturur.
Bu heyecan ise değişimi sürükler.
Ve unutulmamalıdır ki: “En kötü karar bile, kararsızlıktan iyidir.”
Değerli okurlarım;
Kurban Bayramı’nız kutlu olsun. Bayramın; ailemize, ülkemize ve tüm insanlığa huzur, birlik ve bereket getirmesini temenni ederken, iyi haftalar, sağlıklı günler diliyorum.
Orhan Erdoğan