(Sıra dışı, ilginç konuları köşeme taşımak istediğim bu süreçte bir ara verip güncel bir konuyu kaleme almak istedim.)

Tarih: 15 Ağustos 1984… Bundan 42 yıl önce…

Devlete sıkılan ilk kurşun…

1973 yılında “Apocular” diye bir araya gelen bölücü teröristlerin, 27 Kasım 1978’de Diyarbakır-Lice Fis Ovası’nda yapılan toplantıda PKK adıyla örgütlenmesi…

29 Temmuz 1979’da Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Bucak’a suikast sonrası olay yerine, sözde 1. Kongre kararı olarak bırakılan bildiriyle “Bağımsız ve birleşik bir Kürdistan’da bir halk diktatörlüğü kurmak...” diyerek kitlesel terör faaliyetlerine başlaması…

15 Ağustos 1984’te Eruh ve Şemdinli baskınıyla devlete ilk kurşunu sıkan PKK terörü, 40 yıl içinde 2024 itibarıyla 14 bin 902 resmi ve sivil şehidimizin canına, bunun iki katı insanımızın yaralanarak gazi olmasına yol açtı. Ekonomik maliyeti ise 2,3 trilyon doları buldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı terörle 40 yıllık mücadelenin Türkiye ekonomisine maliyetini 2,3 trilyon dolar olarak açıklarken, şöyle bir karşılaştırmayı yapmış:

“2,3 trilyon dolar sağlığa ayrılsaydı 5 bin 151 adet 1000 yataklı şehir hastanesi yapılır, 3 milyon 650 bin 750 adet 3 hekimlik Aile Sağlığı Merkezi açılabilirdi.

2,3 trilyon dolar eğitime ayrılsaydı her biri 24 derslikli 460 bin adet okul, 11 milyon derslik inşa edilebilirdi.”

2,3 trilyon dolar ulaştırma sektörüne yatırılsaydı 1888 Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1106 Osmangazi Köprüsü, 195 Kuzey Marmara Otoyolu, 218 İstanbul Havalimanı veya 1504 Avrasya Tüneli yapılabilirdi.

2,3 trilyon dolar sanayiye ayrılsaydı 15 bin tam donanımlı organize sanayi bölgesi, 2 bin adet büyük ölçekli otomobil fabrikası, 4 bin 500 adet yüksek teknoloji üretim tesisi, 7 bin 500 adet büyük ölçekli savunma sanayii tesisi yapılabilirdi.

2,3 trilyon dolar tarım ve orman sektörüne ayrılsaydı 1150 adet yeni baraj, 66 bin 500 yangın söndürme helikopteri, 32 bin yangın söndürme uçağı alınabilirdi.

“2,3 trilyon dolar enerjiye ayrılsaydı 23 yıllık elektrik tüketimini karşılayabilecek güneş enerjisi santrali kurulabilirdi. 17 yıllık elektrik tüketimini karşılayabilecek rüzgâr enerjisi santrali kurulabilirdi.

2,3 trilyon dolar şehirleşmeye ayrılsaydı 36 milyon 298 bin sosyal konut, 31 milyon 112 bin 600 deprem konutu yapılırdı.” Bu örnekleri çoğaltmak tabi ki mümkün.

Bunlar ekonomik kayıp... Önemli mi? Önemli… Ama giden canların, şehit ve gazilerimizin bir damla kanının yanında tabi ki hiçbir önemi yok.

Ben 1995/1996 yılında yedek subay olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde vatani görevimi yapan birisi olarak… (Ben akran birçok kişi de bunları üç aşağı beş yukarı yaşamıştır. Bilir.)

Terör nedir? Terörist nedir? Mermi nedir? Silah nedir? Çatışma nedir? Şehit nedir? Gazi nedir? Kan kokusundan, ölüm korkusuna… Coğrafyadaki insanlara kadar… Çok şey yaşadım, tecrübe ettim. Amacım askerlik anılarımı anlatmak tabi ki değil.

Amacım Mecliste kabul edilen Yasa Teklifinin öneminin ne olduğunun farkındalığında olmam. Sizlere de bunu aktarmaya çalışmam aslında. Bunun siyasi jargonu, arka planı, hesabı kitabı beni zerre kadar ilgilendirmiyor.

Benim önemsediğim Sayın MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bulunduğu konuma rağmen elini değil gövdesini taşın altına koyarak 1.Ekim.2025 tarihindeki, Sayın Cumhurbaşkanın o günkü meclis konuşmasından etkilenip DEM partililerin elini sıkması ve ardından, kendisinin 15 Ekim ve 22 Ekim’de PKK’nın kendini feshetmesi konusundaki çağrısının karşılık görmesinden sonra devlet kurumlarının dikkatini çekerek sürece dahil olmaları ve Sayın Cumhurbaşkanının da aynı hassasiyetle tüm zorluklarına rağmen aldığı insiyatif ve geldiğimiz bu günkü durum.

‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa Teklifi’ adı ile anılan yasa, Meclisin yeter çoğunluk sayısı olan 400 milletvekilinin çok daha üstünde 467 oyla kabul edilmesi. Biz bu tür kabullere meclisimizde pek alışık değiliz. Burada kanunun çok detayına girmeyeceğim. Ama şu ayrıntıya dikkat çekmek isterim. ŞARTLI bir YASA TEKLİFİ bu.

Ne demek ŞARTLI. YASA YÜRÜRLÜĞE girmek üzere RESMİ GAZETE’DE yayınlanacak. Fakat uygulama sürecinde, terör örgütü yasada belirtilen şekil ve süreçlerde ilgili üzerine düşen çalışmaları yapacak… TSK, MİT ve ilgili birimler sahada bunu raporlayacak. İlgili Kurula iletecek. ŞARTLAR yerine getirildiğinde yasadaki maddeler uygulanacak. Ve bu süreç 6 ay.

Bahsettiğimiz terör! Bu olumlu süreci bozmak, baltalamak, içinden çıkılmaz bir hale getirmek, akamete uğratmak isteyecek hem terör örgütü mahvellerinden hem de dış güçlerin istihbarat örgütlerinden karşı hamleler ben bekliyorsam, elbette devletin ilgili kurumları da bekliyordur. Ve bu konuda önlemler almıştır. Alıyordur. Alacaktır.

Ama o da ne? İç cephe kaynıyor. Bir bakıyoruz bir kısım sözde muhalif medyadan, trollerden, fetö iltisaklı hesaplardan, ağız birliği yapmışlar gibi… Aslı astarı ve güncelliği olmayan videolar, demeçler, yazılar, ortalığa patır patır dökülmeye başladı. Velev ki bunlar güncel olsa ne önemi var? Bunları gazetelerinde, köşelerinde, sosyal medya hesaplarında, ortaya saçanların… Amacı ne? Düşünceleri ne? İstekleri ne?

Biri çıkıp bu PKK’YA af yasası diyor. Biri çıkıp APO’YU salacaklar diyor. Bir diğeri bak bunları serbest bırakıp 3-5 yıl içinde mecliste Milletvekili yapacaklar diyor… Amaç; cımbızlayarak halkın BAM telini zorlamak…

Tamam karşısınız. Anladık. O zaman çözüm üretin… Bu olmaz ama bak böyle böyle yaparsak hah işte o zaman bu sorunu kökten hallederiz diyeceğiniz bir fikriniz, sözünüz, teklifiniz var mı? Cevap: …???

Zamanında, Şubat 2008'de üniversitelerde başörtüsü serbestisi getiren anayasa değişikliğinin TBMM'de kabul edilmesinin ardından "411 el kaosa kalktı" diye manşet atanlar… Bugünde kim bilir belki bu anayasa değişikliğinin TBMM'de kabul edilmesinin ardından "467 el teröre af için kalktı" diye manşet atmayı bile düşünmüşlerdir.

Gazi Mustafa Kemal’in şu sözlerini unutmayın.

"Asıl olan iç cephedir. Bu cephe, bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Dış cephe sarsılabilir, mağlûp olabilir; fakat hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Milletimiz ahlak, kültür ve bilinciyle sağlam durdukça iç cephe yıkılmaz."

Bu kan dursun, kardeşliğimiz pekişsin, ülkenin ne zamanı ne parası ne enerjisi ne de canları yitirilmesin niyetiyle bu yasa için emek veren, çalışan, mücadele eden, yüreğini koyan, Devlet erkanına, TSK ve MİT personeline, bürokratlarına vb. ben şahsım adıma teşekkür ederim.

Bir Not: Şehitlerimiz ve Gazilerimiz ile yakınlarının hassasiyetleri konusu ve Türk Milletinin bu konudaki duruşu KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR. Devlet Aklının bu hususu görmezden gelmesi düşünülümez.

Bekir Aydoğan