Her insan öğrenir. Fıtratında, yaratılışında, genetik yapısında öğrenci önce çocuktur, sonra meraklıdır. Merakı dikkate alınmalıdır. Kendine özgü, farklı tür ve düzeyde yapıları vardır. Harekete ihtiyacı vardır. Yaramaz değil, hareketlidir. Oyun doğal ihtiyacıdır. Oyunla öğrenir. Sevdiğinde ve sevildiğinde gelişir. Bir çocuğun ağzından, kulağından giren çıkar. Çocuğun yaptıkları, kendi zihinsel ve duygusal yapısı içinde doğaldır, doğrudur. Her davranışın içsel bir dürtüsü vardır. Neden sorusuna kendince mantıklı cevaplar verir. Değer öncelikleri farklıdır. Duygusal zekâsı baskındır.
“Eğitim her şeyden önce öğrencilere saygıyla başlar.” Emerson. Her çocuk üstün olarak doğar. Onları sıralamak, sıraya dizmek ve yaftalamak eğitimsel ahlaksızlıktır. Bütün çocuklar öğrenme motivasyonu ile doğar. Bu, onlarda doğuştan var olan bir içgüdüdür. Öğretmen ve ailelerin sorumluluğu bu duyguyu kaybetmemektir. Öğretmen, öğrencilere dünyayı değiştirme ülküsü kazandırmalıdır. Çocuk kendini okul yaşamının bir parçası hissetmelidir. Hiçbir çocuk başarısızlık deneyimini yaşamamalıdır. Çocuk ancak kendi sevdiği ve denediği bir süreçte başarısızlık yaşayabilir; okul olarak onu zorlamamalıyız. Eğitimde gafleti uzun olanın devleti de elinden gider. Topluma rağmen okulda güzel şeyler yapılabilir mi? Evet, eğitimin hedefi kendine ve topluma güven duyan iyi insan yetiştirmektir.
“İlköğretimde amaç kalbin terbiyesi, ortaokulda aklın terbiyesi, üniversitede ihtisaslaşmalıdır.” Nurettin TOPÇU
Okulları bütün yetenekleri teşvik edecek bir şekilde kurmalıyız. Okullarımız ahlak zemininde geleceğe yöneliş göstermelidir. Yaşama sırrını ve amacını vermelidir. Toplumu bir medeniyet ufkunda buluşturmaya katkı sağlamalıdır. Tek boyutlu insan anlayışından uzaklaşmalı, insan yaşamını bütün olarak kavramak ve ahenkleştirmekten yana olmalıdır. Farklı yaşam alanlarını ahenkleştirmeliyiz. Eğitim ihmal kabul etmez. Eğitim ve okulda yaşamın savurganlığı olmaz. Öğrenci savurganlığı olamaz; gelecek sınıfların içinde, okulun asli görevi heyecanı korumaktır.
Okullarımızdaki başarısızlığın sebeplerini dört ana grupta toplamak mümkündür. Aileden gelen sebepler, çevreden gelen sebepler, okuldan gelen sebepler ve öğrenciden gelen sebeplerdir. Öğrencinin kişisel dosyasındaki kayıtlarda güzel sanatlar, sportif çalışmalar, liderlik, iyi geçinmek, sosyal bağlantılar ve ailenin durumu; okul dışı sosyal hayatının incelenmesi, yetenek ve kabiliyet alanları ve kişilik özellikleri kayıt altına alınmalıdır. Genellikle her çocuğun problemleri iki ana noktada toplanmaktadır: geçmiş olaylara ait olanlar ve gelecekteki umutlara bağlı olanlar. Bu sorunları çözmek için öğrenciler, kendilerini iyi tanımayan birinin sorunlarına müdahale etmeye hakkı olmadığını düşünürler. Öğrencilerin başarılı bir kimliğe ulaşması için sevgi ve özgüven gerekir. Sevgi ve özgüven eksikse başarısız bir kimlik, hatta geri çekilme olur. Sonuç, kendini iyi hisseden, sorunları çözen, organize bir çabada öğretmenleri ile birlikte olan çocuklar okulda problem çıkarmazlar. Suçlu ya da vazgeçmiş olmak yerine ilgili ve mutludurlar. Eğitim kendilerine ilgi çekici gelmeye başlamıştır.
Sağlıklı günler, iyi haftalar diliyorum.