Bilginin yerine itaat koyarsanız cehalet üretirsiniz. Özgür düşüncenin yerine tabuları koyarsanız dogma üretirsiniz. Aklın yerine kör bağlılığı koyarsanız şahsiyet değil, taraftar üretirsiniz. Eleştirinin yerine korkuyu koyarsanız fikir üretmek yerine gelişmelere kapalı bir yapı oluşturursunuz. Sadece emir bekleyen insanlardan büyük bir ülke kurulmaz.
Türkiye’nin geleceğini kuracak insan; düşünecek, sorgulayacak, itiraz edecek, araştıracak, bilim üretecek, teknoloji geliştirecek, sanat yapacak ve gerektiğinde kendi liderine, kendi teşkilatına, kendi siyasi anlayışına bile “Yanlış yapıyorsunuz.” diyebilecektir. Bunu yapamıyorsak bilinçli vatandaş iddiamızı yeniden gözden geçirmek zorundayız.
Bilinçli vatandaş olmak; bir nehir kirletiliyorsa buna karşı çıkmaktır. Orman yok ediliyorsa karşı çıkmaktır. Tarım alanları talan ediliyorsa karşı çıkmaktır. Hukuk çiğneniyorsa karşı çıkmaktır. Yoksulluk büyüyorsa bunu dert edinmektir. Gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyorsa bunun nedenlerini sorgulamaktır. Devlet kurumları liyakat yerine sadakatle yönetiliyorsa buna itiraz etmektir. Kadınların, çocukların, emekçilerin, vatandaşların hakları için susmamaktır.
Bilinçli vatandaş, kendinden olanın yanlışını savunmayı “dava adamlığı”, itiraz edeni ise “hainlik” zannetmemektir. Yanlışın sahibi kim olursa olsun yanlıştır. Parti yapıyorsa da yanlıştır, lider yapıyorsa da yanlıştır, biz yapıyorsak da yanlıştır.
Bugün dünyanın merkezinde bilim ve teknoloji var. Yapay zekâ, kuantum teknolojileri, biyoteknoloji, nanoteknoloji, uzay teknolojileri, yeni enerji sistemleri ve ileri üretim teknikleri ülkelerin geleceğini belirliyor. Dünya Mars’ı, kuantumu, yapay zekâyı ve yeni nesil teknolojileri konuşurken biz birbirimizin geçmişini, mezhebini, partisini, makamını, yediğini ve içtiğini tartışıyoruz.
Türk milleti çağın gerisinde kalamaz. Çağı okuyamayan bir millet, sonunda tarihin konusu olur. Biz 20. yüzyılın önemli bir bölümünü dünyayı yeterince takip edemeden geçirdik. 21. yüzyılı da kaçırırsak bunun bedelini yalnızca biz değil, gelecek kuşaklar da öder. Türk milletini bilimde, teknolojide, ekonomide, sanatta ve siyasette dünyanın öncü toplumlarından biri hâline getirmeliyiz.
Türk devletini güçlü kılmak için güçlü ekonomi, güçlü eğitim, güçlü hukuk, güçlü demokrasi, güçlü bilim, güçlü teknoloji, güçlü kültür, güçlü sanat ve bütün bunların üzerinde güçlü bir millî irade gerekir.
Türk milleti, hiçbir siyasi yapının ihtiyaç duyduğunda kullandığı bir aparat değildir. Türk milleti, siyasi liderlerin peşinden sorgusuz sualsiz yürüyen bir kalabalık değildir. Türk milleti, siyasilerin peşinden gitmek için değil, Türkiye’nin geleceğine yön vermek için irade ortaya koymalıdır.
Türk milleti; okuyan, araştıran, sorgulayan ve gerektiğinde itiraz eden vatandaşlardan oluşur. Türk milleti, zulme boyun eğmeyen, haksızlık karşısında susmayan bir millettir. Türk milleti; devletine bağlı ama yanlış yönetime itiraz edebilen, ahlakı, adaleti, hukuku, özgürlüğü ve demokrasiyi savunan karektere sahiptir.
Bu ülkenin geleceğini başkalarının insafına bırakamayız. Bunun yolu itaatten değil, iradeden geçiyor. Bunun yolu taassuptan değil, akıldan geçiyor. Bunun yolu sloganlardan değil, bilgiden geçiyor.
Bunun için önce kendimiz değişeceğiz. Sonra anlayışımızı değiştireceğiz. Kişisel çıkarlardan değil, millet sevgisinden yana olacağız. En önemlisi de kendimize karşı dürüst olacağız. Yanlışı kim yaparsa yapsın karşı çıkacağız. Doğrunun kimden geldiğine değil, doğru olup olmadığına bakacağız.
Çünkü güçlü Türkiye, sadece güçlü devlet kurumlarıyla değil; düşünen, sorgulayan, üreten, hakkını bilen ve gerektiğinde itiraz edebilen bilinçli vatandaşlarla kurulacaktır.
Geleceğimizi başkalarının kararlarına bırakmayalım. Okuyalım, araştıralım, düşünelim, sorgulayalım, üretelim ve ülkemizin geleceğine hep birlikte sahip çıkalım. Güçlü Türkiye’yi bilinçli vatandaşlar olarak hep birlikte inşâ edelim.
İyi haftalar, sağlıklı günler diliyorum.