Danışmanın (meşveret) önemi bilinmelidir ki danışma isabetli yolun izlenmesini ve doğru görüşün ortaya çıkmasını sağlar. Danışma, karışık meselelerin kapısının aydınlık getirilen doğruluk anahtarıdır. Önemli gizli kapalı olan tutarlı ve uygun görüşler danışma ile ortaya çıkar. Cenabı hak bütün insanları meşverete teşvik buyurmuşlardır. Allah Teala hazretleri saadet sahibi Rasul-i Ekrem efendimiz hazretlerine buyururlar ki; “Artık onları bağışla, Allah’tan da günahlarının yargılanmasını iste. İş hususunda onlarla müşavere et.’’
Hasan-i Basri hazretleri derler ki; ‘’Danışma ile emrolundu ki, doğru görüş ortaya çıksın ve onunla amel olunsun. Dahhak’tan nakil olunmuştur ki; ‘’Müşavere ile emrolunmanın sebebi, bunun değerini ve sayısız faydalarını bildirmek içindir. Zira akla gelen düşünce ve isabetli fikirler bir işin çözümüne yöneltilirse o işteki çözüm yolu kapalı ve gizli kalmaz. İstişareye önem vermeyip kendi görüşünde müstebit ve müstakil olan kişi doğru çizgiden uzak, hata ve yanılma çizgisine yakın olur’’. Danışma yolunu benimseyen kişi ise, helaktan korunmuş olur. Ölümsüz olan Hak Teala hazretleri bir kulunu helak etmek isteyince o kişinin kendi görüşü helak sebeplerinin ilki olur. Hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: ’’Siz birbirinizle müzakere ederek aklınızın doğruyu bulup bulmadığını araştırın, deneyin! işlerinizin yürüyüşüne de müşavere ile yardım edin.’’ Hazreti Ali b. ebi Talip şöyle buyururlar: ‘’İstişare, doğru yolu bulmanın ta kendisidir! Her kim ki, kendi görüşünü beğenip başkasıyla istişareye muhtaç olmadığını düşünce ve müşavereye lüzum görmesse elbette yapacağı işte hata meydana gelir.’’
Bazı düşünürler dediler ki; senin görüşündeki isabet yarımdır, seni seven samimi bir kardeşinle istişare edersen görüşündeki isabet tamamlanır. Denilmiştir ki işlerinde güçlükle karşılaşırsan, akıllı kişilerin görüşlerine müracaat et. İstişareden kaçınma! Kendi görüşünle başbaşa kalıp pişmanlık duymaktan daha hayırlıdır. Filozoflardan bazıları demişlerdir ki; çare ve tedbirin en zayıfı bile çokça hiddetlenmekten hayırlıdır. Hata ise, kesin hüküm vermekten doğar. Bir devlet başkanı kendi görüşünde müstebit ve istişareden müstağni olsa (danışmaya ihtiyaç duymadığını savunsa) aydınlık, isabet ve başarı yolları onun için gizli kalır. Abdü’l-Melik bin Mervan demiş ki; “bir işte müşavere yaptıktan sonra hata meydana gelmesi kendi görüşümde müstebit olup müşavere etmeksizin isabet etmekten bana daha çok hoş gelir.“ Zira kendi görüşüyle hareket eden kişiye iki şey eksiklik getirir.
1.Kendi görüsünü yalanlamak gerektiği yerde tasdik etmesi.
2-Basiret sahibi olmayı sağlayan meşvereti terk etmiş olması.
Kendisiyle istişare edilecek, danışmanlığa getirilecek kişilerde yedi niteliğin bulunması gerekir:
1. Anlayışlı ve zeki olmak.
2. Güvenilir olmak.
3. Doğru sözlü olmak.
4. Çekememezlik ve benlik duygularının peşinde koşmamak.
5. İstişare edilen kişilerle diğer insanlar arasında düşmanlık olmamak.
6. Nefsani istekleri peşinde geçici arzular uğruna koşanlardan olmamak.
7. Devletin ileri gelenlerinden kültür ve yetenekleri ile seçkinler arasında yükselebilmiş kişilerden olmak.

Danışma meclisinize; cimri, korkak, hırslı, kendini beğenmiş ve yalancı kişileri almayın! Bu konu çok önemlidir. Bu konuda çok titiz ve dikkatli olunuz. (Ebu’nnecib sühreverdi nahifi Mehmet Efendi. 1097-1168)
Yukarıdaki satırlar bundan on asır önce yazılmış Nehcü’s-sülük Fi Siyaseti’l-mülük (Yönetenlerin Yönetimi) adlı eserden alınmıştır.
Bu eser Selahaddin Eyyubiye takdim edilmiştir. Günümüzde danışmaya, meşverete ve istişareye ne kadar önem veriyoruz kendimizi sorgulamalıyız.
Sağlıklı günler iyi haftalar diliyorum.