İnsan, doğumundan hayatının sonuna kadar öğrenmeye ihtiyaç duyan tek varlıktır. Değişen dünyaya uyum sağlayabilmek, çağın bilgi ve becerilerini kazanmak, bunları günlük yaşama aktarabilmek artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksine bir yaşam biçimi, bireylerin var olduğu toplumların dünyadaki medeniyet yarışından kopması ve rekabet edebilme faaliyetlerinden yoksun kalması sonucunu doğuracağı tartışılmazdır.
Bugün milletlerin gücü yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil; yetiştirdikleri insan kaynağıyla ölçülmektedir. Bilim ve teknolojiyi üreten toplumlar kalkınırken, bunları sadece tüketen toplumlar ise rekabet yarışında geride kalmaktadır.
Bilgisayar ve internet teknolojilerinin hayatımıza girmesiyle birlikte insanlık büyük bir dönüşüm yaşamıştır. Bu dönüşüm yeni fırsatlar oluşturduğu kadar yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Yeni düzende işgücü yerini, vasıflı, emekle yönlendirilen bilgisayar-internet sistemine bırakmıştır. Artık kas gücünden çok zihin gücü, diploma sayısından çok beceri ve yetkinlik değer kazanmaktadır. Bu nedenledir ki bugün yeni dünya düzenini belirleyici yönlendirici konulardan en önemlileri zihinsel emek-kol emeği, nitelikli emek-niteliksiz emek, işsizlik gibi konu ve sorunların aşılması için yeni dünya düzeninde ülkemizin yerini alabilmesi ve ülkeler arası yarıştan kopmaması için millet olarak bu yarışa katılmak ve bilimsel, bilgiye ulaşan, üreten ve teknolojiyi geliştiren bireyler yetiştirmek zorundayız. Aksi hâlde küresel rekabetin dışında kalmamız kaçınılmaz olacaktır
Bu konuda önemli tespitlerden biri de TÜBİTAK’ın hazırladığı “Bilim ve Teknoloji Stratejileri Vizyon 2023” raporunda yer almaktadır.
Raporda; "Dünyada gelişmiş ülkelerde, OECD dahil, eğitimin önemini vurgulamayan tek bir ülke olmamakla birlikte, yine gelişmiş ülkeler de dahil bütün ülkeler eğitime yeterince kaynak ayıramadıklarını, mevcut eğitim sistemlerinin yarının taleplerine hazır olmadığını ve eğitimin 21. Yüzyıl'a uygun bir yapıya kavuşturulması gerektiği tartışılmaktadır” denilmektedir.
Bir tek örnek vermek gerekirse, 1998'de Orta ve Güney Afrika'da fert başına eğitim harcaması 32 Dolar iken, gelişmiş ülkelerde 1211 Dolar olmuştur!..
Çünkü artık bütün dünya biliyor ki geleceği eğitim şekillendirecektir.
Bütün bunlar ortadayken kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Ben çocuğumun eğitimi için nasıl bir gelecek planlıyorum?
Son yıllarda “Artık okumanın ve diploma sahibi olmanın bir faydası kalmadı.” şeklindeki söylemler giderek artmaktadır. Bu tür ifadeler yalnızca çocukların değil, anne ve babaların da zihinlerini karıştırmaktadır.
Oysa eğitimi sadece para kazanmanın veya bir kamu kurumunda iş bulmanın aracı olarak görmek büyük bir yanılgıdır.
Eğitim; iyi insan olmanın, doğru karar verebilmenin, üretmenin, sorgulamanın ve mutlu bir hayat kurabilmenin temelidir. Bilimsel gerçeklerin yanında inancımız da anne ve babalara önemli sorumluluklar yüklemektedir.
Çocuğa güzel isim vermek, helal lokmayla büyütmek, sevgi ve adaletle davranmak, güzel ahlak kazandırmak ve en önemlisi iyi bir eğitim almasını sağlamak ebeveynin temel görevlerindendir.
Peygamber Efendimiz (sav);
“Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli bir miras bırakamaz.” buyurmaktadır.
Yine;
“İlim talep etmek her Müslümana farzdır.” hadisi de eğitimin ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Dikkat ederseniz, Dinimiz çocuklarınıza katlar, yatlar ve kabarık banka hesapları bırakın demiyor, servet, lüks yaşam veya büyük miras bırakmalarını emretmiyor.
Asıl miras; güzel ahlak, sağlam karakter ve nitelikli eğitimdir. Bu nedenle çocuklarımızı öğrenme heyecanını canlı tutan, düşünmeyi öğreten, problem çözme becerisi kazandıran, bilimsel merakı geliştiren, ruh ve beden sağlığını birlikte önemseyen eğitim ortamlarıyla buluşturmalıyız.
Beden sağlığı kadar, ruh ve akıl sağlığının da insan mutluluğu için çok önemli olduğunu kavratan, insanı mutlu kılacak, başarıya ve huzura taşıyacak yeni bir anlayış, devamlı öğrenerek, düşünerek, sosyal yaşamda aktif rol oynayacak, dünya sorunlarında farkındalık üretecek ideali veren eğitimcilerinin çözüm odaklı olduğu bir eğitim kurumunda iyi bir eğitim aldırmalıyız, bunu yaparken artık ceketimi satar seni okuturum demenize gerek yok
Çünkü gerçek eğitim, yalnızca sınav kazandıran değil; hayata hazırlayan eğitimdir.
Çocuğunuza bırakacağınız en büyük miras ise, ona kazandıracağınız eğitimdir.
İyi haftalar, sağlıklı günler diliyorum.