Söylenmemiş sözler hakkında düşünmek üzere zihnimi göreve çağırdım. Bu halim, mağazaya girip ne alacağını bilmeyen ama dikkatini çeken her şeye şöyle bir dokunup yerine bırakan insan psikolojisine benziyor.

Kararsızım, ne diyeceğimi bilmiyorum ama “söylenmemiş sözleri” düşünüyorum.

Söylenmemiş veya bir yere yazılmamış ise ben nereden bileyim “söylenmemiş sözleri” diyerek noktayı koymak varken ben derin derin düşünüyorum.

Belki de bu anlamda değildir yazılacak konu. Cevabı bellidir sorulan soruların ama karşımızdaki söylememeyi tercih ediyor.

Bilinen bir cevap ya da izleyiciler tarafından beklenen bir cevap ama kahramanımız söylemek yani telaffuz etmek istemiyor. Tabiri caizse anlam kuşunu gönül kafesinde tutmayı tercih ediyor.

Neden mi? Bilmiyoruz ama tahminler yürütebiliriz. Mesela, arkadaşını ele vermek istemiyordur. Söylese, büyük bir acıya sebep olacaktır.

Belki de kendini bağlamak istemiyordur da sözleri gizliyordur içinde. Yalan söylemek istemiyordur da susarak geçiştirmeyi tercih ediyordur.

Sözleri, şahitliğini hakkıyla yerine getiremeyecektir de o sebeple söylemiyordur. Reddedileceğini hissediyordur da “seni seviyorum” diyemiyordur belki.

Yalanla başlamış bir münasebeti ya da aşkını kaybetme korkusundan söylemiyor olabilir. Sizin yani muhatabı olacak kişinin akıbetinden endişe ettiği için de söylememiş oluyor olabilir. Belki de o söz, günahtır, haramdır da söylemiyordur.

Değil mi ki “ söz” iletilen bir mesajdır söyleyen ile söylenen arasında... O zaman çok yönlü sakıncalar da olabilir.

Nerede birikir, yani insanın içinde bu sözler. Bunlar bir evsel artık gibi içsel artık mıdır?

Çürümeye mahkum edilmiş çöp olur mu söylenmeyen sözler?Acaba gaz sıkışması gibi patlar mı vakti geldiğinde?

Söylenmemiş sözler, bir irade gücünü mü gösterir? Kocaman bir sabrı, güzel bir ahlakı mı işaret eder?

Yıkılmakta olan bir yuvayı kurtarır mı söylenmemiş sözler? Tüm bu sorulara onlarcası daha eklenebilir.

Söylenmemiş sözlerin içindeki manayı başka kelimeleri yükleyip söylemek mümkün müdür? Mümkünse varın gayri onu da siz düşünün...

Ortalığı savaş alanına çeviren sözleri duyunca keşke söyle(n)meseydi dediklerimiz olmuştur.

“Açtırma kutuyu söyletme kötüyü” pozisyonda kalmışızdır.

Keşke hiç konuşmasa böyle bir ömür boyu sussa dediğimiz insanlar vardır belki de... Kalpleri tek tek örseleyen, gönülleri kırıp paramparça eden

Söylenmemiş sözler sınırı bilir? Büyüğünü bilir, küçüğünü tanır söylenmemiş sözler. Sır gibi saklanır insanın gönlünde.

Eğer bir gün pişmanlık yaşamayım diye ağzına geleni söylerse gönlüne düşeni kelimeleştirirse insan, o gün vay haline dünyanın.

AHMET TAŞTAN