Değerli arkadaşım,Farkındaysan bugünlerde fazlaca kitap okuyorum. Sanırım okuldaki ders sayısının az olması ve baharın getirdiği iştiyakla elime geçen ya da birisinin tavsiyesi olan tüm kitapları bir anda okuyup bitiresim geliyor.

Hiç planda yokken okuldaki arkadaşımın masasının üzerine bırakılmış yeni kitaplara göz atıyordum. Çok güncel bir kitapla karşılaşınca müsaade istedim ve kitabı aldım.

Daha önce yazarını tanıyordum sanki. Tanıyordum derken sadece isminin Asiye Aykut olduğunu söylemiş olmuyorum. Yani kurduğu cümlelerden, olaylara yaklaşımlarından bildiğim bir yazardı.

Gençlerin ilgisini çeken ve gençler için tuzak olan güncel ve önemli konularda yazıyor. O yüzden müsaade isteyip alayım, dedim emaneten. Lakin elimde olmayarak sahipleniverdim bir anda. Yani kitabın altını-üstünü, sağını-solunu çizmeye başladım alışkanlık gereği.

Çok ilginç bir şey daha oldu bu kitap sonrasında. 15-20 tane sipariş verdim ki benim istifade ettiğim gibi acaba öğrencilerim de istifade eder mi, dedim. Yazarın niyetinin güzelliğini gördüm ve öğrencilerime faydası olup olmayacağını da denemek istiyordum.

Kitabın ismini merak ettin herhalde: Popüler Kültüre Karşı, üst başlığı ile KİMLİK MANİFESTOSU. Gençlik kitabı tarzında yazılmış, sıkıcı değil ama etkileyiciydi. Çabucak bitirilebilir ve gerekli bilgiler derlenebilir. Çünkü gençlik rels videosu gibi kitap istiyor artık. Bölüm başlıkları çok büyük puntolarla, alt başlıkları da büyük puntolarla yazılmıştı.

Sayfalar boyunca her bölümde farklı konular üzerinden popüler kültür ile geleneğimizin ortaya koyduğu kültür arasında kıyaslamalar yapması isabetliydi. Gençlerin düşebileceği tuzakları, kendileri zahmetsizce fark etsinler diye yan yana yazması dikkatimi çekti.

Aslında en önemli özelliği, yani kitabın omurga fikri Kur’an-ı Kerim’deki örnek hikayelerin kahramanlarını, çağımız gençlerinin gözleri önüne sermesi ve bugünkü dille yani onların anlayacağı bir Türkçe ile anlatmasıydı.

Bir tespit daha yapayım; böyle bir konuyu köklerden ilham alarak güncel bir dille yazmak çok anlamlı, çok gerçekçi ve çok da lüzumlu olduğunu düşünüyorum. Yazarımızın genç bir hanımefendi olması, gençlerin dilinden anlıyor havası da veriyor.

Daha çok kız öğrenciler için yazılmış diye düşünüyorum. Bazı noktalarda onlara direkt hitap ediyor zaten. “Ben soruyorum: Sen kendini gerçekten seviyor musun? "Burnunu”, "kilonu”, "boyunu" ya da “notlarını” değil; kalbindeki seni, içindeki o yumuşak, merak eden, bazen yorulan kızı seviyor musun?” Ön sözdeki dikkat çekici bu paragraf anlattığım meselelere bir ışık verir sanırım.

“Hz. Meryem: Sessizliği ile Yankı Uyandıran Kadın” başlığı altındaki yorumlar çok dikkatimi çekti ve “Sorgulama Alanında” a) Popüler olmak mı hayatlara dokunmak mı daha anlamlı? b)Kendimi değerli hissetmek için birkaç kişinin beğenmesi mi gerekir? c)Sessizlik de bir duruş olabilir mi?” gibi zihin açıcı cümleler okuyabiliyoruz.

Sayfa 76'da / “Hz. Yusuf’tan Dijital Çağda Mahremiyet Dersi” başlığı altında gönlümüzü sarsan cümleler okuyoruz. Hz. Yusuf'un "Ben Allah'tan korkarım" demesi, dijitalde de bir refleks haline gelmeli. Bugünün Züleyhaları ekranlardan çağırıyor. Özünün açılması, değerlerinin soyulması da bir mahremiyet ihlalidir.”

Bence de bu cümleler harika, çok dikkat çekici değil mi? “Kehf Gençliği Direnişin ve Dirilişin Gençleri” başlığını sayfa 33'ten okumaya başlıyoruz:

“Sen de Kehf Gençliğinden olabilirsin sevgili kızım. Senin de bir derdin varsa, bir değerin, bir hayalin, bir inancın varsa zamanının modasına, dayatmalarına, sahte kalıplarına karşı çıkabiliyorsan ve bu uğurda bazen yalnız kalmayı, bazen içe çekilmeyi göze alabiliyorsan, işte sen de Kehf gençliğinin bugünkü temsilcisi olabilirsin.”

Ve harekete geçirici ifadeler: Ayağa kalk! Hakikati söyle! Ve sakın vazgeçme! Sayfa 55'te/ Salih Amelle Kurtulan Gençler, Rakîm Kıssası üzerinden de çağımıza birkaç cümle söylemiş. a) aileye vefa ve merhamet, b) iffet, sabır ve ahlak, c) emanete sadakat ve helal kazanç. Bu kavramlar üzerinden Rakîm Gençleri bugün sana ne söylüyor, diye yorumlamış.

Şu cümleye bakar mısın sevgili dostum, Dijitalde kalbinle kal! Sınır ve Farkındalık Üzerine notlar da düşmüş. Dijitalde beni ben yapan nedir? Dijitalde ne kadar mahremim? Dijitalde bilinçli varlık mıyım? “Düşünüyorum öyleyse varım!” diyen Descartes’in karşısına “Görünüyorum öyleyse varım!” anlayışı koyan dijital ortam içindeki bir sürü tuzağı gözler önüne serip kültürel sömürgeciliğe karşı dik duruşu tavsiye eden bir kitaptır bir solukta okuyacağın.

En son sayfasındaki bilgi şu: “Kur’an’dan Acil Numaralar” Dikkat çekici değil mi sence de?Üzüldüysen, Bakara suresi 29. ayet. Günah işlediysen, Zümer Suresi 53. ayet. Kaybettiysen Yusuf Suresi 87. ayet, Yorulduysan, İnşirah Suresi 5. ayet... Madem ki gençlere hitap eden bir kitaptır bu; onlar tarafından okunmayı hak etmiştir sanırım. Kal sağlıcakla...

AHMET TAŞTAN