Bir hatıra yazmak için o günleri hatırlatacak mekanlarda bulunmak gerekir mi? Eğer cevabınız olumluysa müsaadenizle öğrencilik yıllarımda rahmetli Hikmet Şahin hoca ve Rabbim ömrüne bereket versin Abdulvasih hocamızla beraber yaptığımız oylat gezisini hatırlamak istiyorum.

Her öğrencinin önünden birçok öğretmen geçmiştir; her öğretmenin elinden de birçok öğrenci geçmiştir. Öğretmenlerden kim bilir kaçı, birçok öğrenciye dokunabilmiş yol göstermiştir.

Bazı öğrencilerini çok seven öğretmenlerle bazı öğretmenlerini çok seven öğrenciler aradan geçen yıllara rağmen hatıralarını taptaze korurlar.

Hayat denilen bu yolda yürüdüğümüz her anda üzerimizde büyük emekler olan hocalarımızı hayırla yad etmek vefa ahlakına uyan güzel bir davranıştır.

İnegöl İmam Hatip Lisesi 26. Mezuniyet pilavını pazar günü icra ederken ruhuna fatihalar gönderdiğimiz Hikmet Şahin hocam ortaokul çağlarında bizlere bedava kitaplar verip okumamızı sağlar. Dersi dersi işler ve dersin dışında farklı mekanlarda bizlere tefsir dersi yapar şuurlu ve bilinçli bir genç olmamıza çalışırdı.

Gençlerin tüm hayatını kapsayacak her türlü faaliyeti yaparak hayatın içinde onlara farkındalık kazandırırdı. Bu vesile ile bir gün Oylat'a geziye gitmiştik. Şu anda araç otogarının olduğu mekanlarda bir düzlük vardı.

Orada futbol maçı yapmış, sonra da hamama girmiş idik. Çocukluk işte her şeyden memnuniyet duyuyorduk özellikle hocalarımızın bizlerle futbol oynaması bizi onurlandırıyordu.

Futbol topuna çok fazla âşina olamayan Abdülvasih hocam topu önünde fazlaca sürdürdüğünden Hikmet Hoca biraz esprili bir ses tonuyla: “Abdulvasih içtimaî oyna, içtimaî oyna!” diye pas vermesi için teşvik ederdi. Hatırlıyorum top biraz yamukçaydı. Hocamız topu ayağı ile kontrol edebilse pas verecekti ama top ayağından kaçıverdi ve dereye yuvarlandı.

Oylat’a gittiğimiz zaman hatırladığım başka bir hatıram da şöyledir.

İslam'ın emirlerini yeni öğrenen gençler olarak, İslam'ın ilk indiği zamanda sahabenin içinde bulunduğu o yüce hissiyatla davranırdık. Anneden babadan gördüğümüz bir dinile değil; Allah'ın kitabından, peygamberin sünnetinden öğrendiğimiz bir İslam anlayışını hayatımıza tatbik ederdik.

Akıl buluğa ermiş yani ergenler olarak “erkek çocuklarının avret yerini” öğrenmiş ve “mahremiyetimize” titizlikle dikkat eder olmuştuk. Yani havuza girerken şortla ya da diz kapağından yukarı bir kıyafetle girmedik. O günlerde haşema dediğimiz bu kıyafetler de henüz piyasada yoktu. Hepimiz eşofmanlarımızla havuza giriyorduk.

Tabii şu andaki aklımızla düşündüğümüzde olacak iş değildi. Fakat avret mahallimizi göstermekten sakınmak için bunu yapmak zorundaydık.

Bizim gibi 9-10 kişilik genç grubun böyle eşofmanlarla havuza girdiğini gören bir amca kısa iç çamaşırın üzerine yünlü içlik giyerken “şimdiye kadar şeytana uyduk, bundan sonra da Rahman’a uyalım!” dediğini duymuştum.

Demek ki hacı amcamız bizim tavrımızı beğenmiş ve kendisi için doğru olan davranışı yapmıştı.

Oylat’a onlarca kez gitmişimdir. Belki birçok hatıra canlanır düşündükçe. Lakin düşüncemin ön tarafında hemen beliren bu iki hatıranı bir özelliği olmalı: Hocalarımızı yad etmek ve o yaşlı amcamızın güzel davranışını hatırlamak zihnimde derin izler bırakmış olmasındandı.

Bugün öğretmenlere yönelik söz konusu olan değer kaybı ile gördüğü bir doğru karşısında hiç kimseye eyvallah etmeden kendisini düzelten Hacı amcanın tavrı takdire şayan olması sebebiyle bu köşedeki yerini almış oldu.

Hatıralar, insan yaşlandıkça her köşe bucakta önüne çıkabiliyor. Onları, elinin tersiyle itiversen öbür köşede tekrar kendisini hissettiriyor. Hatıralardan kaçmak yerine, geçmişe takılıp kalmadan, onların güzel hisleriyle yaşamak hem günümüze hem de geleceğimize emniyetle bakmayı sağlıyor vesselam. /AHMET TAŞTAN