Bu bir mektuptur.
Gönderen : İlhan tatlı
Alıcı :…..
Kim alırsa; alıcı o dur.
Gideceği herhangi bir adresi yoktur.
Değerli kardeşim:
Hayat sandığın kadar uzun değil;
Çoğu zaman farkına bile varmadan akıp gidiyor.
Asıl mesele, ardımızda ne bıraktığımızdır.
Kırdığımız kalpleri onarmaya zaman bulamadan göçüp gidebiliriz.
İnsan en çok, telafisi olmayan hataların yükünü taşır.
Bu yüzden kimsenin saçına ak düşürme;
Zaten herkesin kendine göre derdi var, bir yük de sen ekleme.
Kimsenin gönlüne yük olma;
İnsan, taşıyamadığı duyguların altında ezilir.
Kimsenin kalbinde yara açma;
Çünkü bazı yaralar görünmez ama hiç kapanmaz.
Kimsenin gözünde yaş olma;
Birinin gözünden düşen damlada payın varsa,
O damlada bir gün boğulursun.
Kimsenin diline “ah” olma.
Alınan ah sessizdir ama derindir.
Ne zaman, nereden döneceği bilinmez.
Kimsenin bedduasını alma.
Kırdığın bir kalbin içinden yükselen o sessiz sitem,
Sana hayatının en ağır yükü olur.
Kimsenin baharına kış olma;
Mümkünse hayatlara küçük de olsa bir bahar ol.
Unutma ki ölüm var…
Ve ölüm; yarım kalan özürleri, söylenmemiş “affet”leri geri getirmez.
En büyük pişmanlık nedir bilir misin?
Geri dönüşü olmayan bir zamanda “keşke” demektir.
Konuşmadan önce düşün.
Kelimeler kör ve paslı bıçak gibidir.
Bir kez söylendikten sonra geri alınamaz.
İyileşmeyen derin yaralar bırakır.
İyilik yapamasan bile kötülük etme.
Kötülükten sakınman, belki de yapabileceğin en büyük iyiliktir.
Bazen en büyük erdem, sadece zarar vermemektir.
Kırmadan, incitmeden, üzmeden yaşamalısın.
Eğer insanlar senin elinden ve dilinden emin iseler;
Bilmelisin ki iyi, kaliteli bir insan ve gerçek bir Müslümansın.
Seni tebrik ederim.
Selam ve dua ile…
İlhan Tatlı