Havaların ısınmasıyla birlikte yaşam tarzında hızlı değişiklikler yapma eğilimi artıyor. Kısa sürede kilo vermek amacıyla kalori kısıtlamaları, ani spor kararları ve hızlı sonuç vadeden diyetler daha cazip hale geliyor. Ancak bu hızlı başlangıçlar çoğu zaman sürdürülebilir olmaktan uzak bir süreci beraberinde getiriyor.
Kısa sürede hızlı kilo kaybı vadeden programlar ilk etapta motive edici olabilir. Kalori alımının ciddi şekilde kısıtlanması ve yoğun egzersizle birlikte tartıda düşüş görülür. Ancak burada gözden kaçırılan temel nokta, bedenin bu süreci nasıl algıladığıdır. Vücut için bu durum bir iyilik hali değil, aksine bir stres yanıtıdır.
Enerji alımının belirgin şekilde azalmasıyla birlikte metabolizma adaptasyon geliştirir. Bazal metabolizma hızı düşer, vücut harcadığı enerjiyi minimize etmeye çalışır. Aynı zamanda açlık hormonlarında artış, tokluk sinyallerinde azalma görülür.
Bu durum kişinin gün içinde yeme isteğini artırırken, kontrolü sürdürmesini zorlaştırır. Sürece eşlik eden yüksek kortizol düzeyleri ise hem yağ depolanmasını kolaylaştırabilir hem de uyku, ruh hali ve egzersiz performansı üzerinde olumsuz etki yaratabilir.
Bu yanıtlar çoğu zaman irade eksikliği olarak yorumlanır. Oysa burada sorun bireyin motivasyonu değil, uygulanan yöntemin sürdürülebilir olmamasıdır. Çok düşük kalorili ve düzensiz beslenme modelleri kısa vadede sonuç üretse de uzun vadede kilo geri alımıyla sonuçlanma olasılığı oldukça yüksektir. Üstelik bu döngü tekrarlandıkça kişinin bedenine ve sürece olan güveni de zedelenir.
Benzer şekilde egzersize ani ve yoğun bir başlangıç yapmak da risklidir. Daha önce düzenli hareket alışkanlığı olmayan bir bireyin bir anda yüksek tempolu programlara yönelmesi hem sakatlık riskini artırır hem de sürecin kısa sürede bırakılmasına neden olabilir. Bedenin adaptasyon kapasitesi göz ardı edildiğinde sürdürülebilirlik kaçınılmaz olarak azalır.
Bu noktada daha dengeli bir yaklaşımla ilerlemek gerekir. Kilo kaybı süreci bir zaman yarışından ziyade bir adaptasyon sürecidir. Yeterli ve dengeli beslenme, düzenli ama gerçekçi egzersiz planı ve davranış değişikliği odaklı ilerlemek hem fizyolojik hem psikolojik açıdan daha sağlıklı sonuçlar verir.
Bu süreci daha sağlıklı yönetebilmek için bazı temel noktalar öne çıkar:
Kalori kısıtlamasını keskin değil, kademeli şekilde planlamak, Öğün düzenini koruyarak kan şekeri dalgalanmalarını önlemek, Egzersize düşük-orta yoğunlukta başlayıp sürekliliği önceliklendirmek, Uyku düzenini ve stres yönetimini sürecin bir parçası olarak ele almak, Hızlı sonuç yerine sürdürülebilir alışkanlık değişimlerine odaklanmak
Haftanın her günü yoğun egzersiz yapmak yerine haftada birkaç günle başlamak, tüm beslenme düzenini bir anda değiştirmek yerine küçük ve kalıcı adımlar atmak sürecin devamlılığı açısından daha etkilidir. Amaç yalnızca kilo vermek değil, verilen kiloyu koruyabilecek bir yaşam düzeni oluşturmaktır.
Yaza hazırlanmak güçlü bir motivasyon olabilir. Ancak bu motivasyonun bedene yüklenme şeklinde değil, bedenle iş birliği kurarak kullanılması gerekir. Bu yüzden asıl soru ne kadar hızlı kilo verilebileceği değil, bu sürecin ne kadar sürdürülebilir olduğudur.
Diyetisyen Berre Sude MESTAN
@dyt.berremestan