Başarılı olmak neredeyse hepimizin ortak hayali. Kimimiz kariyerinde en iyi noktaya ulaşmak ister, kimimiz hayalini kurduğu okulu kazanmak için çabalar, kimimiz ise “mükemmel” bir ebeveyn olabilmenin peşinden gider.

Daha iyisini istemek, mükemmele adım adım yaklaşmaya çalışmak elbette son derece doğaldır. Ancak bu yolda kendimizi ne kadar zorladığımızı, ne ölçüde yıprattığımızı ve ne kadar stres altında olduğumuzu gerçekten fark edebiliyor muyuz?

Mükemmeli aramak çoğu zaman insanı yıpratır. Ulaşmak istediğimiz sonuca odaklanmak, o yolda gösterdiğimiz çabayı görmemizi zorlaştırabilir. Oysa önemli olan yalnızca sonucun iyi, kötü ya da “mükemmel” olması değil; o süreçte yaşadıklarımız, öğrendiklerimiz ve kendimize kattıklarımız değil midir?

Fakat mükemmeliyetçi eğilimler, bireyin öz güvenini zedeleyerek gerçekçi olmayan beklentilerin peşine sürüklenmesine yol açabilir.

Yüksek standartlara sahip olmak, en iyisini istemek elbette çok doğal, çok insani. Doğal olmayan ise; mükemmel bir ebeveyn, kusursuz bir eş, hatasız bir çalışan ya da eksiksiz bir öğrenci olabilmek uğruna kendimizi tüketmektir. Gece gündüz demeden çalışmak, kendimizi dinlememek ve ihtiyaçlarımızı görmezden gelmek… Asıl yıpratıcı olan tam da budur.

Başarıya giden yolun her zaman düz ve öngörülebilir olmadığı hatırlanabilir. Bu yol çoğu zaman zorlayıcı deneyimler de içerebilir. “Çok iyi olamayacağım” düşüncesiyle başlamadığımız o işe bir adım atmak, “mükemmel olamayacağım” diye vazgeçtiğimiz o hedeflere yeniden bakmak, mükemmel anne-baba olamayacağımıza inanıp korktuğumuzdan değil; elimizden gelenin en iyisini yapabileceğimizi bildiğimizden ilerlemek, mükemmeliyetçilik düşüncesinin etkisini azaltmada yardımcı olabilir.

Kendimize yüklenmek yerine, adım adım; sabırla ve farkındalıkla ilerlemekte fayda var. İsteklerimizi bir anda kusursuzca gerçekleştirmek zorunda değiliz. Bırakalım bu yol bizi hayalini kurduğumuz yerlere götürsün.

Belki vardığımız nokta, zihnimizde tasarladığımız “mükemmellik” olmayacak. Ama o yolun sonunda kazandığımız deneyim, öğrendiklerimiz ve kendimize kattıklarımız paha biçilemez olacaktır. Çünkü asıl değerli olan sonuç değil; o sonuca giderken gösterdiğimiz emek ve çabadır.

Zehra Durmuş

Psikolog & Aile Danışmanı