Diyet yapıp kilo vermek çoğu kişi için zor ama asıl zor olan verilen kiloyu korumaktır. Birçok insan belli bir süre dikkat edip kilo verir ama bir süre sonra o kiloların geri geldiğini görür. Hatta bazen başlangıçtan daha fazla kilo alınır. Peki neden böyle olur?

En büyük nedenlerden biri sürdürülebilir olmayan diyetlerdir. Çok düşük kalorili, katı kurallarla dolu, sevilen besinleri tamamen yasaklayan listeler kısa vadede sonuç verir gibi görünür. Ama uzun vadede vücut ve zihin buna dayanamaz. Bir süre sonra kişi sadece fiziksel olarak değil psikolojik olarak da açlık hisseder.

Bu noktada psikolojik açlık devreye girer. Aslında bedenin ihtiyacı olmadığı halde yemek isteği artar. Kişi diyeti bozduğu an kendini durdurmakta zorlanır. Çünkü uzun süre baskılanan istekler bir anda ortaya çıkar. Bu durum çoğu zaman normalde yenilenden daha fazla yeme ile sonuçlanır. Yani sorun sadece diyeti bozmak değil, kontrolün tamamen kaybolmasıdır.

Bir diğer önemli nokta motivasyon eksikliğidir. Diyete başlarken genelde güçlü bir istek olur ama bu istek zamanla azalır. Eğer bu süreçte kişinin bir amacı, rutini veya sürdürülebilir bir planı yoksa eski alışkanlıklara dönmek çok kolay olur. Sadece kısa süreli hedeflerle yapılan diyetler kalıcı sonuç getirmez.

Hareketsizlik de sürecin önemli bir parçasıdır. Sadece beslenmeye odaklanıp hareketi ihmal etmek, verilen kilonun korunmasını zorlaştırır. Vücut zamanla daha az enerji harcamaya başlar. Bu da eski beslenme düzenine dönüldüğünde kilo alımını hızlandırır.

Ayrıca diyet sürecinde öğrenilen alışkanlıkların kalıcı olmaması da geri kilo alımına neden olur. Eğer kişi sadece listeye uymuş ama nasıl beslenmesi gerektiğini öğrenmemişse, diyet bittikten sonra ne yapacağını bilemez. Bu da eski düzene dönüşü kaçınılmaz hale getirir.

Peki bu döngüyü kırmak için neler yapılabilir?

Öncelikle diyetin geçici bir süreç değil, sürdürülebilir bir düzen olması gerekir. Yasaklar yerine denge kurmak daha gerçekçidir. Sevilen besinleri tamamen hayatımızdan çıkarmak yerine porsiyon kontrolü ile tüketmek hem psikolojik olarak rahatlatır hem de sürdürülebilirliği artırır.

Besin günlüğü tutmak farkındalık oluşturmak için oldukça etkili bir yöntemdir. Ne zaman, ne kadar ve neden yediğini görmek kişinin kendi davranışlarını anlamasını sağlar. Özellikle duygusal yeme ataklarının fark edilmesinde oldukça yardımcıdır.

Açlık ve tokluk sinyallerini tanımak da önemlidir. Gerçek açlık ile can sıkıntısı ya da stres kaynaklı yeme isteğini ayırt edebilmek sürecin en kritik noktalarından biridir. Bu farkındalık oluşmadan kalıcı sonuç almak zorlaşır.

Hareketi günlük hayatın bir parçası haline getirmek gerekir. Bu ağır sporlar yapmak zorunda olmak değildir. Düzenli yürüyüş bile kilo korumada oldukça etkilidir. Vücut hareket ettikçe metabolizma daha dengeli çalışır.

Küçük ama sürdürülebilir hedefler belirlemek motivasyonu korumada yardımcı olur. Kısa sürede büyük değişimler beklemek yerine, yavaş ama kalıcı ilerlemek daha sağlıklıdır. Arada kaçamak yapmak süreci bozmaz. Önemli olan alışkanlıklarını genel düzeyde değiştirmektir.

Diyetisyen Berre Sude Mestan

@dyt.berremestan