Yeme bozuklukları çoğu zaman yalnızca ne yediğimiz ya da ne yemediğimizle açıklanabilecek bir konu değildir.
Günlük hayatta “çok yiyor” ya da “hiç yemiyor” diye basitçe tanımladığımız davranışların arkasında, çoğu zaman daha derin psikolojik süreçler yer alır.
Çünkü yeme davranışı; duygularımız, benlik algımız ve içinde bulunduğumuz sosyal çevreyle yakından ilişkilidir.
Araştırmalar, yeme bozukluklarının benlik saygısı ve öz-şefkat ile güçlü bir bağlantısı olduğunu göstermektedir.
Eleştirel ebeveyn tutumları, ergenlik döneminde yaşanan akran zorbalığı ve sosyal ve kültürel çevrenin baskısı da bu süreci önemli ölçüde etkileyebilir.
Bu nedenle mesele yalnızca “irade” değil, kişinin içinde bulunduğu psikolojik ve sosyal bağlamdır.
Bazı bireylerde özdeğer ile beden algısı iç içe geçmiştir. Kişi kendini ancak belirli bir kiloya ulaştığında ya da “ideal” olarak tanımladığı görünüme sahip olduğunda değerli hisseder.
Bu noktada tartıdaki sayı, yalnızca bir ölçüm olmaktan çıkar; kişinin kendine bakışını belirleyen bir kriter haline gelir.
Kimileri içinse yeme davranışı bir duygu düzenleme aracı olarak ortaya çıkar. Yoğun üzüntü, stres ya da boşluk hissi, yemekle bastırılmaya çalışılabilir.
Gece vakti gelen yemek krizleri, tıkanırcasına dolu dolu yemek aslında kişinin mutsuzluğunu gidermeye çalışması olabilir.
Bu noktada kritik soru şudur: Kişi gerçekten aç olduğu için mi yemek yemektedir, yoksa duygusal olarak kendini iyi hissetmek için mi?
Diyet süreçlerinde görülen bilişsel çarpıtmalar da bu döngüyü zorlaştırabilir. Felaketleştirme ve aşırı genelleme gibi düşünce hataları, “Ne yaparsam yapayım asla kilo veremem” inancını besleyebilir.
Kişinin sürece karamsar ve çözümü yokmuş gibi bakmasına sebep olabilir. Bir başka bilişsel çarpıtma olan “Ya hep ya hiç” düşünce kalıbı ise küçük bir kaçamağı bile başarısızlık olarak yorumlamaya neden olabilir.
Böylece kişi ya katı bir şekilde diyet yapar ya da süreci tamamen bırakır. Oysa sağlıklı bir beslenme düzeninin temelinde mükemmeliyet değil, sürdürülebilirlik vardır.
Belki de en önemli nokta şudur: Yeme davranışlarımızın ardındaki psikolojik ihtiyaçları fark edebilmek ve gerektiğinde bu konuda destek almaktan çekinmemek.
Zehra Durmuş
Psikolog & Aile Danışmanı